Boşama, boşanma ve yemin

Boşama, boşanma ve yemin


Soru

 

Koca, karısını ciddi bir sebep olmadan boşamak isterse günah işlemiş olmaz mı?

 

- Ehli Sünnet’e göre erkek karısını ciddi bir sebep olmadan boşamak isterse günah olmaz, ama kadın kocasını ciddi bir sebep olmadan boşamak isterse günah olur mu?

 

- Eğer Ehli Sünnet böyle bir durum olmadığını savunuyorsa (ben de bunu isterim) buna neleri delil gösterdiklerini açıklayabilir misiniz?

 

Cevap

 

Evlenme gibi boşanmayı da hiçbir değerlendirmeye tabi tutmayan, bu tasarrufları şahısların hususî hayatı içinde gören sistemler yanında boşamayı kesin olarak yasaklayan, yahut hâkimin kararına bağlayan din, hukuk, ahlâk sistemleri de vardır. İslâm hukuku bu konuda orta bir yol tutmuş, gerektiğinde boşamaya, evlilik hayatını sona erdirmeye cevaz vermiş, bu tasarrufu erkeklerin bizzat, kadınların ise hâkim veya hakemler aracılığı ile yerine getirmesine imkân tanımış, ayrıca boşamayı dinî ve ahlâkî yönden değerlendirmiştir: Buna göre;

 

1. Kitap ve Sünnet’te gösterilen yol ve usûle aykırı olarak boşamadır ve bu çeşit boşama haramdır.

 

2. Usûlüne uygun da olsa kusuru bulunmayan bir eşi boşamak mekruhtur, dinin hoş görmediği bir davranıştır.

 

3. Geçimsiz olan, yahut iffetli ve dindar olmayan bir eşi boşamak mendupdur; dinin teşvik ettiği bir davranıştır.

 

4. Ailede geçimsizlik ve problemlerin büyümesi üzerine tarafların talebi ile çözüm arayan hakemlerin boşamayı gerekli görmeleri halinde boşamak farzdır, dinin kesin talebidir.

 

5. Çiftlerden biri veya her ikisi diğerini sevmiyorsa; bu konu müçtehitler tarafından tartışılmış, çoğunluk tarafından caiz görülmüştür.

 

6. Evlilikte çocuk olmuş ise taraflar, çocukların hatırı için evli kalmaya dayanabilecek durumda olup bunu sürdürürlerse bundan sevap kazanırlar.

 

Evli kalmak çocuklara da zarar veriyorsa böyle bir fedakârlığa katlanmak gerekli olmaz. Ayrılma gerçekleştiğinde çocukların ruh ve beden sağlığı, din ve ahlâk eğitimi kimin yanında kalmalarını gerekli ve hayırlı kılıyorsa o tarafta kalırlar.

 

İslâm, boşamaya niçin izin vermiş, yuvanın dağılmasına çıkan yolu niçin kapatmamıştır?

 

Bu sorunun cevabı, İslâm’da yer verilen boşama uygulamasının felsefesini (hikmetini) ifade edecektir. Şüphesiz İslâm, evlenmenin ömür boyu bir beraberlik ve bağlılık olmasını istemiş ve bunun içindir ki, süreli ve geçici evlilik akitlerini bâtıl (hükümsüz) saymıştır. Ancak ideal ile reel, istenen ile gerçekleşen arasında çoğu defa farklılıklar vardır. Bazı durum ve şartlarda evlilik çekilmez bir yük, katlanılmaz bir beraberlik halini almaktadır. Buna rağmen evlilik devam etsin, “Allah’ın birleştirdiklerini hiçbir kimse ayıramaz” demek insanın yapısı, maddi ve manevî ihtiyaçları ile bağdaşmayan bir temenni olmaktadır. İslâm bunun yerine, evliliğin devamı için tarafları azamî gayret göstermeye teşvik etmiş, boşamayı “Allah’ın sevmediğini” ifade ederek sevimsizleştirmiş, fakat gerektiğinde, zaruret haline geldiğinde bu yolu da açık tutmuştur. Çünkü zorla güzellik olmamakta, zorlama ile sevgi ve bağlılık doğmamaktadır. Kâğıt üzerinde evli kalıp, gönül ve beden olarak ayrı yaşamayı ise -ahlâkî, sosyal ve ailevi mahzurlarından dolayı- İslâm tasvip etmemiştir.

 

Kadın sevmediği, mutlu olmadığı veya zarar gördüğü için boşanmak istediği halde kocasının onu nikâhı altında tutması, boşama yetkisini kötüye kullanması Bakara suresinin 231. âyetinde yasaklanmış, bu durumda mahkeme veya hakemler aracılığı ile kadının kurtulması sağlanmıştır.

 

Soru

 

Gençliğimde bir olay üzerine şunu yaparsam üzerime yüz kere yemin kefareti vacip olsun demiştim. Yemini bozdum. Günahtan nasıl kurtulabilirim? Yemini ederken çokluk belirtmiştim. Fitre miktarını 50 lira olarak kabul edersek 10 fakirin bir günlük yiyeceği 500 TL. eder. Yüz yemininki ise 50.000 lira; bir yardım kuruluşuna göndersem kefaret geçerli olur mu?

 

Cevap

 

Bu sözü yemin saysak bile bir yemin kefareti yeterlidir. Bir yemine yüz kefaret gerekmez. Yüz kere yemin eder ve bozarsanız yüz kere kefaret ödersiniz.

 

Yemin kefareti; gücü yeterse, bir köle azad etmektir -İslâm ve insanlık bunun kökünü kazıdı çok şükür- veya on fakiri sabahlı akşamlı doyurmak ya da on fakiri alışılmış biçimde giydirmektir. Kişi bu üçü arasında muhayyerdir. Ama bunlara gücü yetmezse, peşi peşine üç gün oruç tutar.

Google+ WhatsApp