Birkaç Dakika Soluklanın

Birkaç Dakika Soluklanın


Teknolojinin girmediği alanlarda zaman adeta duruyor ve burada güneşin doğuşunu, içinizi serinleten havayı, toprağın enerjisini hissedebiliyorsunuz. Zaman, aldığınız her nefeste biraz daha yavaşlıyor ve yaşadığınızın farkına varabiliyorsunuz. Teknolojinin hayatın her safhasına hükmettiği kent hayatında ise vakit su gibi akıp gidiyor ve nefes alıp verdiğinizin farkına dahi varamıyorsunuz. Zaman avucunuzdan kayıyor, günler, haftalar, aylar yıllar geçip gidiyor. Ruh hekimleri kentli insanın hızlı yaşamından ve bunun getirdiği sorunlardan bahsediyor ve yavaşlayın diyorlar ama bu mümkün mü? Nitekim güne erken bir vakitte başlıyorsunuz ve koşar adımlarla evinizden çıkıp kalabalığa katılıyorsunuz. Otobüse vaktinde ulaşıp, istenilen saatte işinizin başında olmak için koşturuyor ve adeta zamanla yarışıyorsunuz.

 

Zaman dalgalı bir nehir gibi akıyor. Rızık için evinizden çıktığınızda attığınız her adımın hesabını yapıyor ve onca yolu nasıl tükettiğinizin, onca ağır yükü sırtınızda nasıl taşıdığınızın farkına dahi varamıyorsunuz. Hayatınız kurulmuş bir saate dönüşüyor ve işten eve, evden alışverişe, alışverişten çocukların okuluna koştururken günler aylar geçip gidiyor.

 

Dr. Galeman zamanı yavaşlatmak için rutin olarak kullandığınız yolları değiştirin, bilmediğiniz beldelere tatile çıkın, yeni şeyler öğrenmeye çalışın ve hayatınızı monotonluktan kurtarın diyor. Galeman, sahip olduğunuz imkânların mutluluğunuz için kâfi olduğunu belirtiyor ve bunun farkına varabilmeniz için yavaşlamamızın, soluk almamızın şart olduğunu ileri sürüyor. Ancak kalabalık kentlerde hayatı yavaşlatma şansınız yok, burada her şey hızla akıyor ve bu akışın içinde yer almadığınızda hayatınız sekteye uğruyor. Yorgun düşüyorsunuz, gücünüz tükeniyor, enerjiniz bitiyor ve siz koşturmaya devam ediyorsunuz.

 

Duraklamak, soluklanmak ve iç ve dış kaynaklarınıza odaklanmak sahip olduğunuz fırsatların farkına varmanızı sağlayacaktır. Lütfen birkaç dakikalık da olsa bu yoğun akışın içinden çıkıp kıyıya çekilin, başınızı avuçlarınızın içine alıp derin bir nefes alın. Eğer birkaç dakikalık soluklanmaya fırsat ayırabilirseniz bastığınız toprağın, soluduğunuz havanın farkına varacak ve sizinle beraber hayata katılan varlık âleminin bir ferdi olduğunuzu bütün benliğinizde hissedeceksiniz. Ve düşünce ufkunuz gelişecek, hayata farklı bir gözlükle bakacaksınız.

 

İnsanın hayatına etki eden iki tür zaman algısı vardır. Birincisi insanoğlunun öteden beri vakti düzenlemek için kullandığı saatler, dakikalar, saniyelerdir ki bireyler vakti verimli ve düzenli şekilde kullanabilmek için saati icat etmiş ve kullanmışlardır. İkincisi ise David Galeman’ın belirttiği gibi bireylerin zihinlerindeki zaman algısıdır ve burada zaman kimi zaman yavaş kimi zaman hızlı geçer. Gençlik döneminde vaktin nasıl geçtiğini anlayamazsınız, bir dönem bir nefes kadar kısalmıştır belleğinizde. Yaşlılıkta ise bahar yağmuru gibi geçip giden zaman uzadıkça uzamaktadır. Zaman yaşadığınız acı, neşe, meşakkat ve güçlüklere göre şekil alır ve zamanı ne kadar kolaylaştırırsanız vaktiniz o kadar bereketlenir ve anlam kazanır.

 

Zaman sizsiniz, sizin niyetleriniz, hedefleriniz ve eylemlerinizdir. Elinize tutuşturulmuş bir kap gibidir zaman içini ne ile doldurmuşsanız payınıza o düşer, ne ile meşgul olmuş, neyin peşinde koşturmuşsanız avucunuza düşen o olur. O nedende birkaç dakika soluklanın ve zaman kabınıza neyi koyduğunuzun ve ömrünüzü neyin peşinde tükettiğinizin farkına varın.

Google+ WhatsApp