Biz can derdindeyiz, onlar alkol!

Biz can derdindeyiz, onlar alkol!


“Türkiye tam kapanmalı, tam” diye konuşanlar, yazanlar, çizenler.. 

 

“Hafta sonları ile bu iş olmaz, hafta içi de kapanmalıyız, hemen kapanmalıyız” diye akıl verenler..

 

1 Mayıs ve Ramazan Bayramı’nı içine alacak şekilde 17 günlük kapanma kararı açıklandığında..

 

Şimdi yeni bir tartışma ile karşımıza çıktılar..

 

“Bu tam kapanmada, alkol satışları ne olacak?”

 

Zıkkımın kökü olacak..

 

17 gün içmezseniz, ölür müsünüz?

 

Zorunlu bir ihtiyaç maddesi değil..

 

Keyif için alınan, sağlığa da zararlı bir madde..

 

Küçük küçük vesileler bulup, “Bu zararlı alışkanlıktan nasıl kurtulabiliriz” diyeceklerine..

 

Her gün 300’den fazla insanımızı koronadan kaybettiğimiz bir dönemde, fabrikaların kapanmak zorunda kaldığı, işyerlerinin birçoğunun kepenkleri indirdiği bir süreçte, beyefendilerin derdi, “Alkol yasaklandı mı? 17 gün boyuca biz içemeyecek miyiz?..”

 

Aynı laikçi çevreler, Avrupa’daki gibi akşam saat 22.00’den sonra Türkiye’de de alkol satışına yasak geldiğinde, dünyadaki başka örnekleri görmezden gelerek isyanları oynadılar..

 

“Siyasi iktidar, dini gerekçelerle alkol satışına engel çıkartıyor, satışı zorlaştırıyor” dediler..

 

Benim açımdan, dini gerekçelerle alkol satışına engel çıkartılmasında bir sakınca yok ama..

 

İşin gerçeği o değildi.. Avrupa’da da akşam 22.00’den sonra alkol satışı yasaktı. 

 

Bizde ise bu kural 2013’te daha yeni getiriliyordu..

 

Hani bir-iki gıcık tip “Alkol içemeyecek miyiz?” der.. 

 

“Fazla önemsemeyin, muhatap olmayın” yaklaşımı ile, es geçerim..

 

Ama..

 

Ciddi ciddi, haberler yapılıyor, görüşler alınıyor, “Ne olacak bu devletin hali?” türünden röportajlar eşliğinde karalar bağlanıyor..

 

Tekel Bayileri Platformu Başkanı imiş..

 

Adı-soyadı, Özgür Aybaş imiş..

 

Özel açıklamalarda bulunup, “Karar, pandemi bahanesiyle ideolojik sebeplerle alındı. Bu karar esnafın kepenk kapatmasına sebep olacaktır!”

 

Berberinden nalburuna binlerce esnaf zorunlu olarak kepenk indiriyor..

 

Zaten aylardır “İlla da illa, sokağa çıkma yasağı gelsin, esnaf dükkanları kapatsın” denilmiş..

 

Şimdi o adımın atılması gerektiğine karar verildiğinde..

 

Tekel Bayileri Platformu karşımıza çıkıyor, “İdeolojik sebeplerle karar alındı” diyor..

 

Milletin teravih namazlarını camide kılamadığı bir ortamda, adamın derdine bak..

 

Bu adamı konuşturup, algı oluşturanlara bak..

 

Bununla da yetinmiyor, Tekel Bayileri Platformu başkanı..

 

Tam bir solcu söylemi ile..

 

Tam bir CHP kafalı olduğunu ispatlarcasına..

 

Şunları da ilave ediyor, sözlerine:

 

“Alkol tüketimi ile koronavirüs arasında hiçbir bağ yoktur. Kararın hedefi, yaşam tarzıdır.”

 

Açık açık ilan ediyor..

 

“İçmek, sarhoş olmak bir yaşam tarzıdır. Biz de bu yaşam tarzının ideolojik olarak savunucusuyuz.. Aslında para kazanmak için de değil.. Alkol alma, sarhoş olma şeklindeki yaşam tarzının devam etmesi için pandemi gerekçeli tam kapanmaya karşı çıkıyoruz.”

 

Böyle bir hava estirilir de, solcu medya organları, bu işi köpürtmez mi?

 

Hemen kolları sıvamışlar..

 

Bir de hukukçu bulup, konuşturmuşlar:

 

Kazım Yiğit Akalın, mikrofon uzatılır uzatılmaz hemen sazı almış eline, başlamış çalmaya:

 

“Erdoğan’ın açıklamasında da genelgede de bu yasaktan bahsedilmiyor. Tüm Türkiye bir muhabirin açıklaması ile öğreniyor. Akla arka kapıdan nabız yoklama mı sorusu geliyor.”

 

Vay canına sayın seyirciler..

 

Erdoğan’ın açıklamasında özellikle alkol satışına bir engelden bahsedilmemiş.

 

Genelgede de böyle bir ifade yokmuş..

 

Dolayısı ile, alkollü içecek satışı yapan bayiler için market ve bakkallar gibi istisna uygulanmaması, “nabız yoklama” imiş..

 

Nabız yoklanıp, da ne yapılacak ise?

 

Altı üstü, 17 günlüğüne..

 

17 günün içindeki tatilleri de düşerseniz.

 

10 gün ya toplarsınız, ya toplayamazsınız..

 

10 günlüğüne binlerce farklı alandaki esnaf dükkanını kapatırken.

 

Şimdi bizim karşımıza, “Yaşam tarzı” edebiyatı ile, “İdeolojik sebepler” mavalı ile, “nabız yoklaması” yalanları ile çıkıp, “Olmaz ki, sarhoş olmamızın önüne yasak koyamazsınız ki!” diyorlar..

 

Hani söylenilende gerçekten hukuki bir altyapı olsa..

 

“Gerçekten de, genelgede olmadan, nasıl yasak konulabilir ki” diyeceğim..

 

Oysa dün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, açık açık, bu hukuk bilmezlere hatırlattı:

 

“İstisnada yer almıyor ve kapalı. Bu açıdan hem bir muafiyet yok hem de soru işareti de söz konusu değil.”

 

Bakan daha ne söylesin..

 

“Genel kural koyduk, her yer kapalı” diyor..

 

Bakan yine ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatıyor: 

 

“Genel kural her yerin kapalı olması ama. Zorunlu olarak çalışacak yerleri de, tek tek listeledik” diyor..

 

Ve noktayı koyuyor:

 

“İstisna arasında alkollü içecek satan bayiler bulunmuyor.. Kapalı olacakları konusunda bir tartışma, bir tereddüt yok.”

 

Ama muhataplarımızda hukuki bir kavrayış da yok, salgın döneminin gerektirdiği hassasiyet de yok..

 

Oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi, ağlamaya devam ediyorlar:

 

“Karar eğer hukuki olsaydı, gerekçeleriyle ortaya koyulup bilimsel ve hukuki dayanaklar sunulsaydı, bu tepkilere yol açmadan sorun halledilirdi. Bunlar yapılmadan özel hayata bu şekilde müdahale edilmesi ‘Anayasayı bir kere delmekten bir şey olmaz’ tavrını akla getirdi.”

 

Haydaaa..

 

Şimdi bir de, “özel hayata müdahale” çıkardılar..

 

Alkollü içecek satan bayilerin ve hatta tüm esnafın zaten zorunlu olarak kapalı olduğu tatil günlerini bir kenara ayırdığınızda, topu topu 10 günlük bir süre ile, alkol satışı yapılamaması, hem de salgın kapsamında alınan tedbirler kapsamında böyle bir durumun ortaya çıkması, görüşüne başvurulan bu hukukçuya göre, “özel hayata müdahale” imiş! 

 

Haydi bakalım, ne yaparsınız siz şimdi?

 

Nasıl bir kafadır bu, nasıl bir mantıktır bu, anlatır mısınız bana?

 

Hani bu hukukçuyu bulup da sorsak, “Başörtü yasağı, özel hayata müdahale midir?” diye..

 

Ezberden söyleyeyim cevabı:

 

“Laik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde, laiklik aleyhtarı kıyafetlere izin verilmesi düşünülemez.”

Google+ WhatsApp