Dağlık Karabağ’da kazanan Rusya mıdır?

Dağlık Karabağ’da kazanan Rusya mıdır?


Rusya’nın aracılığıyla 9 Kasım’da kabul edilen anlaşmayla, 10 Kasım gecesi saat: 00.00 itibariyle, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaş durduruldu. Tabii anlaşmayla her şeyden önce Ermenistan 28 yıl önce işgal etmiş olduğu Azerbaycan topraklarından kontrol etmeye devam ettiği bölgelerden de, 1 Aralık tarihine kadar üç aşamada çekilmeyi kabul ettiği için anlaşma onun açısından yenilgiyi kabul anlamına geliyordu. Fakat bölgeye “barış gücü” adıyla Rus askeri birliklerinin yerleştirilmesinin kabul edilmesi, Azerbaycan’ın cephede kazandığı zafere Rusya’nın masa başında el koyması olarak değerlendirilmesine neden olduğundan bu işte en kârlı çıkan tarafın da Moskova olduğu yorumları yapıldı. 

Bu konuyu değerlendirirken elbette realiteyi görmek; ama taşları da yerli yerine oturtmak, realitenin bir tarafını öne çıkarırken diğer tarafını gözden uzak tutma hatasına da düşmemek gerekir. 

Öncelikle şunu belirtelim ki, Ermeni işgalinde olan topraklar sadece Dağlık Karabağ olarak tanımlanan bölge değildi. Ermeni güçleri bu bölgeye dâhil olmayan ve Azerbaycan’a ait diğer bazı bölgeleri de işgal etmiş ve buralardaki Azerileri evlerini, yurtlarını terke zorlamıştı. O yüzden bir milyon civarında Azeri, Azerbaycan’ın diğer bölgelerine iltica etmek zorunda kalmıştı. 

Azerbaycan 27 Eylül’de başlatılan operasyonda işgal edilmiş bölgelerin bir kısmını kurtardı. Anlaşmada Ermenistan’ın işgal altında tuttuğu Kelbecer bölgesinden 15 Kasım’a, Ağdam ve Kazah bölgesinden 20 Kasım’a, Laçin bölgesinden de 1 Aralık’a kadar çekilmesi kararlaştırıldı. Böylece 1 Aralık itibariyle Ermeni askeri birlikleri işgal ettiği Azeri topraklarının tamamından çekilmiş ve kendi sınırları içine dönmüş olacak. Böylece buraların tümü yeniden Azerbaycan kontrolüne geçmiş olacak. 

Ermeni işgalinden dolayı evlerini terk etmek zorunda kalmış olanlar da BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin kontrolünde evlerine dönecekler. Böylece tehcir son bulmuş, yurtlarından çıkarılmış Azeriler evlerine dönmüş olacak. 

Öldürülenlerin cesetleri ve esirler karşılıklı olarak teslim edilecek. 

Nahçıvan özerk bölgesiyle Azerbaycan arasında doğrudan bir kara bağlantısı sağlanacak ve bu aynı zamanda Azerbaycan’ın Türkiye’yle de karadan bağlantı kurmasına imkan verecek ki bu da önemli bir kazanımdır. 

Dağlık Karabağ ahalisinden olan Ermeniler de doğal olarak orada kalmaya devam edecekler. İşte Ermenistan da hem onların varlıklarını sürdürmeleri hem de kendisinin onlarla irtibatının sürmesi için güvence istemiştir ve bu da kendisine Rusya vasıtasıyla sağlanmıştır. Yani Ermenistan, Azerbaycan’ın ileri sürdüğü şartları kabul etme karşılığında kendisi de böyle bir şartını kabul ettirebilmiş ve bu konuda da Rusya’nın bölgedeki gücünden yararlanmıştır. Ancak bu, Rusya’nın imzalanan anlaşmayla elde ettiği değil zaten var olan gücüdür. Rusya isteseydi savaş esnasında Ermenistan’a etkin bir şekilde askeri destek verebilir ve Azerbaycan karşısında daha fazla direnmesini sağlayabilirdi. Rusya’nın bunu tercih etmemesi, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarında işgalci olmasını onaylamama gibi bir “ahlâkî” sebebe değil tamamen stratejik sebeplere dayanıyordu. Bundan önceki ateşkes anlaşmalarında da Rusya’nın aktif rol oynadığı biliniyor. Belki Rusya’nın buradaki gücünü dengeleme açısından bölgede barışın ve ateşkesin korunması konusunda Türkiye’nin de aktif bir şekilde devreye girmesi rol oynayabilir. 

Anlaşmanın en önemli eksikliği bizim gördüğümüz kadarıyla Dağlık Karabağ bölgesinin idari yönden statüsünün ne olacağı konusunun açıklığa kavuşturulmamasıdır. Ermenistan’ın bölgenin çevresinde işgal etmiş olduğu Azerbaycan topraklarından çekilmesi sonucunda bölge tamamen Azerbaycan sınırları içinde kalacak ve doğal olarak Azerbaycan’a bağlı olacaktır. Ancak idari statüsünün ne olacağı, bölgesel yönetiminin nasıl şekilleneceği konusunun da açıklığa kavuşturulması ve Ermenistan’ın buradaki Ermeni örgütleriyle ilişkilerinin denetlenmesi büyük önem arz etmektedir. 

Google+ WhatsApp