CHP+İyi Parti+HDP ittifakının Türkiye’yi getirdiği iklim! Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Mithat Sancar

CHP+İyi Parti+HDP ittifakının Türkiye’yi getirdiği iklim! Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Mithat Sancar


Bugün, CHP+İyi Parti+HDP ittifakının Türkiye’yi getirdiği iklimi sizinle konuşalım. Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Mithat Sancar'ın birlikteliğinin, ülkeyi nereye götürdüğünü konuşalım. 

 

Siz istediğiniz kadar, “Kandil’i yerle bir ediyoruz” deyin..

 

İstediğiniz kadar, PKK’lı teröristlerin kırmızısını, grisini, bilmem ne rengini ele geçirdiğimizi ilan edin..

 

Teröre altyapı oluşturan söylem, “vicdan”  ve “hakkaniyet” ilkesi çerçevesinde susturulmadığı müddetçe..

 

PKK biter..

 

CHP+İyi Parti+HDP üçgeninde kurulan ittifakın oluşturduğu sessizlik ortamında, bir başka örgüt ortaya çıkar..

 

Biri sadece terörle iş bitirmek isterken..

 

Bir başkası çıkar, terörü tek faaliyet olarak değil, yan unsur olarak görerek, hedefini gerçekleştirmeye çalışır..

 

Bir başkası çıkar..

 

“Şimdilik teröre gerek yok. Biz milliyetçi geçinen İyi Parti’yi bile önümüzde boyun eğdirdik. Şimdi bunu kullanalım. Yeri ve zamanı geldiğinde silaha başvururuz” der, bu taktik ile ayrılıkçı/ırkçı/ateist hedefini gerçekleştirmeye çalışır..

 

Sözü nereye getireceğim?

 

Türkovac aşısı ve TTB

 

Türkovac aşısı ile ilgili rezil tutumu sonrasında, artık Türk halkının nezdinde tüm kredisini kaybeden Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) de Merkez Konseyi üyesi olan, halen de Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Onkoloji Uzmanı olarak çalışan bir doktor var..

 

Adı Dr. Halis Yerlikaya.

 

Kimse kendisine, “Sen Kürtsün.. Türk üniversitesinde okuyamazsın” dememiş.

 

Dememeli..

 

Diyenin hakkından gelmek, tüm Türkiye halkının birinci görevi olmalı..

 

Ama..

 

Böyle bir ayrımcılık görmediğin halde..

 

Doktor olduğun bir ülkede..

 

Önemsediğin illerden birisinde, bu ülkenin yöneticileri, diğer illeri aratmayacak teknik donanım ile bir araştırma hastanesi kurmuş..

 

PKK yandaşı açıklamalarına rağmen..

 

Sana da orda doktorluk yapma imkanı tanınmış..

 

Ama sen ne yapıyorsun?

 

“Kürt illerinde kanser tanısı geç konuluyor” başlığı ile bir yazı kaleme alıp, batı ülkelerinden fonlanan bianet’te yayınlatıyorsun..

 

Büyük ihtimalle, bu yazı ile, o internet sitesinin batıdan aldığı fonların da, ikiye katlanmasını sağlıyorsun..

 

Ne demek, Kürt illerinde kanser tanısı geç konuluyor?

 

Tıp fakültesi mezunu olduğuna göre..

 

Anlamını da kavramış olmalısın..

 

Tam bu noktada, İyi Partilileri de rezilliğin içine katarak sorayım..

 

Tek hedefleri Tayyip Erdoğan’ı devirmek olan ve bu uğurda HDP ile ittifakı içlerine sindiren Müsavat Dervişoğlu’na da, yazının sahibi Halis Yerlikaya’ya da soralım:

 

Niye, “Güneydoğu illeri” demiyorsun da, “Kürt illeri” diyorsun?

 

Niye “Şehirlerde yaşamayan Türk veya Kürtlerin yoğun bulunduğu, Türkiye genelindeki köy halkı” demiyorsun da, “Kürt illeri” diyorsun?

 

Ve en can alıcı soru:

 

“Niçin hastalar geç kalıyor, tanı geç konuluyor” demiyorsun da..

 

Sanki devlet, ülkedeki illeri “Kürt illeri-Türk illeri” diye ikiye ayırmış ve “Türk illerinde kanser hastalıklarını hızlı şekilde tanısını koyup tedavi ettiriyor. Ama Kürt illerindeki hastaların ise kasıtlı olarak, kanser tanılarını geç koyuyor ki, kurtulamasınlar” gibi algı oluşturuyorsun?

 

Sorularıma devam ediyorum..

 

Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yalancı bir doktor

Devlet bu doktora maaş ödüyor.

 

Ne için?

 

Kendisine göre “Kürt illeri” dediği bölgede, kendisine göre “Kürt” olarak tanımladığı vatandaşlara, erken tanı koyması için..

 

Devlet maaşı ödüyor..

 

Teknik imkanları sağlıyor..

 

Ama riyakar adam, Kürt vatandaşlarımızı tahrik etmek için.. Batılı işbirlikçilerinde de, Türkiye’de etnik ayrımcılık yapılıyormuş gibi bir algı oluşturmak için..

 

Bir hasta üzerinden, “Kürt illerinde kanser tanısı geç konuluyor” başlıklı yazının içinde, bakın nasıl bir riyakarca söylem geliştiriyor:

 

“41 yaşında, 6 çocuk annesi bir hasta. Okumayı ve yazmayı bilmiyor, köyde yaşıyor, Kürtçe dışında herhangi bir dil bilmiyor. Yaklaşık bir yıl önce sağ memesinde giderek büyüyen ağrısız sert bir şişlik oluyor. Daha sonra koltukaltında da şişlik fark ediyor. Pandemi döneminde hastaneye gidişlerdeki zorluklar, virüs kapma korkusu, utangaçlık, daha önce bir muayene sırasında iletişim kuramamaktan kaynaklanan azarlanma, kitlenin ağrısız olması, çocukların bakımı derken doktora başvurmamış.”

 

Halis Yerlikaya’nın bu uzun paragrafında  hastaya geç tanı konulmasının sebebi olarak devlete yükleyeceğiniz ve “Kürt illerinde kanser tanısı geç konuluyor” başlığını hakettirecek ne var?

 

Okuma yazmayı bilmiyorsa..

 

Acaba köyünde okul yok muydu? Devlet kasten mi o hastanın köyünde okul yapmamıştı?

 

Daha önemlisi..

 

Köyünde okul olmayan iller, sadece Güneydoğu’daki iller mi?

 

Mesela benim kendi köyümde de okul yok..

 

Bana ve köyümdeki insanlara, devlet ayrımcılık mı uyguluyor?

 

Karadeniz’in birçok köyünde..

 

İç Anadolu’nun bir çok ilinin köyünde, okul yok.

 

Bunlar, devletin kasti bir uygulaması mı?

 

Yoksa teknik zorunluluklar mı?

 

Geçiyorum, “Kürtçe dışında bir dil bilmiyor” konusuna..

 

Herkese Türkçe öğretilmesinde devlet zorundan yana değilim ama..

 

Bir yandan “Kürtlere zorla Türkçe öğretiliyor” deyip, ardından da “Kürtçeden başka dil bilmiyordu, bunun dezavantajını yaşadı” derseniz..

 

Riyakarlık yapmış olursunuz.

 

Hele hele, tüm Türkiye’de, doğusu ile batısı ile, insanların salgın döneminden etkilenerek, kanser veya başka hastalıkların teşhisi için hastanelere gitmekten kaçındığı gerçeğine rağmen.. Sanki bu konu, sadece Güneydoğu’da köylerde yaşanan Kürtlerin sorunu gibi gösterirseniz.. Hele hele, bunu sanki devletin kasıtlı politikası gibi gösterirseniz.

 

Yaptığınıza, “Ahlaksızlık” demezsek, ne diyebiliriz?

 

“Utangaçlık” derseniz.. İşte o noktada, TTB’nin klasik söylemlerini tekrarlayanların yatacak yerleri yok..

 

Biz bas bas bağırıyoruz: Kadın hastalara, kadın doktorlar bakarsa teşhiste de, tedavide de daha başarılı olunur.”

 

Kıyameti kopartıyorlar..

 

“Hastalıkta bile kafanız hep bel altınamı çalışıyor” diyorlar..

 

Sonra geliyorlar..

 

İnsanın fıtratında olan duyguyu öne çıkartıp; bunun sanki sadece Güneydoğulu kadınlarda olduğunu iddia edercesine, hastalıkların tedavisinde geç kalınmanın sebebi olarak gösteriyorlar.. Ama başlığı tekrar hatırlatayım; hastadan veya doktordan kaynaklı değil, sanki devletten kaynaklı bir tavır varmış gibi izlenim veriliyor: “Kürt illerinde kanser tanısı geç konuluyor”

 

Doktorun daha başka iğrenç isnatları da var, devlete yönelik..

 

Ama ben bu kadarı ile yetineyim..

 

İYİ Parti HDP ittifakı yalan mı?

İyi Partililere sorayım..

 

Siz işte, bu ırkçı kafa ile, devleti ayrımcılıkla suçlayıp terör örgütlerine altyapı hazırlamaya çalışan HDP kafası ile, bu ülkeyi mahvetmeye yürüyorsunuz..

 

Görün, ibret alın..

 

O Kürt ırkçısı söylem sahiplerine bir şey demiyorum.

 

Çünkü onlar da, Karadeniz’in köyünde, Erzincan’ın Türkmen köyünde yaşanılanlara gözlerini kapatıp, Güneydoğu’daki köyleri önce “Kürt ili” diye tanımlayıp, sonra da, “bunlara hizmet kasten götürülmüyor” iftirası atmalarıyla, tıynetlerini zaten gösteriyor..

Google+ WhatsApp