Çocuğun hayalindeki şehir

Çocuğun hayalindeki şehir


Çocuk bütün oyuncakları bir araya toplamış ve küçük bir şehir kurmuştur. Çocuk bir şehirde bir mahallede olabilecek her şeyi tasarlamış ve itina ile inşa etmiştir. Fakat nedense oyuna bir türlü odaklanamamakta ve çaktırmadan gözlerini çevirip arkadaşıyla sohbet eden anneye bakmaktadır. Çocuk, anne tarafından fark edilmediğini düşünmekte ve oyunun tadını çıkaramamaktadır. Çocuk arada sesini yükseltmekte, inşa ettiği şehri yerle bir etmekte ve annenin dikkatini çekebilmek için her yolu denemektedir. Çocuk çok şey istememektedir aslında annenin bir bakışı, bir ifadesi, bir mimiği yeterlidir onun için fakat anne bunun farkında değildir. Çocuk için fark edilmek, değerli olduğunu hissedebilmek annenin aldığı pahalı oyuncaklardan çok daha önemlidir fakat bunu anneye izah edememektedir. Zira anne her şey yolundaymış gibi davranmakta ve çocuğun yüreğinden yükselen sesi fark edememektedir. Çocuk hayalindeki şehri inşa etmiştir ama hayalindeki anneye ulaşamamıştır…

 

PASİF ŞİDDET

 

 

Bir insanı yok saymak onu ayakta tutan direnci kırmak ve değersizleştirmektir. Ruh hekimleri bunu ciddi bir sorun olarak görüyor ve psikolojik şiddet kapsamında değerlendiriyorlar. Zira önemsenmemek, değersizleştirmek ve görmezden gelmek kişiye verilebilecek en büyük ceza ve dışlamadır ki o yüzden insanlar özellikle evliliklerde eşlerin birbirlerinden uzaklaşmalarına bir anlam veremez ve her şey yolunda zannetmiştik deyip şaşkınlıklarını ifade ederler. Görünürde bir şey yoktur ama fark edilmemek, önemsenmemek, değersizleştirildiğini hissetmek evliliğin temellerini sarsmış ve çatışmaya zemin hazırlamıştır.

 

Pasif şiddet samanın altında akan bir su gibidir siz bunun ne kadar yıkıcı olduğunu fark edemeyebilirsiniz, su inceden inceye akar ve büyük bir aşınmaya sebebiyet verir.

 

İnsan türü sevgi ve ilgiye bütün canlılardan daha fazla ihtiyaçlıdır. Bir zerre sevgi elde edebilmek için ömür köleliğe rıza gösteren insanlar vardır çevremizde. Bu kişileri zayıf, dirençsiz ve güvensiz olarak görüp suçlayabilirsiniz ancak insanın sağlıklı bir hayat sürebilmesi için tıpkı yemek içmek gibi sevildiğini hissetmeye de ihtiyacı vardır… Sevgi pahalı bir değerdir o yüzden insanlar vermekten kaçınırlar. Oysa paylaşıldıkça çoğalan ve bereketlenen bir güçtür sevgi…

 

Kişinin karşısındakini yok sayması ve görmezden gelmesi pasif şiddettir ve oldukça yıkıcıdır. Bu tavır insana kendini değersiz hissettirir çünkü. Değersiz görüldüğünü, dışlandığını hisseden insan kendini suçlar ve değer verilmeye layık değilim, sevilmeyi hak etmiyorum diye düşünüp yalnızlaşır.

 

Etkin bir iletişimin nasıl olabileceği noktasında, muhatabına değer veren ve onun haklarına saygı gösteren Hz. Peygamber bize yol göstermektedir. Çocukluk dönemini Resulullahın yanında geçiren Hz. Enes (R.A.), Hz. Peygamberin (.S.A.V.) bir kişiyle karşılaştığında ona saygı gösterdiğini ve kişi dönüp gidinceye kadar yüzünü ondan çevirmediğini, onunla el sıkıştığında o elini çekinceye kadar elini adamın elinden çekmediğini ifade eder. Bizler her konuda olduğu gibi insani ilişkilerimizi sürdürürken de onun izini takip etmek ve sesine kulak vermek zorundayız.

Google+ WhatsApp