Bülent Arınç-Şamil Tayyar atışması

Bülent Arınç-Şamil Tayyar atışması

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu eski üyesi Bülent Arınç’ın geçtiğimiz günlerde Kanal42’de katıldığı bir programda “Beni kodese mi tıkacaksınız?” şeklindeki açıklamalarına Şamil Tayyar sert sözlerle tepki gösterdi. Arınç’ın Tayyar’a yanıtı gecikmedi.

Ecevit’e rahmet diledi

Kanal 42’de kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Bülent Arınç, eski Başbakan Bülent Ecevit için “Ona rahmet diliyorum. Dine saygılı laiklik taraftarıydı. CHP’den bu yüzden ayrılmıştı. CHP Kemalist, laikçi bir çizgide… Özellikle Baykal çizgisi” dedi.

Arınç, “Bugün ondan çıktılar. Çıktıkları için de oyları daha da artıyor ve artacak. Öyle görüyorum” diye devam etti. Daha sonra geçmişte siyasi liderlerin katıldığı TV programlarını hatırlatan Arınç, şöyle konuştu: “Bunları mesela YouTube’da dolaşan birlikte bazı programları var. Bütün genel başkanlar masanın başında. Ne kadar birbirlerine nezaketle hitap ediyorlar. Kafa kırmıyorlar. Göz çıkarmıyorlar. Bu hakimdi. Şimdi sinirler hakim. Kamplaşma hakim. Nefret hakim. Siyasette nefret dili olmaz. Siyasette siyasi dil olur. Siyasi dil bir ölçüde de diplomatik dildir. Bir meramınızı rahatlıkla ifade edebiliriz. Aynı kelimeleri kullanmak zorunda değilsiniz, kırmayacak şekilde.”

Tayyar: Ak Parti’de niye duruyorsun?

Arınç’ın bu sözleri üzerine AK Parti MKYK Üyesi Şamil Tayyar, Twitter mesajı ile tepki göstererek, “Yorumlardan, mesajlardan anlıyorum ki son twitim pek anlaşılmamış. Açalım o vakit. Muhtereme diyorum ki; liderine güvenmiyorsan, konuşunca kodese tıkacağını düşünüyorsan AK Parti’de niye duruyorsun?” dedi.

Arınç’tan isim vermeden yanıt

Tayyar’ın sözleri üzerine Bülent Arınç da bugün Twitter hesabından geniş bir açıklama ile yanıt vererek, sözlerinin “kasıtlı olarak” çarpıtıldığını öne sürdü, “Her devrin adamı ve her devrin kalıbına girme becerisini gösteren omurgasızlardan korkmam” ifadesini kullandı.

Arınç’ın açıklaması şöyle:

“Son birkaç yıldır çeşitli vesileler ile yaptığım açıklamaların ardından beyanatlarımın kasıtlı olarak çarpıtılması ve ardından cümlelerime açıklık getirme ihtiyacı hissetmek can sıkıcı bir hal almaya başladı.

Geçtiğimiz Pazar günü Kanal 42 ekranlarında merhum Oğuzhan Asiltürk’ü ve Milli Görüş’ün önemli figürlerini yad etmek üzere Yaşayan Hafıza isimli programa katıldım. Program öncesinde çerçevesini belirlediğimiz gündeme olan hassasiyetim ve saygımdan dolayı moderatörün program gündeminin dışına çıkabileceğimiz sorular sormasının önüne bir Karadeniz fıkrası ile geçtim; ardından da karşılıklı gülüşerek programı kapattık.

Fıkradaki mizah unsurunu çarpıtarak benim güncel siyaset hakkında konuşmaktan imtina ettiğimi düşünen bazıları beni korkaklıkla suçlamışlar. Çeşitli mecralarda yaptığım siyasi yorum, eleştiri hatta en doğal konuşmaları bile gündem olan biri olarak doğruyu söyleyen, ciddiyet ve vicdan sahibi biri olarak bilinmek benim için yeterlidir.

Son 10 yılda gördüğüm bir manzara var. Televizyonlarda ve gazetelerde boy gösteren kıymeti kendinden menkul sözde siyasetçi ve gazeteciler türedi. Bazı medya patronları rahatsız oldukları gazetecileri kendi gazetelerinde işe alıyor, onları kullanıyorlar. Bir kısım siyasetçiler de şerrinden çekindikleri isimleri başını ağrıtacak endişesiyle kendi çevrelerinde tutuyorlar. Bunun örneklerini her zaman görmek mümkün. Her devrin adamı ve her devrin kalıbına girme becerisini gösteren omurgasızlardan korkmam. Yetersiz nitelikleri sebebiyle siyasette ve toplumun gönlünde yer edemeyen bazılarının ismim üzerinden polemik yaratarak birilerine veya bazı makamlara yaranma çabası, beni doğru bildiklerimi ifade etmekten alıkoymaz. Birileri tarafından maaşa bağlanan siyasetçi tiplerden olmadığım gibi kalemini ve kelâmını para için satan bukalemun tiplerden de olmadım.

Program içerisinden kamuoyunun dikkatini çeken diğer bir ifade ise “CHP’nin oyları artıyor.” cümlesi. CHP’nin oyları artıyor demek bir hüküm cümlesi değildir; bir tespittir. Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu dönemi CHP’sini laiklik, laikçilik ve Kemalizm kavramları üzerinden mukayese ettim. Günümüz CHP’sindeki dine saygılı ve özgürlükçü laiklik anlayışının Baykal CHP’sinden farklı olduğunu ve bu durumun halk ile CHP arasındaki buzları eritmeye başladığına işaret ettim.

Bu tespitte AK Partililerin gocunmasını gerektirecek bir durum yoktur. Bu CHP’ye ait bir tespittir ve bunu CHP’liler pek tabii tartışabilir. Bir kısım “Hayır biz değişmedik.” derken diğer bir kısım bu tespiti haklı bulabilir. Bu tespitin doğruluğu; oyların arttığı ya da azaldığı konusu ise kamuoyu araştırmacılarının gündemidir.

Benim sade ve anlaşılır açıklamalarımda AK Parti’nin ya da başka bir partinin oylarının düştüğüne dair bir ifade yok. Ancak buradan bu anlamı çıkarabilme başarısını göstererek akıl ve izan dışı cümleler sarf edenlere de değer vermiyorum.”

İktibas Dergisi

Google+ WhatsApp