CHP’ye de, İP’e de; “Yuh olsun size, yuh be!”

CHP’ye de, İP’e de; “Yuh olsun size, yuh be!”


Meral Akşener saf mı?

 

Yoksa işine gelen bir istismarda, gönüllü oyunculuk mu yapıyor?

 

Soruyoruz, “Barış İçin Akademisyenler Bildirisi adı altında PKK’lı teröristlere can suyu olmaya çalışan sözde öğretim üyeleri, sizin iktidarınızda bir hafta içinde görevlerine iade edilecekmiş, ne dersiniz?” diye..

 

Tek kelime ile cevap yok.

 

O başka işlerle uğraşıyor..

 

Ekrem İmamoğlu’nun iki günde bir portre satın aldığı Londra’da, sokaklara “Apo için özgürlük” afişleri asılmış..

 

“Bu afişler nerede asılmış, ben kime soruyorum” demeden..

 

“Sakın ha sakın” diye söze başlıyor..

 

“Apo’yu serbest bırakma hazırlığı varsa, sakın ha sakın” diyor, Tayyip Erdoğan’ı suçlamaya çalışıyor..

 

Ben de kendisine tekraren hatırlatıyorum:

 

“Sakın ha sakın Akşener.. CHP ile yaptığınız ittifakta, ortaklarınıza şimdiden hatırlatmazsanız.. Sandıkdan çıkan oylara, 2018’dekini bir kenara bırakın.. Bu sefer hepten şaşar kalırsınız..”

 

“Milliyetçiyim” diyeceksiniz.

 

“Ülkücüyüm” diyeceksiniz..

 

Partinizin milletvekillerinin hemen hepsi, “Fırat Çakıroğlu, üniversitedeki PKK’lı teröristler tarafından şehit edildi” diyerek oy avcılığı yapacaklar..

 

Ama..

 

CHP Genel Başkanı, İyi Parti ile kurduğu ittifak sayesinde iktidara geldiklerinde, ilk iş olarak PKK’ya destek çıkan akademisyenlerin üniversiteye geri geleceklerini açıklamasına rağmen..

 

 

Bir tane İyi Partili yiğit çıkıp da, “Ne saçmalıyorsun sen? Kendi adına konuş. ‘İktidara geldiğimizde’ diye bir cümle kurma.. Bizi işin içine katma.. ‘İttifak olmaksızın iktidara gelirsek’ diye açıklıyorsan, açıkla” demiyorlar..

 

Diyemiyorlar.. Adeta tepede bir büyük patron duruyor..

 

Neyi konuşacaklarına, neyi konuşmayacaklarına karar veriyor..

 

793 güvenlik mensubumuzun şehit edildiği hendek operasyonlarında, PKK’lı teröristlerin ağır silahlarla işkence altına alındığını iddia edecek kadar ahlaksızlaşan sözde akademisyenleri üniversiteye geri döndürme sözü veren Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin, Yeniçağ gazetesinde haber olup olamayacağını merak ettiğimi yazmıştım..

 

Dün İyi Parti milletvekili Ahmet Çelik’in sahibi olduğu Yeniçağ gazetesine baktım..

 

Birinci sayfalarında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aynı röportajdaki başka sözleri vardı..

 

Ama..

 

“İktidara geldiğimizde, bir hafta içinde, akademisyenleri tekrar üniversiteye geri alacağım” açıklaması, okurlara aktarılmamıştı..

 

Bu sansür değil de nedir?

 

Bir bilginin okuyucuya aktarılmaması sansür değil midir?

 

Bir haberin okuyucuya aktarılmamasının sansür olarak nitelendirilmesi için, illa bir cebir mi kullanmak gerekir?

 

İlla bir başka güç tarafından engelleme yapılması mı gerekir?

 

Bazı gazeteciler, dünya menfaatleri için, makam-mevki için, bazı haberleri okuyucuya aktarmama konusunda gönüllü haber gizlemesi yaparsa, bunun iğrençliği, bir başka güç tarafından engellenildiği için haber verememekten daha vahim değil midir?

 

Süslü laflarla, HDP’ye güzellemeler yapan Yavuz Ağıralioğlu nerede?

 

PKK’ya destek çıkan akademisyenlerin tekrar üniversitelerde öğretim üyeliğine geri döndürülmesi sözüne ne diyor, iki cümle kuramıyor mu?

 

Onun edebiyat yapma kabiliyeti, sadece Erdoğan düşmanlığında mı geçerli?

 

CHP’lilerin PKK seviciliği söz konusu olunca, dili kullanılmaz hale mi geliyor?

 

Müsavat Dervişoğlu, resmen ittifak yaptıkları, yeni seçimde de yapacaklarını ilan ettikleri CHP’nin Genel Başkan’ı böyle bir söz verdiği halde..

 

Üzerinden nerede ise 48 saat geçmesine rağmen tek kelime ila açıklama yapamamasından dolayı, kendisine oy veren seçmenlerine karşı bir utanç duymuyor mu?

 

Meral Akşener, iki genç kızı karşısına alıp, “Yuh olsun bize be” derken..

 

O kızlardan birisinin boynunda 700 TL’lik özel kulaklık..

 

Ayrıca tırnaklarında bilmem kaç liralık leylak rengi oje..

 

Diğerinin tırnaklarında yeni yapılmış kırmızı oje..

 

Ve dertleri de, “Bizim yaşımızıdaki Avrupa’daki öğrenciler ülke ülke gezerken, biz şehir şehir bile gezemiyoruz”dan ibaret..

 

Bunu söyleyen..

 

Devamında da..

 

“Bizim aile büyüklerimiz, hayatlarında birçok devlet başkanı gördükleri halde, biz ömrümüzde bir tane devlet başkanı gördük” sitemi ile konuştuğunda..

 

“Kızım, sen birkaç tane devlet başkanı görmek istiyorsun diye.. Halkın % 52’sinin oy verdiği Tayyip Erdoğan’ı indirip, halkın % 9’unun oy verdiği Meral Akşener mi cumhurbaşkanı olacak? Senin bu kafa ile, üniversiteye hazırlanma da gerek yok. Git organizasyon işlerine devam et” diyeceğine..

 

“Yuh olsun bize be!” diyor..

 

Evet, Meral Hanım..

 

Yuh olsun size..

 

Siz ki, PKK destekçisi akademisyenlerin bir hafta içinde üniversiteye geri döndürüleceği sözü veren Kemal Kılıçdaroğlu’na tek kelime ile cevap vermediniz..

 

Veremediniz..

 

Partinizden bir tek kişi çıkıp, bu sözlere “Yapı paydos, ortaklık buraya kadar” diyemedi..

 

Ben de bu tablo karşısında, “Yuh olsun size. Yuh olsun” diyorum..

 

Çok daha fazlasını hakediyorsunuz ama..

 

Fazlasını seçmen, sandıkta size söyleyecek..

 

Bakın, ittifakınızın gayri resmi ortağı HDP üzerinden eleştiri getirdiğimizde, bir kaçamak cevap bulup, “İftira ediyorsunuz” diyorsunuz..

 

Aklımızla alay edip, “Bizim HDP ile resmi bir ittifakımız yok” diyorsunuz..

 

Hatta bazen aşka gelip, “Yalan söylemek günahtır. Bize iftira ederek, büyük günah işliyorsunuz” bile diyorsunuz..

 

 Haydi bakalım, CHP Genel Başkanı’nın sözleri için de, “İttifak ortağımıza iftira atıyorsunuz” diyebiliyor musunuz?

 

Biz HDP ile ittifakınızı eleştiriyorduk..

 

HDP yerine, şimdi CHP’nin söylemleri o hale dönüştü ki..

 

HDP’yi aratmıyor.

 

HDP’ye kalsa, belki de “İktidara gelirsek, bir yıl içinde, PKK destekçisi akademisyenleri üniversiteye geri döndüreceğiz” diyecek..

 

CHP çok daha hızlı hareket ediyor.

 

Öylesine pervasız ki..

 

İyi Parti’den aldığı destek ile, öylesine cesur ki..

 

“Bir haftada geri döndüreceğiz” sözü veriyor..

 

Bize de..

 

793 şehidin hatırına..

 

“Yuh olsun size. Yuh be!” demek düşüyor.

Google+ WhatsApp