Çürüme ve Kirlenme

Çürüme ve Kirlenme


Müslümanların içinde bulunduğu durum, yani sınanış çok da hayrına gelişmiyor. Kapitalizmin çarkında Müslüman olarak var olma ya da bir Müslüman bilinciyle yaşamanın zorlukları elbette var. Faizin, kredi kartlarının, tüketimin alaborasına kapılanların gözü bir şey görmüyor. İlkeler, manevî yasaklar ya da daha açık deyimiyle haramlar renk değiştiriyor. Bu da bir anlamda sekülerliğin daha bir yerleşmesine neden oluyor.

 

Basit kurgular üzerinde düşünülünce sorunun büyüklüğü, derinliği göz ardı oluyor. Genç bir kuşak var. Bir yanıyla düşünce boşluğu yaşıyor, savruluyor. Bir diğer yanıyla görünenler ve yaşananlar onları doyumsuzluğa itiyor. Türkiye nüfusunun büyük kesimi -kendi tanımlamalarıyla- muhafazakâr. Aslında bu muhafazakârlık bir yanıyla mevcut sistem içinde var olan, onu koruyan, tutan ve yaşatan kesim oluyor. Muhafazakârlık İslâm ile özdeş kılınıyorsa ki bu, İslâm’a bühtan olur.

 

Mevcut sistemi koruma muhafazakârlığına soyunanlar kapitalist, liberal sağ kesimin bir devamıdırlar. Mevcut sistem içinde çıkış yolu aramayanların mevcut sistemi koruma muhafazakârlığıdır olan bitenler.

 

Yaşımız gereği yaşanan olaylar geçmişten bugüne, sorunlar hiç de değişmiyor. Siyasal anlamda kapitalist ve liberaller hep yönetiyor Türkiye’yi. Dönemsel olarak yaşanan soygunların ya da gaspların ideolojisi yoktur. Bunun sağı ve solu da olmaz. Mevcut sistemin kendi içinde ürettiği bir yaşayış biçimidir.

 

İnsanların haklarını gasp edenler bu toprakların çocuklarıdır. Geçmiş zamanda bankerlerin talanları ve soygunları vardı. Şimdi ise tarz değiştirmiş başka yollarda yeni çarklar işliyor.

 

Müslümanların, özellikle duyarlı olanların olaylara bakışında göz ardı ettikleri nesnellik. Olayları gerçekleri kendi düzlemlerinde değerlendirmeyişleri.

 

Bu çocuklar hiç de yabancı gelmiyor bize. Kişiler ya da kesimleri doğrudan hedef almak yerine içinde bulunulan durum kirlenme ve çürüme sorunudur. Yolsuzlukların ve soygunların, talan ve gaspların giderek yaygınlaşması büyük çürüme.

 

 

 

Kapitalist sistem insanı çürütüyor. Sınır tanımıyor. Bu çarka kapılanlar kendilerini kolay kolay sakındıramıyorlar. İnsanlar karşıtlarını bulundukları yer ve konum olarak yargılayacaklarına içine düştükleri çarkın kendilerini nasıl bir duruma düşürdüğüdür.

 

Bir Müslüman’ın önceliği kendini korumasıdır. Bireysel anlamda nasıl haramlardan sakınıyor ve kaçıyorsa, bunu çevresine, çocuklarına ve yakınlarına da elinden geliyorsa sakındırmalı.

 

Sözle, ben Müslüman’ım demek yetmiyor. Hâl ile insan ancak gerçeği yansıtabilir.

 

Yabancı kavramlarla tanılanma da işin bir başka sakat yönü. Bir insan kendisini Müslüman olarak tanımlamaktan kaçınıyorsa bunun elbette nedenleri var. Batı’nın Müslümanlara giydirdiği fundamentalist gibi bir yakıştırmanın burada da karşılık bulduğu. Bundandır ki kendini gene Batı düşüncesinin belirlediği kavramlar ile kendini tanımlıyor ve âdeta çırpınıyor. Batıcı anlamda sağcılık, solculuk, muhafazakârlık milliyetçilik birbirinin türevleridir.

 

Bugünkü insanların hâlleri bizi çok da mutlu kılmıyor. Çünkü bugün yönetenler muhafazakâr Müslümanlar. Onlar kendilerine göre sistem ile barışık kavramlar ürettiler. Hatta sistemi içselleştirdikleri gibi benimsettiler. Kimsenin haramlara karşı bir tutumu yok. Kapitalist, liberal ve özel bir dini olan bu sistemin tamamlayıcıları konumundadırlar.

 

İnsanlar birbirlerinin kirlerini birbirlerinin yüzlerine vuruyorlar ve âdeta yarışıyorlar.

 

Müslümanlığın bu sistem içinde kendisine yer bulması ya da kendi hakiki varlığını göstermesinin güçlüğü elbette var. Var ama öylesine var.

 

İslâm’ın güzelliği içinde kendini koruyabilenleredir selâmımız. Dünya tamahında doymazlığına kapılmayanlaradır selamımız ve sevgimiz. İnsanın üzerine sıçrayan bu zift gibi kapkara kirlerden, onu oluşturan ortamlardan, sakınanlaradır selamımız. Her türlü olumsuzluklardan kaçınan, korunan aziz ve güzel insanlara selâm olsun.

 

Not: Değerli dostum, kardeşim Mustafa Kurdaş Bey’in eşi Hatice Hanım’ın vefatı, bu dünyaya vedası bir hüzündür elbette. Hatice Hanım’a rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun. Mustafa Bey’e, çocuklarına sabır ile hayırlı ömür dilerim.

Google+ WhatsApp