Değiştirmiyorsanız, bari doğru uygulayın!

Değiştirmiyorsanız, bari doğru uygulayın!


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün hukuk alanında yapılacak reformları açıkladı..

 

Sadece ve sadece, “Kamu idarelerinin taraf olduğu aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda ‘pilot dava’ usulü getiriyoruz” açıklaması bile, bence reform adına çok büyük bir adımdır..

 

Düşünün..

 

Mahkemelerde benzer nitelikte ihtilaflarda, nice farklı kararlara şahit olmuşumdur.

 

Öyle ki.

 

Artık taraflar şöyle düşünür olmuşlardır:

 

“O davacının avukatının arkası sağlam. Onun sayesinde dava farklı sonuçlandı.”

 

Bu dedikoduları, yargıya güvensizliği de bitirecek nitelikte, “pilot dava” usulü, büyük bir adım..

 

Onun içindir ki, Cumhurbaşkanı da, dünkü açıklamasında, “Pilot davada verilecek kararın aynı konudaki uyuşmazlıklar bakımından bağlayıcı olmasını temin ederek, gereksiz vakit kayıplarının ve kaynak israflarının önüne geçiyoruz” müjdesini verdi..

 

Erdoğan’ın, iktidara ilk geldiğinde vaad ettiği, ama vesayetçilerin engellemeleri sonucunda bugüne kadar gerçekleştirilemeyen, vatandaşa tepeden bakan zihniyeti resmeden şu cümlesi de, benim açımdan çok önemli:

 

“İdarenin, haklı olduğu belli olan vatandaşa ‘git davanı aç, kazan öyle gel’ şeklinde özetleyebileceğimiz tavrına son veriyoruz.”

 

Evet, millet ile devlet, işte bu bakış açısı ile kaynaşır..

 

Devletine güvenen millet böyle oluşur..

 

Milletine güvenen devlet böyle sağlanır..

 

Reformlar alanında daha başka mesajlar da var.

 

Ama ben, 6284 sayılı, çok tartışılan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında dün yapılan açıklamayı çok önemsiyorum..

 

Maalesef, feministler yine AK Parti’ye baskı yapmış olmalılar ki..

 

6284 sayılı kanunda yapılması beklenen, kanunundaki düzenlemenin bile tam tersi uygulamaları önleyecek izah edici değişiklikler, Cumhurbaşkanı tarafından dillendirilmedi.

 

Hatta tam aksine, kadın lehine düzenlemelerin artırılacağı belirtildi..

 

Kadına karşı şiddete hepimiz karşıyız..

 

Burada bir sorun yok.

 

Ama “kadına karşı şiddeti nasıl önleriz, bu önleme sırasında neler yapılmalı” noktasında, farklı tespitlerimiz var..

 

Kanunda belirlenen ifadelerin bile, uygulamada nasıl tersyüz edildiğinin tartışılmadığı bir ülkede yaşıyoruz..

 

Somut örnekleri verirsem, konu daha iyi anlaşılacak.. 

 

Bu kapsamda, bazı başlıkları aktarayım..

 

Önce, değişmesi gerektiğine inandığım bir maddeyi söyleyeyim..

 

Birinci madde 2/b’deki “kadın erkek eşitliğine duyarl,” ifadesi var..

 

Bu ifadeyi, lütfen ordan çıkaralım.

 

Çünkü kadına pozitif ayrımcılık, yani ayrıcalık tanındığını kanunu hazırlayanlar açıklıyorlar..

 

Ama sonra, “kadın-erkek eşitliği” deniyor..

 

Riyakarlık daha ikinci maddede böyle başlıyor..

 

Madem kadına ayrıcalık tanıyorsunuz.

 

Kadın-erkek eşitliğinden bahsetmeyin bari..

 

“Kadın ile erkek eşittir” demeyin..

 

Burdaki riyakarlığı bitirin..

 

Pratikte bir önemi olmasa da.. Felsefi açıdan bu değişikliği önemli görüyorum.

 

Ama yapılacağına yönelik bir ümidim de yok..

 

Devam edelim, tespitlerimize..

 

2. madde c bendindeki “Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilir” ifadesi için, herkese çağrı yapıyorum ve diyorum ki, “haydi hayata geçirelim..”

 

Maddede, sadece “şiddet mağduru” için değil, aynı zamanda “şiddet uygulayan için” de, tedbir kararının insan onuruna yaraşır şekilde infazı öngörülüyor..

 

Bu ne demek?

 

Bir kızgınlıkla..

 

Bir küçük hata ile..

 

Yanlış yapan eşe..

 

Olayları daha da büyütecek şekilde..

 

Azılı katil muamelesi yapılmaması..

 

Sorunları çözme noktasında adım atılmasına imkan tanınması..

 

Somut örnek verelim..

 

Eşler tartıştılar.. İlk tartışmaları..

 

Hemen evden uzaklaştırma kararı verdiniz..

 

Ama evden uzaklaştırma kararı verdiğiniz eşin, üst katta yatalak annesi var..

 

Bu durumda, siz “şiddet uyguladığı” iddia edilen kişinin onuruna uygun bir karar verildiğini söyleyebilir misiniz?

 

Değişik çözümler getirilebilinir..

 

Devlet imkanı ile diğer eşin bir yerde kalması sağlanabilir..

 

Yatalak annesine bakmak isteyen eşin, daha sıkı tedbirler alınarak eve yaklaşması konusunda farklı tedbirler alınabilir.

 

Ama. Evlenmiş de olsa, bir çocuk, yatalak annesine bakmaktan men edilmez..

 

Ve gelelim, belki de kamuoyunda en çok tartışılan ve en meşhur olan maddeye..

 

Aslında yanlış uygulanan maddeye..

 

Mağdur olanların bile, “Bu madde yanlış uygulanıyor, aslında düzenleme bu şekilde değil” demedikleri.

 

Kanunu suçlamak için, “Kadının beyanı esastır demek de nedir. Kadın iddia etti diye, ben cezaevine nasıl girerim. Böyle şey olur mu” diyerek, kanunda olmayan düzenlemeyi kanunda yazılı imiş gibi gösterdiği bir oluşturulmuş “şehir efsanesi” ile karşı karşıyayız..

 

Açık açık söyleyelim..

 

Kanundaki düzenlemede, kadının beyanı ile delil aranmaksızın suçun sabit kabul edileceği şeklinde bir düzenleme bulunmuyor..

 

İlgili madde, 8. maddenin 3. fıkrası:

 

“Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.”

 

Koruyucu tedbir ne?

 

O da, 4. maddede düzenlenmiş:

 

“a) İşyerinin değiştirilmesi.

 

b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.

 

c) ... tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.

 

ç) ... kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

 

Burda düzenlenen koruyucu tedbirlerin içinde, “suç isnat edilen kişi cezaevine konulur” diye bir şey yok..

 

Kadının beyanı ile delil aranmaksızın..

 

Kişinin işyeri değiştirilebilinir..

 

Ama kimse, cezaevine konulamaz..

 

Kadının beyanı ile yerleşim yeri farklı belirlenebilir..

 

Ama şiddet uyguladığı iddia edilen kişinin üst kattaki yatalak annesine bakması önlenemez..

 

Kadının beyanı ile tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulabilir.

 

Ama..

 

Evden uzaklaştırma kararı verilemez..

 

Bu husus, Anayasa Mahkemesi kararına da konu oldu.

 

Anayasa Mahkemesi de, kadının beyanı ile sadece koruyucu tedbirlerin alınabileceğini, bunun yanısıra önleyici tedbirlerin alınamayacağını belirtti..

 

Beklentimiz, üç tane feministin, kanunun uygulanmasını tam tersi bir şekle çevirmesinin düzeltilmesi için, kanuna daha açık ifadelerin eklenmesi idi.

 

Bu yapılmadı..

 

Yapılmayacağı dünkü reform bildirgesinde açıklandı.

 

Hiç mi olmasın. Yargıtay içtihadları ile. Anayasa Mahkemesi kararları ile.

 

Kanundaki metnin aksine uygulamayı önleyecek tedbirler alınmalı..

 

Ailenin temeline dinamit koymaya kalkışan üç tane feministin isteklerine, ülke boyun eğmemeli..

Google+ WhatsApp