Dinde miyarı olmayanın ayarı olmaz/2

Dinde miyarı olmayanın ayarı olmaz/2


Dinde miyarı olmayan ayarsızlar; haramı yaklaştırdılar, helali de uzaklaştırdılar. Hesap gününü de hesaptan düşürdüler. İşte toplumu arsızlar ve ayarsızlardan korumanın çaresi, dinin miyarını hayata amir kılmaktır. Hz. Ömer (ra) derdi ki: “Dini konularda yeterli fıkhi bilgisi olmayanlar bizim pazarımızda satış yapmasın.” Dikkat edilirse Hz. Ömer (ra), “lehine olan şey ile aleyhine olan şeyi” bilmeyen yani fıkıhsızları pazardan uzaklaştırıyor. Şunu bilelim ki; dinimizde ölçülü olana ölçüsüz sevap, ölçüsüzlük yapana ölçülü azap vardır. O halde İslâm’ın kutsallarına, koyduğu sınırlara, sünnet-i seniyyenin şekillendirdiği uygulama biçimlerine her konuda büyük bir itina ve özel bir dikkat gösterip ölçüsüzlüklerden kaçınmak, ümmetin dindarlık kıvamına yönelik temel bir göstergedir. İblisi lain vahyin açık beyanına karşı aklını edince kıyas, derhal kovuldu cennetten işte budur dindeki mikyas. Rabbimiz haber veriyor:

 

“Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için secde edin/saygı ile eğilin” dedik. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, secde edenlerden/saygı ile eğilenlerden olmadı.

 

Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.

 

Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi.” (Araf Sûresi/ 11-13)

 

Dinin miyarını hiçe sayanlar, birer hiçtirler. Dinde miyarsız kalmanın neticesinde ayarsız hale gelenlerin nezdinde dinin değerlerine yapışmak yobazlık. İnanın hokkabazlıkta bile yok bu kadar hokkabazlık!

 

İslâm ümmetine karşı ilgisiz kalıp onları ihmal etmek ve sonra da, kendi olgunluğunu, iyi Müslüman olduğunu iddia etmek, fikrî Müslümanlıkla yetinmek, «kalbim temiz» iddialarıyla avunmak, dine ve ümmete karşı saygısızlık ve ayarsızlık demektir. Dinde miyar sahibi olanın her zaman tek derdi, İslâm Ümmeti’nin acısı. Ümmetin yüzü güldükçe diner onun yüreğinin sancısı!

 

Allah’ın şeriatını yetersiz ve gereksiz görenlerin miyarı ve ayarı olmaz. Onlar silik vida gibi olup asla ayar tutmazlar. Muhammed Zahidu’l Kevserî (Rh.a.) der ki: “Kişinin Allah’ın şeriatına bakışı, kişinin dininin miyarıdır.” (Makalatü’l Kevserî, Sh: 282, Beyrut/ 1993) Allah’ın şeriatına kem gözle bakanın miyarı da olmaz, ayarı da olmaz. İslâm’ın malı olan bu topraklarda şeriat düşmanlığı arsızlara ve ayarsızlara aittir. Şeriat düşmanlığında ısrar etmek, arsızlıkta ve ayarsızlıkta ısrar etmek demektir. Şunu bilelim ki; şeriat keyfe kâfidir. Şeriat düşmanlığında ısrar edenin de kâfirliği safidir! 

 

Dinde miyarsız kalmanın neticesinde meydana gelen ayarsızlık/ölçüsüzlük, dinde aşırılık (el-ğuluvvu fi’d-dîn) olarak en uç ve tehlikeli noktaya ulaşır. Neticede, bireysel planda “mutedil mü’min” ve buna bağlı olarak toplum planında da “vasat ümmet” niteliği ya tamamen ya da kısmen ortadan kalkar. “Vasat, orta, adil, ölçülü” niteliği kaybolunca “iyi Müslüman” ve “hayırlı ümmet” kavramı yani ma’rufu emretme ve münkeri nehyetme yetkinliği ve etkinliği ciddi şekilde yara alır ya da hiç kalmaz. Bu sebeple konu, mü’min bireyler kadar ümmet varlığı ve etkinliği açısından da son derece önemlidir.

 

Din işlerinde genellikle aşırılık ve mübâlağa olarak görülen ölçüsüzlük, hiç kimseyi kurtuluşa götürmemiştir. Bu sebeple de Rasûlüllah Efendimiz “Ey Müslümanlar! Dinde ölçüsüzlükten sakının! Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık ve ölçüsüzlük helak etmiştir.(İbn Mâce, Menâsik 63) buyurmuştur. Bu ikaz, inançlar ve ibadetlerdeki ölçüsüzlüklerin hepsini kapsayan genel bir uyarıdır. Allah Teâlâ önceki ümmetleri de aşırılıktan/ölçüsüzlükten nehyettiğini şu âyetle bildirmiştir: «De ki; ey ehl-i kitap! Dinînizde (ölçüyü aşıp) haddi tecâvüz etmeyin!» (Maide Sûresi/ 77) Öte yandan bir hadîs-i şerîfle-rin-de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Gerçekten bu İslâm Dini, kolaydır. Kim, amellerim eksik olmasın diye kendini zorlarsa, din ona galebe eder. O halde, ortalama gidin, bununla yetinin. (Böyle yaparsanız) size müjdeler olsun. Sabah-akşam seferinden biraz da gece yürüyüşünden yararlanınız da kendinizi yormayınız. (Acelesiz ve telâşsız bir yaşayışı tercih ediniz ki hedefe ulaşabilesiniz.)” (Buhârî, İman 29; Nesâî, İman 28; Ahmed b. Hanbel, Müsned ,V, 29.) buyurmuştur. Müslümanlığın fevkinde bir Müslümanlık, şeytan için maskaralıktır. Dinin miyarı dışında bir Müslümanlık arayışı, İblisi sevindiren ahmaklıktır. Din, dinin hududları dâhilinde kalınarak kıvamında yaşanır. 

Google+ WhatsApp