Çağları aşan bir mesaj

Çağları aşan bir mesaj


“İktidara gelirseniz kibir yapmayın, size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin sonsuz bir iktidar yoktur, herkes er geç Allah’a hesap verecektir” diyen Aliya İzzetbegoviç, yöneticilerin kolayca kapılabilecekleri tehlikelere işaret ediyor. Aliya İzzetbegoviç, iktidarın geçici, iyilik ve ihsanın ise kalıcı olduğunu belirterek yöneticilere rehavete kapılmamalarını tavsiye ediyor. Aliya İzzetbegoviç’in mesajının yüreklerimizde hayat bulmasının nedeni onun dönemin ağır koşullarına rağmen ahlâk merkezli bir çözüme yoğunlaşmasındandır ki, bugün buna büyük ihtiyaç duymaktayız. Nitekim kendisi 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı dönemini tecrübe etmiş ve Soğuk Savaş sürecinde oluşturulan iki kutuplu dünya planına Müslümanların da dâhil edilmeye çalışıldığına parmak basmış ve İslam’ın bu kutuplaşmaları ortadan kaldırabilecek tek güç olduğunu açıklamıştır. Aliya İzzetbegoviç, yaşanan çatışmanın çift kutuplu ideolojilerin argümanları değil İslam’ın kuşatıcı formülleri ile çözüme ulaşabileceğini ileri sürmüştür.

 

Mesajını yüreklerimizde hissetiğimiz Aliya İzzetbegoviç, Bosna Savaşı’nda halkın bilincini uyandırarak başarı elde etmiş ve İslam âleminin ve tüm insanlığın sorunlarına odaklanıp, birleştirici bir çözüm üzerine yoğunlaşmıştır. Aliya İzzetbegoviç, sorunları değerlendirirken üç dünya görüşünden bahsetmiştir; din, materyalizm ve İslam… Birincisi insanın sadece ruhani yönünü dikkate alıp diğer yönlerini reddeden bir görüştür ve kuşatıcı bir etkiye sahip değildir. Aliya İzzetbegoviç, doğu dinlerini ve Hıristiyanlığı bu kategoride değerlendirir ve bunları bir başka çözümsüzlüğün adresi olarak görür. İkinci görüş insanı sadece maddeden ibaret gören materyalizmdir, Aliya İzzetbegoviç, insanı özünden uzaklaştıran materyalist felsefeleri ve Yahudi ideolojisini bu alanda değerlendirir ve çözümün bütün insanlığı kuşatacak bir adalet sistemine sahip olan, İslam’la mümkün olabileceğini savunur.

Dönemin en çetin çatışmalarına tanık olan Aliya İzzetbegoviç, dünya ekseninde yaşanan sorunların İslami değerlerin doğru anlaşılmamasından kaynaklandığını belirtir ve iç yasaya, vicdana vurgu yapar. “Aslolan kişinin iç yasası” der ve erdemli toplumların oluşması için ahlâkın merkeze alınması gerektiğini ifade eder. Tüm beşeri sistemlerin şiddet ve rekabetten beslendiğini dile getiren Aliya İzzetbegoviç, İslam’ın dünyaya yön verebilecek tek güç olduğunu ve sağlıklı bir siyasetin dünya-ahiret dengesini sağlayabilecek ilahi bir sistemle gerçekleşebileceğini savunur.

 

Aliya İzzetbegoviç, ahlâk merkezli bir siyaset anlayışına sahiptir ve kökleri ile bağlarını koparan toplumların bu değerlere sahip olamayacağını dolayısıyla hayatta kalamayacaklarını ileri sürer, “İnsan vatanından vazgeçemez çünkü atalarımızın mezarları köklerimizdir ve mezarları beraberimizde götüremeyiz dolayısıyla köklerimizden vazgeçemeyiz” der. Nitekim kendisi Bosna Savaşı sonrası yürütmeye çalıştığı siyasetini bu minval üzere sürdürmüş ve ahlâki değerleri ön planda tutmuştur. Yaşadığı dönemde Aliya İzzetbegoviç’in sesini duyamayan ya da duymak istemeyen Müslümanların, vefatından sonra onu anlayıp sesine kulak vermelerinin nedeni savunduğu ahlâk merkezli hayat nizamı ve siyasi anlayışıdır. Bugün onu her zamankinden daha iyi duyabiliyor ve mesajına sahip çıkıyoruz.

Google+ WhatsApp