Davacı: İP’li Akın Uyar.. Davalı Akit.. Karar hazır!

Davacı: İP’li Akın Uyar.. Davalı Akit.. Karar hazır!


Davacı: Akın Uyar..

 

Davalı: Akit gazetesi..

 

Biraz daha açalım..

 

Davacı: İyi Parti Disiplin Kurulu Üyesi Avukat Akın Uyar..

 

Davalı: Muhafazakar yayınları ile tanınan Akit gazetesi..

 

Biraz daha açalım..

 

Davacı: Muhalefetteki İyi Parti’nin Yozgat milletvekili adayı..

 

Davalı: Milletvekili seçiminde İyi Parti’nin 4 katı oy alan AK Parti yandaşı olmakla suçlanan gazete..

 

Biraz daha, biraz daha açalım..

 

Davacı: Ülkenin diktatörlükle yönetildiğini, her şeyin Cumhurbaşkanı’nın iki dudağı arasından çıkanlarla belirlendiğini iddia eden İyi Parti’nin bir mensubu..

 

Davalı: Diktatör olmakla suçlanan Tayyip Erdoğan’ı Allah rızası için destekleyen, vatanperver olduğunu her fırsatta deklare eden Akit gazetesi..

 

Davacı: Yargının bağımsız olmadığını, kadrolaşma sonucu tek görüşten hakimlerle doldurulduğunu iddia eden, hakimlerin Cumhurbaşkanı’nın talimatları ile karar verdiğini öne süren İyi Parti’nin bir üyesi..

 

Davalı: Hakimlerin kararlarının önce kendisine gittiği ileri sürülen Tayyip Erdoğan’a menfaat beklemeksizin destek veren Akit gazetesi..

 

Veee..

 

Şapkadan tavşan çıktı..

 

Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi..

 

İyi Parti Disiplin Kurulu üyesi Avukat Akın Uyar’ın, Akit gazetesi aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davasında mahkumiyet kararı verdi..

 

Manevi tazminat bir yana..

 

35 yıllık hukuk hayatımda..

 

30 yıllık basın hayatımda..

 

“Bir gazetenin haberinden dolayı, maddi tazminat talep ediyorum” diyeni gördüm ama, kazananı görmemiştim..

 

Onu da görmüş oldum..

 

Hem de nasıl bir davada?

 

“Yetti gayri, yetti. Diktatörlükle yönetiliyoruz” denilen ülkede..

 

Tayip Erdoğan’a yönelik saygısız ifadeleri kullandığı için haber yapılan avukatın talebi üzerine, bu ilk yaşandı..

 

“Hakimler, Cumhurbaşkanı’nın emri ile karar veriyor” denilen ülkede..

 

Bir hakim, tam da o Cumhurbaşkanı’na suç niteliğinde bir isnatla, “yezid” sıfatını kullanan bir FETÖ’cünün paylaşımını retweet eden kişinin ifşa edilmesini, hukuka aykırı buldu ve tazminata hükmetti..

 

AK Parti kadrolaşıyordu öyle mi?

 

Hakimler, Tayyip Erdoğan’ın iki dudağının arasından çıkanlara bakıyordu, öyle mi?

 

Açık söyleyeyim, böyle bir ülkeyi ben de istemiyorum..

 

Ama “Cumhurbaşkanı’nın iki dudağı arasından çıkacaklara bakılıyor” propagandası yapılıp, ardından o Cumhurbaşkanı’na hakaret edenlerin işledikleri suçun ifşa edilmesine ceza verildiği bir ülkeyi de istemiyorum..

 

Muhatabımız çıkıp dese ki:

 

“O tarihte yanılmışım. FETÖ’cülerin iftiralarını yaymışım.. Ama bugün itibari ile, Fuat Avni’nin de, Hakan Şükür’ün de, Ünal Tanık’ın da.. FETÖ terör örgütü üyelikleri artık inkar edilemez bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Yanılmışım. Erdoğan’ın ‘Milletimiz bizi affetsin’ deme hakkı var da.. Benim yanılma hakkım yok mu” dese..

 

Eyvallah diyeceğim..

 

Böyle demiyor..

 

Bugün dahi..

 

FETÖ’cülerin Cumhurbaşkanı’na yönelik iftiralarını tekrarlıyorlar..

 

Diğer taraftan da..

 

Bu durumu tevsik eden gazetelere dava açıp..

 

“Erdoğan’ın hakimleri” diye suçladıkları hakimlerden, tazminat kazanıyorlar..

 

Bu nasıl bir çelişki, anlamak mümkün değil..

 

Hani manevi tazminat davalarına alışığız da..

 

Maddi tazminat davası da ne oluyor?

 

Şu oluyormuş:

 

Akın Uyar beyefendi, avukatlık yapıyor ya..

 

Bir kişi gelmiş, bir davasını kendisine vermiş, ücrette anlaşmışlar..

 

Ama o kişi, Akit gazetesinde o tarihte yayınlanan Akın Uyar hakkındaki olumsuz bir  haberi görünce.

 

“Ben sana davamı vermekten vazgeçtim” demiş..

 

Böylece..

 

Akın Uyar zarara uğramış..

 

Bunu da istiyor, Akın bey bizden..

 

Hani istemek ayıp değil..

 

İstersin de..

 

Bir hakim, böyle bir kararı nasıl verir?

 

Vermiş işte..

 

“Hakimler, AK Parti’nin hakimleri” diyorlar ya..

 

“Akit de, AK Parti’nin yandaşı” diyorlar ya..

 

Nasıl oluyorsa..

 

Böyle oluyor işte..

 

Merak ediyor olmalısınız..

 

“Akın Uyar’ın paylaşımları neydi ki, Akit ifşa edince, mahkemeye koştu?”

 

Manşetimizden o paylaşımların bazılarını okuyacaksınız.

 

Sadece okumayacak, görsellerini de gözlerinizle göreceksiniz..

 

Onlar, ispat edemedikleri isnatlarla, “Yargı siyasi iktidarın oyuncağı oldu” derler..

 

Hem hakimleri zan altında bırakırlar..

 

Hem siyasi iktidarı suçlamış olurlar..

 

Ama,biz muhteremlerin suç niteliğindeki paylaşımlarını, görselleri ile birlikte ispatlasak da..

 

Yine mahkum oluruz..

 

“Cumhurbaşkanı’na karşı bu paylaşımlarınızdan dolayı, sizin hakkınızda bugüne kadar bir soruşturma açılmadı mı? Yargıtay’ın açık içtihatları var, retweet etmek de paylaşıma katılmak demektir. Kaldı ki siz bir avukatsınız. Avukatın, suç niteliğindeki paylaşımları, diğer vatandaşlara göre daha dikkatlice paylaşması gerekirdi.. Maalesef sizin bu paylaşımlarınız ceza soruşturması gerektirir. Ben de bir hakim olarak, dosyayla böyle bir paylaşımın varlığından haberdar olduğuma göre, sizin hakkınızda suç duyurusunda bulunmak zorundayım. Aksi takdirde görevimi ifa etmemiş olurum. Ben de suç işlemiş olurum” demesi gerekir iken..

 

“Akit hakkındaki maddi tazminat davasının kabulüne” diyor..

 

Cumhurbaşkanı’na “yezid” sıfatını kullanan İyi Partili lehine..

 

O İyi Partilinin yaptığı bu saygısızlığı ifşa eden Akit aleyhine kararını veriyor..

 

Ne diyelim..

 

Sağlık olsun..

 

Kadrolaştığı iddia edilenler, bizler olalım..

 

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı diktatörlükle suçlansın..

 

Ama muhalifler, tarihte görülmemiş taleplerle karşımıza çıkıp, bir de o davaları kazansınlar..

 

Nasıl bir diktatörlük ise bu..

 

Nasıl bir kadrolaşma ise bu..

 

Yok yok..

 

“Diktatörlük olsun” demiyorum..

 

“Adalet” diyorum..

 

“30 yılda, Akit’in binlerce dosyasında.. Emsal karar ararken, başkalarının on binlerce dosyasında görmediğim bir kararı, ben bu davada nasıl gördüm” diyorum..

 

Şaşıp kalıyorum..

Google+ WhatsApp