Davutoğlu da, din karşıtlığına doğru yol alıyor!

Davutoğlu da, din karşıtlığına doğru yol alıyor!


Bu ülkede “başörtü yasağı” denildi mi..

 

“Bu yasağı milletin başına bela eden üç gazete sayın” denilse..

 

Birincisi Cumhuriyet gazetesidir..

 

O gazeteden de, başörtü yasağını ölümüne savunan, yasağın sürmesi için “Genç subaylar tedirgin” başlığı atacak kadar “gözü dönmüş kaç kişi var” denilse..

 

5-6 kişiden birisi de, Mustafa Balbay’dır.

 

İşte o Cumhuriyet gazetesine..

 

İşte o Mustafa Balbay’a..

 

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu konuşmuş..

 

Havadan sudan değil, tabii ki.

 

Cumhuriyet bildiğimiz cumhuriyet.

 

Mustafa Balbay da, her zamanki Balbay..

 

Tek farkları var..

 

Yine kafalarının arkasında başörtü düşmanlığı var.

 

Ama..

 

Şimdilik onu rafa kaldırdılar.

 

Yine İmam Hatip düşmanlığını kafalarının arkasında sürdürüyorlar.

 

Ama onu da şimdilik rafa kaldırdılar.

 

Şimdi önceledikleri, hem başörtü yasağını tekrar hayata geçirmek için.

 

Hem de İmam Hatip düşmanlıklarını hayata geçirmek için..

 

Kendilerine tek engel gördükleri, 20 senedir yenildikleri dindar siyasetçiyi devirmek..

 

Dolayısı ile şunu rahatlıkla söyleyebilirim..

 

Mustafa Balbay’ın nezdinde, Ahmet Davutoğlu’nun üç kuruş kıymeti yoktur..

 

Ahmet Davutoğlu AK Parti’de iken.. Cumhuriyet gazetesi de, Mustafa Balbay da.. Yaptıkları haberlerle, yazdıkları makalelerle, bunu defalarca ispat etmişlerdir..

 

Ne zaman ki..

 

Ahmet Davutoğlu, AK Parti’den ayrılmıştır..

 

Cumhuriyet için de, Mustafa Balbay için de..

 

Ahmet Davutoğlu çok kıymetli bir siyasetçi oluvermiştir..

 

Ama bu kıymet, Ahmet Davutoğlu’nun şahsından kaynaklı bir kıymet değil, Tayyip Erdoğan’a verebileceği zarar ölçüsünde bir kıymettir..

 

Bu kısa giriş sonrası şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:

 

“Ahmet Davutoğlu, Mustafa Balbay’a konuşarak.. Mustafa Balbay da, Ahmet Davutoğlu ile röportaj yaparak.. Ne kadar kimliksiz olduklarını, ne kadar ikircikli bakış açısına sahip olduklarını ispat etmişlerdir.”

 

Bu genel tanımlamanın, isterseniz ispatı sadedinde, röportajdan da alıntılar yapalım..

 

Der ki Davutoğlu:

 

“Erdoğan muhafazakârlıktan müteahhitliğe evrildi. İktidar gücü karşısında sınavı kaybetti.”

 

Tayyip Erdoğan’a bu eleştiri, ilk defa Davutoğlu tarafından yapılmıyor ki..

 

Taa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduğu yıllardan bu yana..

 

Başörtü yasakçıları, dindar karşıtları, Erdoğan’a bu eleştiriyi hep yapıyorlardı..

 

Ahmet Davutoğlu, AK Parti kurulurken, darbecilerden korktuğu için kurucu olmamıştı ama..

 

AK Parti ikinci defa büyük bir halk desteği ile iktidara gelince..

 

Davutoğlu rahatlamış.

 

Ve, Erdoğan için yapılan “Mücahid idi, müteahhit oldu” iftiraları ayyuka çıktığı halde..

 

AK Parti’ye girmişti..

 

Yine Davutoğlu, Erdoğan’ın yanında yıllarca siyaset yaptığı dönemde..

 

Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturur iken. Hatta Başbakanlık koltuğu kendisine teslim edildiği dönemde.. Başkaları değil. Bizzat cumhuriyet gazetesinde ve Mustafa Balbay köşesinde, Erdoğan müteahhit olarak haksız isnatlara maruz bırakıldı..

 

O yıllarda, Davutoğlu bırakın o iftiralara karşı “Bana dokunmasın, gerisi beni ilgilendirmez. Ben kendime yönelik eleştiri var ise, ona cevap veririm” demeyi..

 

Erdoğan’a kendisini siper edip, o eleştirileri alçaklık olarak nitelendiriyordu.

 

Şimdi aynı iftirayı, Davutoğlu, Cumhuriyet Gazetesi’nden yapıyorsa..

 

Ona, kim inanır ki?

 

Kimsenin inanmadığı, gittiği esnaf ziyaretleri sırasında “Sen devlet hainisin” diye haykırışlardan da belli olmuyor mu?

 

Başka ne diyor, Davutoğlu?

 

“Dini kavramlar üreterek siyaset yapmanın bütün sınırları görüldü.”

 

Fesubhanallah..

 

Bak Ahmet bey.. Bak Sayın Davutoğlu..

 

Bu sözler, tam da karşısında oturan Cumhuriyet gazetesinin tanımlamaları..

 

Bu ülkede dindar insanlar siyaset yapmaya başladığı günden bu yana..

 

Hatta onun da daha gerisinde..

 

Dindar bile diyemeyeceğimiz, sadece vatanını seven ve dinini örf şeklinde yaşayan insanların siyaset yapmak istedikleri 1920’li yıllarda bile..

 

Senin yaptığın o tanım, laikçi kesim tarafından, din karşıtları tarafından yapılıyordu..

 

Bakın Mustafa Kemal dönemine..

 

Bakın İnönü dönemine.

 

Erbakan dönemini hatırlatmamıza hiç gerek yok. Hemen herkes o suçlamaları ezberledi artık..

 

“Dini siyasete alet etme” diye, Türk Ceza Kanunu’na madde bile konuldu, bu ülkede..

 

Adamlar inanmadıkları halde, dindar görüntü veriyorlar, ama gerçekten dindar insanların siyaset yapmaları halinde ise, “Dini siyasete alet ediyor” deyip, cezaevine koymaya kalkıyorlardı..

 

Tekrar edelim, Davutoğlu’nun, fanatik CHP’lilerin Menderes’ten Erbakan’a, Erdoğan’a kadar tüm siyasetçilere yaptıkları saldırı sözcüğünün ikiz kardeşi cümleyi:

 

“Dini kavramlar üreterek siyaset yapmanın bütün sınırları görüldü.”

 

Yani başörtüyü biz icat ettik. Aslında İslam’da yok. Böyle bir kavram ürettik.. (Bunun içine Davutoğlu’nun eşi de dahil olur. Çünkü o da başörtülü..)

 

Aslında Ayasofya’nın açılması dini açıdan gereksiz idi. Biz ürettik.

 

Aslında dini bilgilerle mücehhez İmam Hatip gençliğinin, eğer puanı tutuyorsa, eğer istiyorsa, Hukuk Fakültesi’ne gitmesi, Tıp Fakültesi’ne gitmesi.. Dinimizin de bir emri değil. Bizim uydurduğumuz, dinin siyasete alet edilmesinin bir sonucu, öyle mi, Ahmet bey.

 

Şu da Davutoğlu’nun, Cumhuriyet (Hemen her gün, dindar insanlara küfreden, başörtüyü domuzun kafasına geçiren, sırf Müslümanlara saygısızlık olması için Fransa’daki peygambere hakaret içerikli karikatürleri Türkiye’de basan Cumhuriyet) gazetesine söylediklerinden: 

 

“Erdoğan, sadece Cumhuriyet tarihinin değil, Üçüncü Selim’den bu yana Osmanlı döneminin de bütün birikimlerini, kurumlarını tüketti, tarumar etti.”

 

Şunu “Davutoğlu’ndan öncesi ve sonrası” diye ayırsaydın da, “Kibri aklını geçmiş” diyenler, başka ihtimalleri hiç düşünmeseydiler..

 

Taa Refah Partisi, hatta MNP’nin kapatma iddianamesinde bile olan bir suçlama da, Davutoğlu’nun dilinden, Milli Görüş çizgisindeki Erdoğan’a yapılıyor:

 

“AK Parti’nin kutuplaşma dayatması karşısında böyle bir masa oluşturmak büyük bir umut kaynağı olmuştur.”

 

“CHP, muhafazakarlaşıyor” diye tanıtanlara kapak olsun:

 

“Sizin Davutoğlu’nuz bile, CHP’lileşiyor, din karşıtlığına doğru evriliyor, dindarlığı din istismarı olarak tanımlıyor!”

Google+ WhatsApp