CHP’li monşer; unutmadık seni, unutmayacağız!

CHP’li monşer; unutmadık seni, unutmayacağız!


Azerbaycan’ın işgal altındaki toprağı Karabağ’ın kurtarılması için operasyon başlatıldığında, CHP milletvekili ve eski monşerlerden Ünal Çeviköz, hemen kafayı çıkartıp, “Maalesef gelen haberlerde, Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor” açıklaması sonrasında, Türkiye’nin uluslararası mahkemelerde yargılanabileceği tehdidinde bulunuyordu..

 

Bu adamın bulunduğu CHP’ye, İyi Partili bir tane milletvekilinin çıkıp da haddini bildirdiğine şahit olduk mu?

 

Hayır.

 

Milliyetçi imişler..

 

Hadi ordan!

 

Ülkücü imişler..

 

 

Ne ülkücüsü, bu sözlere itiraz etmeyenlerin vatan sevgisinden bile şüphe edilir..

 

CHP ile ittifak yapın..

 

AK Parti’ye sabahtan akşama kadar küfredin..

 

Yanıbaşınızdaki CHP, sizin söyleminizle taban tabana zıt açıklamalar yapsın..

 

 

Sesinizi kesip, susun..

 

Sonra da, meydanlarda ahkam kesin..

 

Milleti de enayi yerine koyup, sandıkta oy isteyin..

 

Göreceğiz bakalım..

 

Kaç kişi oy verecek..

 

Azerbaycan’ın Karabağ topraklarının kurtarılmasında bu monşerliğini yapan Ünal Çeviköz, önceki günkü Avrupa Konseyi kararı sonrasında da, benzer bir ihanete imza attı..

 

 

Türkiye’nin emekli bir büyükelçisi mi..

 

Yoksa batının kalemşörü mü, anlamak mümkün değil..

 

Avrupa Konseyi’nin, Osman Kavala hakkındaki “Dosyayı AİHM’e gönderiyoruz, bir baksınlar, hukuki durum nedir” kararına yönelik olarak söylediği şu:

 

“Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin AİHM’nin Osman Kavala kararıyla ilgili ihlal prosedürü başlatma konusunda oy çokluğu ile aldığı kritik karar tarafımızca dikkatle incelenmiştir.”

 

Eee? Dikkatlice inceledin de..

 

Ne gördün?

 

Şunu görmüş, monşer:

 

“Söz konusu karar, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyelik statüsünü olumsuz şekilde etkileyecek ve ülkemizin Avrupa Konseyi’nden ihracına kadar varabilecek bir ihlal sürecinin başlangıcını oluşturmaktadır.”

 

Vay vay vay..

 

İhraç kararının hâlâ başında mıyız?

 

Biz de sanıyorduk ki, ihraç kararının eşiğindeyiz..

 

Öyle diyordunuz ya..

 

AİHM’de yargıçlık yapan, sonra CHP’ye milletvekili olan Rıza Türmen abin de, taaa 2020’nin sonunda, “Mart ayına kadar ihraç kararı çıkar” diyordu ya..

 

Bizim mahallenin CHP sevdalısı Yeni Asya gazetesi, Karar’ı da; Rıza Türmen’in açıklamasını manşete taşıyıp, “Avrupa Konseyi’nden ihraç kararı bekleniyor” diyordu ya..

 

1 senedir gözlerimiz kapıda..

 

Avrupa Konseyi’nin kararını bekliyoruz..

 

Ama bir türlü, o kararı alamıyorlar.

 

Monşer devam ediyor:

 

“Söz konusu karar, Osman Kavala davasını aşarak Türkiye’nin uluslararası kurumlar nezdindeki geleceğini etkileyen bir boyuta evrilmiştir. Bu karara itiraz ederken Türkiye’nin iç işlerine veya bağımsız yargı sürecine müdahale edildiği şeklinde iddialarda bulunulması ise AİHM’nin kararının içeriğini anlamazdan gelmek ve Anayasa’mızın 90. maddesini hiçe saymaktan başka sonuç doğurmamaktadır.”

 

Ben şimdi buna, “İhanet” demeyeyim de, ne diyeyim?

 

Avrupa Konseyi bile, “Biz bu işten bir şey anlamadık.. AİHM ‘İhlal kararı verdik’ diyor.. Türkiye ise, ‘İhlal kararı verilen dosyadan tahliye kararı çıktı. Şimdi Kavala, başka bir dosyadan tutuklandı’ diyor. Dolayısı ile hukuki durum nedir, bir bakar mısın” diyerek, dosyayı AİHM’e yolluyor..

 

Ama bizim monşer, Avrupa Konseyi’nin bile ötesine geçip, AİHM’e sorulan hukuki durumun, aslında çok açık, çok net bir ihlal olduğunu iddia edip, “AİHM kararının içeriğini anlamazdan gelme” diye yorumlamaya kalkıyor.. 

 

Sen kimden yanasın, monşer?

 

Tamam, Karabağ’da Ermenistan’dan yana idin..

 

Şimdi kimden yanasın?

 

Veya şöyle soralım:

 

“Sen hep, Türkiye düşmanı safta mısın?”

 

Okurlarımız diyecek ki, “Monşerleri tanıyoruz. Niye uzatıyorsun ki?” 

 

Haklısınız.

 

Ama bu monşer, İyi Parti ile ittifak halinde..

 

Ahmet Davutoğlu ile, Ali Babacan ile, Temel Karamollaoğlu ile ittifak halinde..

 

Ve bu isimlerin hiçbirisinden, bu monşere tek itiraz yok..

 

Hatta..

 

Milliyetçi geçinen İyi Partililer, Avrupa Konseyi’nin kararı sonrasında, çıkıp da tek kelime bile edemediler..

 

Kimliğini taşıdıkları Türkiye Cumhuriyeti lehine tek kelime edemediler..

 

Varsa yoksa, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret etmek, laf yetiştirmek..

 

Bakın o Cumhurbaşkanı, sizin muhalefette iken bile diyemediğinizi, Avrupa Konseyi’ndeki şaklabanlara, nasıl yüksek sesle haykırıyor:

 

“Bizim mahkemelerimizi tanımayanları, biz de tanımayız.”

 

İktidardaki, yani sırtında yumurta küfesi olan Erdoğan’ın sözleri bu iken, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i, arayın ki bulasınız..

 

Asena imiş.. Peh peh peh..

 

Ne Asena’sı? Avrupa’nın kuklası..

 

Yanındaki genel başkan yardımcıları da hakeza aynısından..

 

Bir tanesi çıkıp da, “Erdoğan’ın söylediğinin aynısı” bile diyemiyorlar..

 

Avrupa Konseyi kararının açıklanmasının üzerinden 30 saat geçmiş.. İktidara yürüdüğünü iddia eden, “Oyumuz % 20’lere yaklaştı” diyen partiden bir tane açıklama yok.

 

Ve en sonunda.. Milletvekili olmaktan başka partide ne sıfatı olduğunu bilmediğim İP Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin bir açıklama yapmış..

 

Erdoğan’a destek verdiğini mi sanıyorsunuz?

 

Havanızı alırsınız..

 

Şöyle diyor İP’çi Sezgin: “İşlerin bu raddeye gelmesi dahi Türkiye’nin dış itibarı ve imajı açısından kötü bir durum. Bu muameleye, bu sürece girmiş olmak, bu muameleye tabi olmak bile bizim insan hakları, hukuk ve demokrasi konusundaki karnemiz açısından çok kötü bir sonuç doğuruyor!”

 

Siz çıkın da, bu söylemle Kahramanmaraş’ta bir miting yapın da göreyim. Nevşehir’de, Çorum’da, Kastamonu’da, Sivas’ta bir caddeye çıkın da göreyim..

 

Adamlardaki zihniyet bu..

 

İttifak yaptıkları partinin monşerleri, resmen Avrupa’nın avukatlığını yapıyor.

 

Bunlar da, onların kuyruğuna takılmış.. 

 

Binmişler bir alamete, gidiyorlar kıyamete!

Google+ WhatsApp