CHP’li vekil çözüm istemiş, Türkiye de çözmüş, itiraz neye?

CHP’li vekil çözüm istemiş, Türkiye de çözmüş, itiraz neye?


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün grup toplantısında konuşuyor..

 

“İstanbul’da Suudi konsolosluğunda bir cinayet işlendi. Ses kaydı alındı, bütün dünyaya servis edildi, cinayetin burada olduğu belli. Suudiler ‘Davayı bize devredin’ dediler. Erdoğan, ‘Bunlar insanları enayi zannediyorlar’ dedi. Bunu Suudi yöneticilerine söyledi. ‘Bu millet enayi değil, hesabı sormasını bilir suçun işlendiği yer İstanbul olduğu için, bunu İstanbul mahkemelerinin uluslararası hukuka göre yargılaması gerekir.’ Doğru mu doğru. Destek verdik mi? verdik.”

 

Ne kadar rahat, ne kadar  tereddütsüz yalan söylüyor, görüyor musunuz..

 

Sanırsınız ki..

 

Delillerin toplanması aşamasında, Tayyip Erdoğan’ın dik duruşunu desteklemişler, “Evet, Türkiye bu delilleri toplamalı. Suud’un isteğine kesinlikle olumlu cevap vermemeli” diye bir destek açıklaması yapmış gibi, şimdi kahramanlık taslıyor..

 

Hayır, o tarihde, “Herkesle kötü idik. Şimdi bir de Suud ile mi kötü oluyoruz” diye itiraz ettiler..

 

Dünyanın tamamı Suud’lu yöneticilerin de içinde olduğu cinayetin üstünü örtmek için çaba sarfederken, Türkiye vahşetin üzerine gitti.. 

 

Delilleri topladı..

 

Arşivledi, dosya haline getirdi, davayı açtı..

 

Ama geldiğiniz noktada, uluslararası çakallar sisteminin, aranan katiller için çıkarılan yakalama kararlarını infaz etmemesi sebebi ile dava kilitlendi..

 

Sanık mahkemeye getirilemezse, karar da verilemez..

 

Böyle bir durumda, ne yapabilirsiniz ki?

 

4 senedir, dosyanın delillendirilmesi aşaması hariç olmak üzere, bir arpa boyu yol alınamamış..

 

Ve bu zorunluluk sonucunda, dosya Suud’a gönderilmiş..

 

Kemal bey hemen itiraz ediyor:

 

“Ne oldu? Bu davayı aldı Suudi Arabistan’a havale etti. Türkiye’de işlenen cinayeti, Türk milleti adına karar vermesi gereken mahkemenin itibarını, egemenlik hakkını Suudi Arabistan’a devrediyorsun. Devletin egemenlik hakkını Suudi Arabistan’a kimlerin devrettiği ortaya çıktı.”

 

Bu Kemal, daha iki ay önce, Osman Kavala için, Selahattin Demirtaş için AİHM’in verdiği kararın hemen uygulanmasını istemiyor muydu?

 

Suud vatandaşı birisini.

 

Suud vatandaşı birileri..

 

Suud konsolosluğunda öldürüyor..

 

Bu dosyayı Suud yargısının incelemesine, “Türkiye’nin egemenlik hakkının devri” diyen Kılıçdaroğlu, Türkiye’de, Türk vatandaşı Selahattin Demirtaş’ın..

 

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 53 insanın ölümü ile sonuçlanan sokak hareketlerine çağırmasının yargılanmasını ise..

 

AİHM’e devrediyor, bu egemenliğin devri olmuyor..

 

Yine gezi isyanı kapsamında..

 

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Osman Kavala.

 

Türkiye’nin tamamına yayılan gezi olayları sırasında.

 

Biri komiser yardımcısı olmak üzere, 20’ye yakın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı insanımızın ölümüne sebep olan 27 Mayıs 2013 başlangıç tarihli sokak hareketlerinin organizatörü olarak yargılanan Osman Kavala’nın davasında nasıl karar verileceğini, AİHM’e devrediyor..

 

Bu devir, Kılıçdaroğlu’na göre egemenliğin devri olmuyor..

 

Hemen cevap yetiştirecekler..

 

“Uluslararası mahkemenin yargı hakkını Türkiye kabul etmiş, o çerçevede AİHM kararını, egemenliğin devri olarak görmüyoruz” diyecekler..

 

İyi de..

 

Cemal Kaşıkçı dosyasının devri de, tombala çekerek yapılmıyor ki.

 

6706 Sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu’nun 24. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, ifadesi alınamayan sanıkların yargılamasının yapılması amacı ile Suud yargısına devrediliyor..

 

Kaldı ki, AİHM kararlarının bugünkü mevzuat içinde otomatik olarak uygulanmayacağını CHP Genel Başkanı da kabul ediyor olmalı ki.

 

6 partili ittifakın bildirgesinde, “AİHM kararları derhal yerine getirilecektir” diye bir maddeyi, özel olarak mutabakat metnine koydular..

 

Şu an uygulanma zorunluluğu olmayan AİHM kararlarını adeta tabu gibi gösteren ve egemenliğimizin devrine razı olan Kılıçdaroğlu, sıra Kaşıkçı cinayetine gelince.. Ne hikmetse, “illa da illa biz yargılayacağız, illa da illa, suçlu suçsuz, Suudları mahkum edeceğiz” diyor..

 

Bunun arkasında ne yatıyor?

 

CHP milletvekilinin ağzından aktaralım..

 

Tarih 15 Ekim 2020.

 

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, TBMM’de basın toplantısı düzenliyor..

 

Hangi konuda?

 

Cemal Kaşıkçı cinayetinin tam merkezinde olan konu hakkında..

 

Kaşıkçı cinayeti sebebi ile açılan davayı gerekçe göstererek, Suud yönetiminin Türk mallarına yönelik uyguladığı kısmi ambargoyu hatırlatarak, şöyle diyor, CHP milletvekili:

 

“İçinde bulunduğumuz bir ekonomik kriz var. Pandeminin yarattığı olumsuzluklar var. Dolayısıyla hiçbir pazarı kaybetme lüksümüz yok.” 

 

Mevzuyu anladınız.

 

Biraz daha açalım, CHP milletvekilinin, Kılıçdaroğlu’nun itiraz etmediği açıklamalarını aktarmaya devam edelim:

 

“Ne Suudi Arabistan’ı ne diğer Orta Doğu ülkelerini ne de Afrika ve Arap ülkelerini. Bu ülkelerin vatandaşları Türk mallarını seviyor. Bizde mal ve satacak ihracatçılarımız var. Dolayısıyla bu sorun bir an önce çözülmeli. Sorun çözüme kavuşmazsa ihracatçıların iflası kaçınılmaz olur.”

 

Ne istiyor, CHP milletvekili?

 

Suud ile ilişkimizde çözüm..

 

Son atak ile Türkiye çözüm noktasında o adımı attı mı?

 

Attı.

 

CHP milletvekilinin isteğine uygun adım üzerine kim çıkıyor sahneye?

 

CHP’nin genel başkanı.

 

Sanki o çözüm isteğini yapan kendi partisinin milletvekili değilmiş gibi, yargılama konusu cinayetin bir tarafında sanki bir Türk vatandaşının bir zararı varmış gibi..

 

“Egemenlik hakkımızı niye devrediyorsun” diyerek, ahkam kesiyor..

 

CHP işte budur..

 

Kavala sözkonusu ise, AİHM sözkonusu ise..

 

Yargınızın itibarını sıfıra indirirler, “AİHM ne karar verdi ise, Türk yargısı tartışmadan o yönde karar almalı” derler..

 

Ama bir başka dava sözkonusu olduğunda, davanın tüm unsurları Suud ile ilgili olduğu halde, davanın Suud yargısına devredilmesini, “Egemenliğimizin ihlali” olarak değerlendirirler..

 

İşlerine gelince, “Ambargoyu kaldırmak için, Kaşıkçı olayını da bir şekilde çözmemiz lazım” derler..

 

Ama çözmek için adım atılınca, “Bağımsızlığımız zedelendi” derler.

Google+ WhatsApp