Bir şehrin ruhundan

Bir şehrin ruhundan


Uzun bir aradan sonra, yaklaşık iki yıl oldu, bir yolculuğun manevî hazzını yaşamak bir bağış. Bu bağışın nedenleri ne olursa olsun sonucunun güzelliklerle ve hayırla olması en güzeli. Türkiye’de gitmediğim il sayısı altı ya da yediyi geçmez. Bunlar gerek gazetenin düzenlediği iki tur, ayrıca konferanslar ve programlar nedeniyle gittiğim illerin tamamı.

 

Sivas gitmediğim illerden biriydi. Gençlerin taleplerine bugüne değin elimden geldiğince hayır demedim. Gidemediklerimin sayısı ise çok az. Sağlık insan için en büyük nimet. Allah’ın bir lütfu. Eskiden beri denir ki yaşlanmadan sağlığın kıymetini bilin diye. Bazen insanın elinde olmayan nedenler olabiliyor. 2009 yılının sonundan beri bu benim için bir süreç oldu, zorlukları da olsa. Bu da bir lütuf.

 

Bu zamana nasipmiş Sivas’a gitmek. Şahsiyet dergisi ile Nizam Derneği’nin davetlisi olarak. Temel Karamollaoğlu ile bir karşılaşmamızda, “Ali Haydar Bey Sivas’a gittiniz mi?” diye sormuştu. “Hayır gitmedim.” “Nasıl olur? O zaman sizi apar topar götürmemiz lâzım.” Bu konuşmamızın arasına pandemi girdi. Bu da epeyce uzun sürdü. Zaten, pandemidan sonra İstanbul’dan ilk çıkışım oldu.

 

Anadolu’nun uçsuz bucaksız gibi görünen bir bozkırında bir Sivas. Uçaktan gözlemlerken bu bozkırda yeşillik sadece vadilerde görünüyor.

 

Türkiye’nin tuhaf bir kaderi var. Modernleşmeyle birlikte kentlerin asıl ruhları büyük ölçüde yitiyor. Bu geçmişte ağır işgal ve talanların olması, sonra da yıkımların yaşanması, daha sonra da modernleşmenin neden olduğu büyük yıkım. Modern zihniyetin mimari anlayışı, bir şehrin çarşısını, özellikle eski hâlini yıkmaları... Arada kalmış tarihi yapıların birer maket gibi ortaya çıkarılması. Şehirlerin ruhu çarşılarda kendini daha çok belli eder. İnsan ve yapı.

 

Gene de tarihi yapıların bir ölçüde varlığı bir medeniyetin kimi unsurlarıyla hissedilebiliyor. Yapılarda olduğu gibi manevî kişilerin, velilerin izleri o ruhu daha çok canlı olarak yaşatıyor. Bunlardan bazısını ziyaret ettik. Onların maneviliğini yaşadık. Şemseddin Sivasî, İsmail Sivasi, Buruciye Medresesi ve çevresi, sadece minareleri ve kapısı ve bir duvarı ayakta kalan Çifte Minareli Camii, Kadı Burhaneddin, İhramcızade İsmail Hakkı, Abdülvahabi Gazi Hazretleri, Mevlevihane… Bunlar aklımda kalanlardan bir kaçı.

 

Timur’un vahşi talanı ve yıkımı elbette büyük bir dram. Gökkube’nin ateşe verilmesi, medrese talebelerinin öldürülmesi. Cumhuriyet döneminde kültür tarihi üzerine olan yıkım çok daha fazla. Bunları anlatmak insana acı veriyor. Ama gerçeklerin görmezlikten, duymazlıktan ve bilinmezlikten gelmesi için deve kuşu olmak gerekir. Birçok medresenin ulu camiin ve diğerlerin normal yer seviyesinin altında kalması bile düşündürücü.

 

Modernleşme ile kapitalizmin etkisi kendisini kültür tarihi üzerinde de iyice hissettiriyor.

 

İnsana ulaşmanın ve hakikatlere anlatmanın zorlukları bugün de var. Konuşurken ve yazarken bazı şeyleri ifade etmek için taklalar atmanız gerekir. Bir şeyin altından girip üstünden çıkmak için çaba gösterilmeli. Ağzınızdan çıkabilecek bir söz bile başınıza bir iş açabilir. Tetikte bekleyenler var. Çünkü materyalizmin oluşturduğu etki, Batılılaşma süreciyle gelişen bölünme ayrışmalar derin uçurumlar oluşturmuş bulunuyor.

 

Bir Müslüman olarak ve onun ilkeleri gereği konuşmanız gerekenleri bile tam anlamıyla ifade edemiyorsunuz. Cepleri şişiren putlar, kredi kartları, faiz belâsı, konumlar, makamlar, çıkar duyguları başlıca engeller. İslâm medeniyetini bir bütün olarak anlatabilmeniz için de birçok şeyi göze almanız gerekir. Mezhepler, ırklar, siyasal bölünmeler, partiler, derneklerin hemen hepsi birer kale, kapılarından girebilmeniz giderek zorlaşıyor.

 

Sokaklarda insanların sel gibi aktığı bir süreçte salonlarda dinleyici olanlar çok olmasalar da değerlidirler. Önemli olan alıcı olması. İstanbul sisi bizi bir gün daha kalmaya mecbur etti. Dolu dolu verimli günler oldu.

 

Not: Kasım Bey ile Niyazi Bey başta olmak üzere, Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü, aziz dostum Âlim Bey’e, Halis Bey’e, üç gün boyunca bizi yalnız bırakmayan sevgili dostlarıma ve kurumların yöneticilerine teşekkür ederim.

Google+ WhatsApp