Bu savaş bizi ne kadar ilgilendirir ya da ilgilendirmez

Bu savaş bizi ne kadar ilgilendirir ya da ilgilendirmez


Hemen yanı başımızda bir savaş patladı patlayacak. Birçok yönüyle bizi de ilgilendiriyor. Dengeler bakımından ve yaslanılacak çevreler bakımından. Güçleri olanlar kendilerini bir bakıma korurlar ya da bunun gibi ateşlerin içine düşmezler. Batı’nın güçlü devletleri güçleri birbirlerine yaslanır ve destek verirler. Birbirlerinin çıkarlarını gözetirler.

 

Afrika’da belli bölgelerde Fransa’nın belli bir etkisi ve gücü var. Fransa Mali’ye müdahale edince diğer Batılı güçler sessiz kaldı. Yakın zamanda Burkina Faso’da bir takım olaylar yaşandı. Darbeler oluyor. Kimin ne yaptığı ya da neler olduğunun farkına bile varılamıyor.

 

Ukrayna, Kırım bölgesi öteden beri bizi ilgilendiriyor. Osmanlı Devleti oradan çekildi diye artık bizi ilgilendirmeyen bir konu olmaktan çıkmadı, çıkmamalı. Kırım’da olduğu gibi Çeçenistan bizi gene ilgilendiriyor. Manevî bağlarımız bakımından.

 

Türkiye’nin belli bir süredir politik tutumlarında, zorunlu değişimler ve yönelimler olmuştur. Olması da gerekiyor. Çünkü dengelerin ağırlığı ülkeleri zor durumlarda bırakabiliyor. Amerika’ya güvenmenin artık bir karşılığının olmadığı bir gerçek. Bölgemiz ve Müslümanlar için en büyük tehlike. Sonuçta İsrail kangreni onlarla doğrudan bağlantılı.

 

Politik tutumların yumuşaması bizi yanıltmamalı. Bu gibi durumlarda duygusallığa yer yok ve gereksiz. Bunun acılarını çok çektik ve çekiyoruz.

 

Müslümanlar küçük çaplı birliktelikleri bile koruyamıyor. Bunların oluşumu ve büyümesi çabası Müslümanların geleceği bakımından önemli.

 

Gerek Rusya ve gerekse Ukrayna ile ilgili ilişkilerimiz önemli. Bu dengeleri oluştururken emperyal bir güçten sıyrılıp bir diğerine teslim olmamak gerekiyor. Her birinin kendine göre bir dengesi bulunuyor. Bunu sağlayabilmenin güçlükleri elbette var.

 

Rusya ile Ukrayna ile hem ekonomik hem de stratejik ilişkilerimiz bulunuyor. Şimdi bu iki ülke sorunlu. Burada en çok da etkilenen biz olacağız. Ticarî ilişkilerin yanında politik ilişkilerin dengesizliği büyük sorunlar çıkarır.

 

Suriye’ye girmenin bize ne kadar büyük sorunlar çıkardığı ve sürdüğü ortada. Bunlara önceden girilmemiş olsaydı bu kadar büyük çıkmazlar olmayacaktı. Ne yazık ki artık içinden çıkılamayacak kadar kangrenleşmiş durumda.

 

Batılı ülkeler dengelerini iyi belirlerler. Güçlü olanın yanında yer alırlar. Kendilerine zarar gelmeyecek olan dengeyi korurlar.

 

Bir de bu ülkelerin kültürel birliktelikleri söz konusu. Katolik dünyası büyük bir güç birliği içinde, birbirlerinin çıkarlarını gözetirler. Diğer taraftan bir diğer güç birliği olan Rusya ve Çin’in fazla öne çıkmasına ve güçlenmelerine izin vermezler. Bu savaş, dengeleri yeniden kurma savaşıdır. Güç birliklerini oluşturma çabası.

 

Türkiye iç çatışmalar yüzünden veya dengesiz tutumlardan ötürü yarım yüzyıldır bir çıkmaz içinde. Başlayan olaylar büyüdükçe büyüdü ve önü alınamaz oldu. Emperyalizmin işine geldi, Türkiye’nin ve bölgenin diğer ülkelerinin, topluluklarının bir araya gelmesinin önü kesildi.

 

Umutsuzluğa gerek yok. Küçük birlikteliklerden başlanarak toplu birliktelikler oluşturulmaya bakılmalı. Yakın zamanda Türki Cumhuriyetlerin bir birliktelik başlangıcı oldu. Bu, önemli bir gelişme. Var olan D-8 birlikteliği ile İslâm ülkeleri işbirliğinin canlandırılması, kırgınlığı olan komşu ülkelerle yeniden birliktelikler önemli. Bunların her biri bir adımdır. Hiçbir adım atılmadan olduğu yerde durmanın bir anlamı yok.

 

Yıllardır söyleyedurduğumuz önemli bir konu var. Komşu ülkelerin yakınlaşması gerekir diye. İran ile Türkiye arasında bir birliktelik oluştu. BAE ile olan ilişkiler önemli bir gelişme. Diğer İslâm ülkeleri Suriye, Mısır, Suudi Arabistan ile de birlikte olunmalı.

 

Emperyalizmin oluşturduğu dalgalara kapılmadan, kendi ruhumuza uygun oluşumlarda yer almak. Dengeleri de gözeterek. Önemli olan bizim varlığımız. Türkiye’nin emperyal güdümlü olmayan var oluşu. Öncelikle ülkemizdeki iç huzur ve birliktelik de bir o kadar önemli.

Google+ WhatsApp