Bu sefer de, Başbağlar yalanları ve algıları!

Bu sefer de, Başbağlar yalanları ve algıları!


Medya organlarının büyük kesiminde, “Sivas cezasız kaldı” algısı pompalanır..

 

Televizyon ekranlarından, “Sivas davası zaman aşımına uğradı. Cezasız kaldı” iddiası dillendirilir..

 

Peki, bir defacık olsun, o medya organlarından, o televizyon ekranlarından, “Başbağlar cezasız kaldı” sözünü okudunuz mu, işittiniz mi?

 

Hayır..

 

Halbuki, cezasız kalan bir olay var ise.

 

Sivas değil, Başbağlar’dır..

 

Sivas’ta 33 idam cezası verildi.

 

“Terörist başı Apo’yu idam edersek, dünya canımıza okur” diyerek, idam cezasını kaldırdılar da..

 

Sivas davasında idama çarptırılan kişilerin cezası, terörist Apo’yu kurtarmak için yapılan değişiklikten yararlanıp, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrildi..

 

Bugün, şu saat itibari ile, Sivas davasında aldığı ceza sebebi ile, hâlâ cezaevinde olan insanlar var..

 

Hem de, Sivas olayından direkt sorumlu olmadıkları halde..

 

Peki, Başbağlar’daki cinayetlerden dolayı, bugün cezaevinde olan bir tek kişi var mı?

 

Yok..

 

Şimdi hangisi cezasız kalmış, söyler misiniz?

 

Sivas mı?

 

Yoksa Başbağlar mı?

 

Solcu kardeşler de..

 

Ellerini vicdanlarına koyup söylesinler..

 

Sivas mı zaman aşımına uğramış?

 

Yoksa Başbağlar mı?

 

Ölen sayısına bakın..

 

Sivas’ta da 33 (İki de otel görevlisi ve göstericilerden ölen vardı, toplam 35)..

 

Başbağlar’da da 33..

 

Ama Sivas’taki 33 ölü için oluşturulan algıların hiçbirisi, Bağbağlarlılar için oluşturulmadı.

 

Tam aksine..

 

Birisinde eylem gerçekte kasti bir öldürme olmadığı halde, “Planlı cinayet” gibi gösterildi..

 

Daha da ötesine taşındı..

 

Anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs olarak yorumlandı..

 

Diğerinde ise..

 

Ellerinde keleşlerle, köy köy yol alıp, nihayetinde hedefteki köye gelip, cinayetler işlendiği için..

 

Katillerin kurtuluşu için hiçbir çıkar yol kalmadığından..

 

Failler yakalanmayarak, yakalananlar da serbest bırakılarak..

 

İş kökünden halledildi..

 

Dahası var..

 

Sivas’ta direkt ölümlerle ilgisi olmamasına rağmen, sadece gösteri düzenleyenler bile, ölümden sorumlu tutuldukları halde.

 

Onların avukatlığını yapanlar bile, yıllardır “katillerin avukatı” diye suçlamalara muhatap edilip, itibarsızlaştırılmaya çalışılırken..

 

Başbağlar’ın katili olan teröristler için, CHP’li Mustafa Kul, günlerce hakim ve savcılar nezdinde girişimler düzenleyip, tahliye edilmelerini sağladı..

 

Sivas’ta, sanığın avukatlığına bile “Cııız yakarız” diyerek, engellemelerde bulunanlar..

 

CHP’li Mustafa Kul’un, avukatlık kapsamında bile olmaksızın, siyasi bir kişi olarak mahkemelere etki etmelerine ve sanıkların cezasız kalmalarına yol açacak girişimlere sessiz kalınıldı.

 

Sivas davasında yargılananlardan şu kişinin, bu kişinin yurtdışına kaçtığı iddia edildi.. Hatta 60’ını aşkın yaştaki bir encümen üyesi için, yargısız infaz yapılarak, tüm olayların sorumlusu gibi gösterildi.. O kişi kaçak yaşamak zorunda bırakıldı.. Vefat etti. Kamuoyu nezdinde açıklanmaksızın cenaze namazı kılınıp, defnedildi..

 

Aylar sonra, Sivas davasının CHP’li avukatlarının talebi ile, mezarı açılıp, kimlik tespiti yapıldı..

 

Sivas’tan yargılananlar bu denli amansız bir takibe maruz kalırlarken..

 

Başbağlar katilleri ise..

 

Resmen takipsiz bırakıldılar..

 

100 kişilik katiller sürüsünün içinden bir tanesi bile yakalanıp, mahkum edilmedi..

 

Başbağlar’daki mağdurlar haklarını arayamasınlar diye, davanın görüleceği mahkeme, İzmir’e taşındı..

 

Erzincan nire?

 

İzmir nire?

 

Sivas davası nereye taşınmıştı?

 

Mahkemeye iktidardaki SHP’liler (CHP’liler) daha kolay baskı oluşturabilmeleri için) Ankara’ya taşınmıştı..

 

Hiçbir şey olmasa.

 

İlla davanın taşınması zorunluluğu yok ama..

 

Sivas davasının Ankara’ya taşınmasının amacı, suçsuz sanıklara da ağır cezalar verilebilmesi için, mahkeme heyetine baskı kurma planı idi ama..

 

Başbağlar davasının İzmir’e taşınmasının sebebi ile, sanıkları haksız yere cezalandırmak değil. Tam aksine, sanıkları cezadan kurtarmak idi ama..

 

Nitekim, o amaç da gerçekleşmiş, Sivas’ta olayla ilgisiz insanlara bile, dava Ankara’ya taşındığı için rahatlıkla idam cezası verilirken..

 

Başbağlar’daki olayın yargılaması İzmir’e taşındığı için, kolaylıkla sanıklar tahliye ettirilmiş ve cezasız kalmışlardı ama..

 

Hiçbir şey olmasa..

 

O günün CHP’li Adalet Bakanı’nı, karara imza atan Yargıtay üyelerini karşınıza alıp sorsanız..

 

“Sizde hiç utanma yok mu? Bir davayı 440 km ötedeki Ankara’ya taşıyorsunuz. Diğerini ise, 1200 km ötedeki İzmir’e. Sizde vicdan diye, namus diye, şeref diye, hak diye bir kırıntı yok mu?”

 

Ne cevap verirler acaba?

 

Her şeye rağmen, 

 

Sivas’taki 15 yaşındaki ölen çocuğu bile, “Aydın” diye tanıtarak “Aydın ve düşünürler yakılarak katledildi” diyenler..

 

Başbağlar’daki katillerin, alçakça işledikleri cinayetlerin ayrıntılarını hiç vermediler.. Mağdurları “Köylüler öldürüldü” diyerek, itibarsızlaştırmaya bile kalkıştılar.. 

 

İnsanların kafalarına kurşun sıkılarak öldürülmelerinin ayrıntılarını, hatta köyde çıkartılan yangında, evden çıkamayan yaşlı kadının ölümünü hiç konu bile etmediler..

 

Oysa, o kadın, tam da “yakılarak öldürüldü” denilecek bir saldırganlık sonucunda hayatını kaybetmişti..

 

Olsun, onu öldürenler, PKK’lılardı..

 

PKK’nın işlediği cinayetler ise, Türkiye’de hatırlanmaz, hatırlatılmaz, takip edilmezdi..

 

Ve nihayetinde..

 

Şu testi de yapalım: 2 Temmuz günlü Sözcü ve Cumhuriyet’te, Madımak olayları ile ilgili yazılanları gördünüz.

 

Sol tandaslı medya organlarında, hatta kendisini merkez medya diye tanıtan televizyon ekranlarında, Sivas ile ilgili anma haberlerini izlediniz..

 

Haydi bugün de.. 5 Temmuz günündeyiz ya. Başbağlar’ın yıldönümündeyiz ya.. 

 

Sözcü ve Cumhuriyet gazetesinin birinci sayfalarına bir bakalım..

 

Ana haber bülten saatlerinde, 2 Temmuz için saatlerce “Madımak cezasız kaldı” diye algı oluşturan televizyon ekranlarının karşısına geçip, Başbağlar için yapacakları haberleri bekleyelim..

 

Bence boşuna bekleyeceğiz..

 

Sivas için, 33 idam kararına rağmen  “cezasız kaldı” diyenler..

 

Başbağlar için tek bir kişiye herhangi bir ceza verilmediği halde, “Başbağlar cezasız kaldı” demeyeceklerinden ben şimdiden eminim..

 

Test için, haydi gazetelerin birinci sayfalarına bakalım.

 

Televizyon ekranlarının karşısına geçelim..

 

28 yıldır tekrarlanan tiyatro, bakalım bu sene değişecek mi?

 

Sol tandanslı riyakârlar, PKK cinayetlerine seyirci kalmaktan, bakalım vazgeçecekler mi?

Google+ WhatsApp