Dedikodu Bir Davranış Sorunudur

Dedikodu Bir Davranış Sorunudur


Rabbimiz kalpleri incitecek ve çatışmaya sebebiyet verebilecek olayların yayılmasını yasaklamış ve insani ilişkilerin hak merkezli bir zemine oturtulmasını istemiştir. Kalpleri birbirinden uzaklaştıran gıybet ve dedikodu haram kılınmış ve insan ilişkilerinde saygı esas alınmıştır. Ama buna riayet etmek sanıldığı kadar kolay değildir. Zira iletişim kurduğunuz kişiye iman ekseninden bakamıyorsanız anlayış göstermek ve tahammül etmek nefsinize ağır gelir ve meşru bir kılıf uydurup dedikoduyu sürdürürsünüz. Hatanızı söyleyen kişiye hemen çıkışır ve “yalan konuşmuyorum, olan şeyi söylüyorum” deyip içinizi rahatlatmaya çalışırsınız. Peki, içinizde taşıdıklarınızı dışarı aktarmakla rahatlayabileceğinizi umuyor musunuz? Bu mümkün müdür? Elbette değildir zira içinde haram barındıran her eylem manevi dünyamızdan bir şeyleri alıp götürür ve yoksulluğa sebebiyet verir.

 

Öylesine karanlık günlerden geçiyoruz ki, başımızı hangi tarafa çevirsek şiddet ve dedikodu furyası ile karşılaşıyoruz ve doğal olarak negatif odaklı bireylere dönüşüyoruz. Siyasiler birbirlerinin kusurlarını afişe ederek yerlerini sağlam tutmaya çalışıyorlar, şarkıcı, oyuncu ve sosyal medya fenomenleri birbirlerinin ardından atıp tutarak gündemi işgal ediyorlar. Magazin programları adı altında insanların kusurları afişe ediliyor, dedikodu normalleştiriliyor ve Allah’ın haram kıldığı gıybet, dedikodu ve suizan bir geçim kaynağına dönüştürülerek insanlar üzerinde tesir bırakıyor. Düşünün yorucu bir çalışma temposunun ardından üniversiteye başlayan ve eğitimini tamamlayıp iş hayatına atılan bir genç, kazancı ile zaruri ihtiyaçlarını ancak karşılayabilirken gıybet ve şarlatanlık yaparak sosyal medyada boy gösteren bir fenomen büyük imkânlar elde ediyor. Bu durum ne yazık ki genç bireylerin bakış açılarını etkiliyor ve özendirici bir etki bırakıyor.

 

Peki, sözüne itibar etmediğimiz bir kişi olumsuz bir haber getirdiğinde ne yaparız ya da ne yapmamız gerekir? Böyle durumlarda ya muhatabı küçümser, cahildir ne söylediğinin önemi yoktur deyip geçiştiriveririz ya da önyargılarımızla hareket eder ve karşımızdaki kişiyi hemen yargılarız. Peki, doğru olan nedir? Rabbimiz laf taşımayı, dedikoduyu yasaklamıştır ancak haberi getiren kişi sözüne itibar edilmeyen biri olsa dahi araştırılmasını emretmiştir. “Size gelen bir haberin doğruluğunu araştırın” (Hucurat, 6). Rabbimiz insan ilişkilerinde karşımızdaki kişi kim olursa olsun nezaket, zarafet ve hakkaniyete riayet etmemizi ve ifadesini dikkate alıp doğru olup olmadığını araştırmamızı istemiştir. Peki, bunu yapmaktan niçin kaçınırız? Çünkü kendimizle yüzleşmekten hoşlanmayız ve muhatabı suçlayarak işin içinden sıyrılmayı düşünürüz.

 

Küresel kapitalist sistemin kontrolü altında olan medya sektörü ne yazık ki Müslüman halkların tutum ve davranışlarını büyük oranda etkiliyor. Hemen her gün ekranlarda sergilenen magazin programları dedikodunun sıradanlaşmasına ve fertlerin birbirlerini negatif odaklı bir bakış açısı ile değerlendirmelerine neden oluyor. Oysa Rabbimiz, “Kusurları ve mahremiyetleri araştırmayın” (Hucurat, 12) buyurmuş ve insan ilişkilerinin yıkıcı değil yapıcı bir zemine oturtulmasını istemiştir. Rabbimiz İslam ahlâkının hayata taşınmasını ve insani ilişkilerin güven eksenli bir yapıya dönüştürülmesini emretmiştir. Fakat biz kullar yapmaktan ziyade yıkmaya odaklayız ve haram kokan söz ve eylemleri toprağa gömmek yerine avucumuza alıp elden ele dolaştırıyoruz. Ve zihnimiz o kadar bulanmış ki, avuçlarımızda tuttuğumuz o şeyin bizim ebedi saadetimizi elimizden aldığının farkında değiliz.

Google+ WhatsApp