Değişen şartlar ve tüketilen değerler (1)

Değişen şartlar ve tüketilen değerler (1)


Mücevherin kabına atfedilen değer içinde taşıdığı kıymetli maden ile alakalıdır. Tıpkı bunun gibi İslam kadınının başörtüsü de onun imanı, iffeti, hayâsı ve erdemleri ile bütünleşerek değerler safındaki yerini alır ve içinde taşıdığı özün bir parçası haline gelir. Bu yönüyle özel bir anlam ihtiva eden başörtüsü aksesuar olarak kullanılan türlerinden ayrılır.

 

Hatırlayacağınız üzere geçmiş dönemlerde laik zorbaların postalları altında ezilen dindarlar ağır baskılara maruz kalmış, başörtülü öğrenciler okullardan atılmış, birçok dindar erkek ve kadın işten çıkarılmış, dini ifade eden semboller suç olarak kabul edilmiş ve bu sembollerle resmi kurumlara girmek yasaklanmıştı. 2002 tarihinde AKP’nin iktidara gelmesi ile birlikte ise baskılardan, dışlanmışlıktan ve kendilerini ifade edecek bir zemin bulamamaktan yorgun düşen kişiler, hayallerini gerçekleştirebileceklerini düşünüp, büyük beklentilerin içine girmiş ve ne olursa olsun İslami ilkelerden ödün vermeyeceklerini ikrar etmişlerdi. Ancak sular beklediğimiz gibi aşağı doğru akmamış ve çok geçmeden dindar kesim küresel/seküler kültüre entegre olup, taviz üstüne taviz vermeye başlamışlardı. Öz değerlerinden uzaklaşarak seküler kültürün bir parçası haline gelen bazı hanım kardeşlerimiz başlarını açarken, ekonomik ve siyasi gücü ellerinde tutan muhafazakâr kesime yakınlaşan ve başlarını örtenler de olmuştu.

 

İnsanların iç dünyalarını elbette bilemeyiz ancak 28 Şubat döneminde eğitim ve çalışma hakları ellerinden alınan, dışlanan, horlanan dindar kadınların yanında yer almayan, onlar için destekleyici bir açıklama dahi yapmaktan kaçınan bazı şarkıcı, tiyatrocu, oyuncu kadınların muhafazakâr kesim iktidara gelince başlarını örttüklerini ve onlarla birlikte hareket etmeye başladıklarını gördük. Öyle ki daha evvel farklı kulvarlarda yer alan bu kişilerin kimilerini ezan okurken, kimilerini iftar ziyafetlerinde, kimilerini türbe ziyaretlerinde görmeye başladık.  Ve bu kimseler daha evvel kendi mahallerinde itibar görmezken dindar çevreler tarafından ilgi seline boğuldular, övgüler aldılar, çeşitli imkânlara sahip oldular ve toplumun gözbebeği haline getirildiler. Az evvel de dediğim gibi dışarıdan görünen buydu ancak biz insanların içini bilemeyiz, bunu Rabbimiz bilir…

 

Zaman su gibi akıp gitti ve başörtülü kadınlar hayatın her alanında yer almaya ve varlıklarını hissettirmeye başladılar. Fakat ne yazık ki artık birçoğu örtüyü bir değer olarak değil cazibesini ortaya çıkaracak ve kendisini daha çekici hale getirecek bir araç, bir aksesuar olarak görmeye başladı. Seküler kültür Müslüman kadının örtüyle ilgili algısını dönüştürmüş ve onu ağına takarak bir tüketim nesnesi haline getirmişti.

 

Son yıllarda moda ve güzellik kavramlarının sürekli şekilde pompalanması ve kadının sırf görünürlüğü üzerinden değerlendirilmesi, tesettürün moda sektörünün bir parçası olarak görülmesine ve ticari bir metaya dönüştürülmesine neden oldu. Kültürel kimliğini oluşturamamış, duruşunu sabitleyememiş birçok hanım seküler söylemlerin seline kapılarak ya başlarını açtılar ya da örtüyü cazibelerini ortaya çıkaracak bir araç olarak görmeye başladılar. Geçmiş dönemde yaşadığımız baskı ve dayatmalar da sahip olduğumuz imkânlar da bir imtihandı ve bizler imtihanı yoklukta değil varlıkta kaybettik, sahip oldukça şımardık, şımardıkça istikametten uzaklaşmaya başladık. Biz imtihanı varlıkta kaybettik…

Google+ WhatsApp