Biz hepimiz suçluyuz!

Biz hepimiz suçluyuz!


Oturmuşuz, herkes ötekinin açığını arıyor, açığını yakaladığı adamı hain ilan ediyor, sonra da insanlara dönüp, “bak o bu haltı yemiş, oyunu bana ver” diyor.

 

Hepsi aynı şekilde davranıyor. Aslında herkesin dediğini doğru kabul ederseniz, temiz kimse yok. Kimse kendini temizlemekten, çevresini temizlemekten yana değil sanki.

 

Yani “inni küntü minezzalimiyn / Muhakkak ki biz zalimlerden olduk” diyen yok. Biz kendimizi temizlemeyince de değişen bir şey yok.

 

“Yok aslında birbirlerinden pek farkları, tek farkları adları” sanki! Ve sonuçta bizler içimizdeki kendini ‘ıslah ediciler’ olarak tanıtan beyinsizlerin işledikleri yüzünden helake doğru sürükleniyoruz.

 

Bu sadece bizim ülkemiz için geçerli değil, bölgemizde durum farklı mı sanki. Bölgemizi bırakın, Türk dünyası, İslam dünyasında durum ne? Bırakın İslam dünyasını tüm dünyada durum ne? Çin, Rusya, İsrail, Vatikan, Mısır Suudi Arabistan, ABD, İngiltere, durum farklı mı sanki. İran, Malezya da durum ne? İnsanlık adeta cinnet geçiriyor. Sadece devletler değil, sivil toplum örgütleri, şirketlerde durum çok mu farklı. Dünya genelinde “dini cemaat” dediğiniz yapılar ne durumda. 

 

İnsanlar inandıkları gibi yaşamayınca, yaşadıkları gibi inanmaya başladılar. Bugün dünyada tekamül değil, tereddin söz konusu. Teknoloji her zaman tekamülün aracı olmayabilir. Bugün bilim de, teknoloji de, parayı ve silahı elinde bulunduranlar da büyük ölçüde Şeytana hizmet ediyorlar. İnsanoğlu yoldan çıkınca Şeytanı kıskandırır. Belhum adal’e dönüştürüldüğünde, aşağılık ve azgın maymunlara, domuzlara dönüşürler. Hayvanları öldürür, ekinleri talan eder, fıtratı bozar, ıslah ediyoruz diye, havayı, suyu, toprağı ifsad ederek yeryüzünü fesada uğratırlar.

 

Ve biz de bu durumdan mesulüz. “Din ve ahlak” fesada uğratılıp, nesillerin fıtratları bozulurken, ya bu piyasadan pay almaya çalıştık ya da bu cinayetler karşısında sessiz kaldık. Haksızlıklar karşısında susanlar biliyorsunuz dilsiz Şeytanlara dönüşürler. Allah’tan korkmadık, güç sahiplerinden korktuk, rızgımızı Allah’tan değil, güç ve servet sahiplerinden bekler olduk. Onlar da bize “yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat” vaad ettiler. Biz Allah’ın vadini bırakıp Şeytanın yalanlarına kandık. Bakın bizler hepimiz, tek kişi aile, toplum, cemaat, siyaset, bürokrasi, STK, Media, iş dünyası, hepimiz az ya da çok suçluyuz! Eğitim, bilim, sanat, hepsi bunlar tarafından ele geçirildi neredeyse. Hakkın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olması gereken dini önderler, kanaat önderleri, güç sahiplerinin fetvacısı oldular. Onlarla birlik oldular. İnandıkları gibi yaşamayı bırakıp, dünyevi imkanların, paranın, malın, hazların peşine düştüler. Din BİREY’sel planda vijdanlara, toplumsal planda Mabedlere ve dergahlara hapsoldu. Sekülerleştik. Cennet nimetlerini unutup dünya malına, makamına tamah edenlerden olduk.

 

Hani zalimler karşısında susmayacak Hakkı söyleyecektik. Hani kendi nefsimizi temizlemek esas olacaktı. Başkasının gözünde çöp arayanlar, kendi gözlerinde merteği görmez oldular. Sağı-solu fark etmiyor. Müslümanı-gayri Müslimi de fark etmiyor. Marmara müsilajından daha tehlikeli olan bu aklımızı, kalbimizi, ciğerlerimizi, midemizi ve bağırsaklarımızı kuşatan müsilaj. Yani Şeytanın salyası, ağzımız, burnumuz, gözümüz ve kulağımızdan bedenimizi kuşatıyor. Çünkü haram yedik, harama baktık, haram işlerin peşine düştük, haram yiyen haramzadeleri dost edindik.

 

Bütün kötülüklerin anası Şeytanın narkozu altında beynimizi yıkadıkları için nefsimizi ele geçiren Şeytan, bize Cehenneme giden yolları hoş gösterdi. Hz. Adem ve Havva annemizin cennetten çıkarılmasının sebebi olan Şeytan bugün de Ahir zaman Peygamberinin ümmetinin yaşadığı bir zamanda insanoğlunu ahiret yurdu diye Cehenneme çağırıyor. Onun fesadı yüzünden dünyadan ahirete göç zamanında insanoğlu yine büyük bir imtihanla karşı karşıya. Cennetten çıkarıldığımız gibi sanki bu kez de, Cehennemin yollarını “iyi niyet taşları” ile “Bilim, teknoloji, sağlık ve mutluluk yalanları ile süslüyor. Ve içimizden birileri de Şeytanın bu yalanlarına inanıyor ve hatta bunu dayatıyor. Şeytan yalan söyledi ve Ademoğullarından intikam almaya devam ediyor. “Yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat” vaad ediyor. “Blue Brain” böyle bir şey. Time, Şeytanın sözcülüğünü yapıyor ve 2030 müjdesini veriyor. Şeytan bu vaadiyle kandırmıştı Hz. Adem ve Havva’yı! Unutmayalım; Şeytanın varlığı günah işlememizin bahanesi değildir.

 

 

Euzü besmele çekerken, sadece o bildiğiniz Şeytanı düşünmeyin. İnsin ve Cin’nin Şeytanları, ya da çevremizi kuşatan, media, mafia, sermaye, siyaset, bürokrat, hakim, bilim adamı kılıklı Şeytanın dostlarından uzak durun. Aslında onlara karşı direnmemiz, mücadele etmemiz gerekiyordu. Onlar nefislerini, akıllarını Şeytana kiralayıp, heva ve hevesleri uğruna yokuş aşağı koşar gibi Şeytanın ayak izlerinde kendi cehennemlerine doğru koşuyorlar.

 

Hani rüşvet ve torpilden uzak duracaktık! Bırakın hemşehricilik yapmayı, Müslümancılık bile yapmayacaktık. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı çıkacaktık. İşi ehline verecektik, ehliyet ve liyakat imandan önce gelecekti. El Emin olacaktık. Adil şahidler olacaktık. Haksızlıklar karşısında susanlardan olmayacaktık. Yalan söylemeyecek, zina etmeyecek, din-devlet büyükleri ya da Allah’tan başkalarını İlah ve Rab edinmeyecektik. Bir kişi ya da topluluğa olan öfkemiz bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmeyecekti. Allah’a ve Resulüne söz vererek Hak dine girmemiş mi idik. İnsanlara güzel örnek olacak, onları güzel söz ve hikmekle hayra, Hakka çağıracaktık. Ne oldu bize. Ne çabuk onlara benzedik.

 

Şimdi tevbe zamanıdır. Gelecek günlerin geçen günleri aratmaması için  aklımızı başımıza alma zamanıdır. Gerçek anlamda abdest alacağız, görünen ve görünmeyen kirlerden temizleneceğiz. Kötü işler, kötü kişilerden uzaklaşacağız. Kul hakkından kurtulmadan kurtuluş yok. Bu saatten sonra bu dünya ve ahirette kurtuluş için Allah’ın yardımı olmadan kurtuluş mümkün değil. Şeytanın dostlarından uzaklaşmamız, onların pis işlerinden yakamızı kurtarmamız şart.

 

5G ve CoVID fitnesi karşısında dünyanın acziyeti ve şaşkınlığı da eğer aklımızı başımıza toplamamız için yeterli olmayacaksa vay halimize. Tabii daha Neuralink, Starlink, TransHumanizm, Blue Brain fitnesi gibi birçok fitne sözkonusu. Şeytan bütün esbab-ı cefasın toplamı geliyor, bilim, teknoloji, eğitim, savunma, gıda ve sağlık, adalet, maliye, turizm aile, çevre ve şehircilik alanı bu fitnenin en çok kaynadığı yerler.. Allahım bize Hakkı Hak, batılını batıl göster ve Hak da toplanmamızı nasib et. Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil. Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp