Çeşitli sorulara cevaplar

Çeşitli sorulara cevaplar


Soru

 

Hadiste “başları deve hörgücü gibi olan kadınların cennetin kokusunu bile alamayacakları” ifade ediliyor.

 

Buradan hareketle başörtüsünün altından saçları toplamanın ve topuz yapmanın uygun olmayacağını duydum.

 

Dinimizde başörtüsünün içerisinde saçları toplamadan salık mı bırakmak gerekir?

 

Saçları başörtü içinden topuz şeklinde arkadan toplamakta dinimizin yasaklayıcı bir emri var mıdır?

 

Cevap

 

Böyle bir hadis sahih hadis kaynaklarında vardır. Mânâ ve hükmü konusunda en makul ve Efendimiz’in (s.a.) maksadına uygun yorum şu olabilir:

 

Saçlar örgülü veya örgüsüz olarak başın tepesinde toplanır, üstüne başörtüsü takılır fark edilsin diye böylece sokağa çıkılırsa Peygamberimiz’in ayıpladığı “örtülü fakat açık” durum gibi olur, ama kadın evinde rahat olmak, saçın kirli yerlere değmesini engellemek veya kocasına güzel görünmek için bunu yaparsa hadisin kaplamına girmez.

 

Soru

 

Selamünaleyküm Hocam,

 

Katılım bankasında paramı bulundurduğum vadesiz hesabım var. Alışveriş yaparken yanımda para bulundurmak yerine genellikle banka kartı ile alışveriş yapıyorum.

 

Geçenlerde hesabımı kontrol ettiğimde 0.48 gr altın para biriktiğini gördüm. Bunun nereden geldiğini araştırdığımda kartla alışveriş başına belli miktar altın puan verildiğini öğrendim.

 

Bu biriken 0.48 gr altını hesabıma aktarıp kullanmakta dinen bir sakınca var mıdır?

 

Cevap

 

Banka, carideki paranızı kullanma karşılığında size altın vermiyor (böyle olsa faiz olur), kartla alış-veriş yapmanızı teşvik için alış-veriş başına puan veriyorsa bu caiz ve helâl olur. Bankanın menfaati, kartla bankaya vekâleten kart hamilinin aldığı malı vekil-müşteri sıfatıyla bankadan satın aldığı için bankanın kazanç sağlamasıdır; işte bunu arttırmak için -bankadan belli miktarda mal alana veya miktar şartı olmadan- hibe (bonus) vermesi caiz ve bu helâl olur.

 

Soru

 

Hocam ben işten sonra akşamları dinlenirken kendim bir program yaparak program dâhilinde -lâ ilaheillallah- salavat vb. zikirleri çekiyorum. Bu şekilde birkaç senedir bunu devam ettirmeye çalışıyorum. Kendim o günkü yorgunluğum durumuma göre sayıyı belirliyorum bazen fazla bazen eksik bu şekilde bunu devam ettirmeye çalışıyorum.

 

Bazı yerlerde zikrin bir sistematik içerisinde mürşit-şeyhten ders alınarak onun verdiği sayıyı takip ederek kişiyi gerçek mânâda amacına ulaştıracağını, aksi halde kendimiz manevi ihtiyacımızı tam bilmeyip manevi olarak çok mesafe kaydedemeyeceğini duydum.

 

Bu aklımda birtakım soru işaretleri oluşturdu. Acaba düzenli olarak yapmaya çalıştığım bu zikirleri bir şeyh gözetiminde yapmadan Allah’ı zikir için hadislerde bahsedilen müjdeli durumlara ulaşamam mı diye endişelenmeye başladım.

 

Kur’ân ve Sünnet ışığında zikir konusunda nasıl bir yol izlemem gerektiği ile ilgili tavsiyelerinizi istiyorum hocam.

 

Cevap

 

Çeşitli duaları ve zikirleri Peygamberimiz (s.a.) tavsiye ediyor. Bazıları için sayı da söylüyor. Kelime-i tevhid, namaz sonrası tespih, salavât, sübhânellah, el-hamdü lillah… da bunlar arasındadır. Efendimiz’in tavsiye ettiği zikir ve duaları yapanlar sevap ve arınma bakımından gayelerine ererler. “Bir başka kişinin tavsiye etmesi olmazsa Peygamberimiz’in tavsiye ettiği zikirlerin faydası olmaz” demek bir mümine yakışmaz, hatta itikadî bakımdan tehlikelidir.

 

Tarikat eğitimi ayrı bir konudur; bu eğitime giren insana şeyhinin tavsiye ettiği zikir ve sayılar özel bir durumla ve amaçla ilgilidir, sünnet olanın yerine geçme iddiası olamaz.

 

Soru

 

Sabah namazı ile ilgili olarak iki sorum olacak hocam.

 

Sabah namazında alarmı geç duyup güneşin doğmasına (06.51) 4-5 dk kala uyandım.

 

Namazın farzını kılıp bitirdiğimde güneşin doğuş saati olan 06.51 idi. Bu durumda kıldığım sabah namazı vakit çıktığı bir zamanda bitirdiğim için kabul olmuş mudur?

 

Güneş doğmadan önce sabah namazının farzına niyet ettiğimizde, namaz sırasında güneş doğarsa bu namaz geçerli olur mu?

 

İkinci sorum da namazın farzı bittiğinde tam takvimde yazan güneş doğuş saati (06.51) olursa bu namaz vakit içinde kılınmış olup geçerli bir namaz olur mu?

 

Cevap

 

Hanefî mezhebine göre sabah namazının farzı bittiğinde güneş doğmaya başlamamış olacaktır. Namaz kılınırken güneş doğmaya başlarsa o namaz geçersiz hale gelir.

 

Güneş doğarken, tam tepede iken ve batarken o günün ikindi namazının farzı dışında farz namaz kılmak da caiz değildir, kılınırsa namaz bâtıl olur.

 

Cumhur denilen fukaha çoğunluğuna göre ise güneş doğarken o günün sabah namazını kılmak caizdir.

 

Yine cumhura göre uyurken veya unutarak geçirilen bir namazın vakti, uyanıldığı veya hatırlandığı vakittir.

 

Üç kerahet vaktinde genel olarak farz, vacip ve isimli nafile namazların kılınması da cumhura göre caizdir ve namazlar sahih olur.

 

Soru

 

Başımıza gelen musibetlerin sebebi günahlarımız mıdır?

 

Cevap

 

“Bazı musibetlerin kulun ahiretteki derecesinin artması, bazılarının imtihan maksadıyla verildiğini biliyordum. Yani hepsinin bir kusurumuz olduğu için değil çeşitli hikmetleri gereği Allah’ın kula musibet verebileceği, hatta bela ve musibetlere Allah’ın en sevdiği kullarının daha fazla maruz kalabileceği şeklinde bir bakış açısına sahiptim” diyorsunuz, bu bilginiz doğrudur.

 

Her musibet kulun kusurundan oluyorsa henüz ergen olmamış çocuklara, bebeklere, peygamberlere, velîlere… yapılanlar da onların kusurundan mı oluyor?! Her günah, suç ve kusurun cezası bir musibet olarak dünyada kulun başına gelseydi ceza hukukuna gerek kalmazdı ve imtihan hikmeti de ortadan kalkardı; çünkü cezasını musibet olarak hemen çekeceğini bilen insan kötülük yapamaz, suç işleyemezdi.

Google+ WhatsApp