Bir gün Bülent Arınç, bir gün Cemil Çiçek!

Bir gün Bülent Arınç, bir gün Cemil Çiçek!


Cemil Çiçek abi, DW Türkçe’ye konuşmuş..

 

“Savcılar gereğini yapmalı” demiş..

 

Ne için söylediğini tahmin ediyorsunuz dur. 

 

Mafya babasının sözleri için diyor, bunu..

 

Olay ne?

 

Mafya babasına eyvallah edilmemiş.

 

Önü tıkanmış. O da, “siz biliyor musunuz, Roma’yı da ben yaktım” modunda bir şeyler söylemiş..

 

Bu ülkede yıllarca bakanlık yapmış. TBMM Başkanlığı yapmış... Hatta belki en önemlisi, Adalet Bakanlığı koltuğuna oturmuş Cemil Çicek..

 

Bugüne kadar oturduğu koltukları unutmuş olmalı ki..

 

Mafya babasının iddialarının, Cemil abinin görev yaptığı dönemleri de içerdiğini belki de tam anlayamamış olmalı ki..

 

Şöyle diyor:

 

“Binde biri bile doğruysa felaket ve sıkıntıdır. Binde birken önünü alamazsanız, bu yüzde bir, sonra onda bir olur sonra bir bakarsınız ki bütün vücudu kaplamış. Türkiye bu konuda yeteri kadar geçmişte tecrübe sahibi oldu. Gerekli ders çıkartılarak gereğinin yapılması lazım.”

 

“Binde bir”, senin bakanlık koltuğunda oturduğunda eğer oldu ise, olmuş, çoktan bitmiştir Cemil abi..

 

O mafya babası da, “Biletim yandı” dediğine göre..

 

Cemil abi, bakanlık koltuğunda oturduğu yıllarda, vazifesini tam yapmamış olabilir ama..

 

Bugün o görev hakkı ile yapılıyor olmalı ki, “binde biri doğru ise felaket” denilen iddiaların sahibi, bağırıp çağırıyor, “mahvoldum, bittim” diyor.. 

 

Bu aşamada, DW Türkçe’ye konuşmak Cemil abiye düşüyorsa, bize de şu soruyu sormak düşüyor:

 

“Mafya babası bunları biliyorsa.. Bizim Adalet Bakanı koltuğuna oturttuğumuz Cemil Çicek, emrinde binlerce savcı var iken, bunları niye bilmiyordu. Biliyorsa, zamanında niye gereğini yapmamıştı.”

 

Efendim, Cemil abi?

 

Ne buyurdunuz? Tam anlaşılmadı..

 

Milletvekili maaşı, üstüne bakanlık maaşı..

 

Hem de nerede ise yarım asır..

 

Ağır mı kaçtı, sorum..

 

Yok yok. Ağır kaçmaz..

 

Sizin kaçıncı mızıkçılığınız bu..

 

Bir gün Bülent Arınç. Bir gün siz.. 

 

DW Türkçe yetmiyor, bir de Ahmet Davutoğlu’nun gazetesindeki Ahmet Taşgetiren’e telefon açıp, saydırıyorsunuz..

 

“Ortalıkta siyasetçilerin araçlarına çantalar dolusu para konulduğu iddiaları var. Bu iddia suç örgütü lideri olarak tanıtılan birisine ait. Bunu görmezden gelebilir misiniz?”

 

Ben şahsen, CHP’li  Mansur Yavaş’a yönelik olarak, CHP’de milletvekilliği yapmış Sinan Aygün’ün, “Benden imar rantı olarak 25 milyon rüşvet istediler”’ sözüne yönelik, Cemil abiden tek açıklama duymadım..

 

Fakat ne hikmetse..

 

Mafya babası, hakkında soruşturmalar açılmasına kızıp, AK Partili isimlere saydırmaya sıra gelince..

 

Cemil abimiz hemen sahneye çıkıp, “Bunu görmezden gelebilir misiniz” diyor..

 

Görmeyelim Cemil abi..

 

O iddiaların sahibinin tüm söylediklerini inceleyelim..

 

Ama şurdan başlayalım..

 

“Binde biri doğru ise” diye sözlerine göndermede bulunduğunuz kişi, nerede ise çocuğunuz yaşta..

 

Siz onun bildiklerini.

 

Bu ülkede 37 yıldır belediye başkanlığı, milletvekilliği, bakanlık yaptığınız halde hiç duymadı iseniz.

 

Bilmiyor iseniz..

 

Veya duyduğunuz, bildiğiniz halde gereğini yapmamış iseniz.

 

Önce sizden başlayalım, hesap sormaya..

 

Siz bilmiyorsunuz, ama çocuğunuz yaşta çete lideri biliyor.

 

Siz değil, o kişi bu ülkede sanki bakanlık yapmış gibi..

 

Onun sözü üzerinden açıklamalar yapıyorsunuz..

 

Aslında konuya girdikçe, çok daha vahim yönlerini de görüyoruz, olayın..

 

Sedat Peker’in “zamanaşımına uğramış olaylar”dan başlayarak iddia ettiği yıllara bir dönelim..

 

Onlarca olayda, Cemil abinin oturduğu resmi koltukları sorgularız ama.

 

Bir somut örnekle yetineyim.. Anavatan ile Doğru Yol Partisi arasındaki 1996 yılı başında kurulmuş koalisyon hükümeti döneminde, Cemil abimiz bakanlık koltuğunda oturuyor..

 

O tarih, tam da “binde biri doğru ise” diye  Cemil abinin sarf ettiği cümlenin en vahim bölümlerinden birisine denk geliyor..

 

“Savcılar gereğini yapmalı” diyen Cemil abimizin işaret ettiği Sedat Peker’in açıklamaları üzerine.. Kardeş Peker’in savcılıkta verdiği ifadede bakın neler yazılı:

 

“Sedat Peker beni 1996 yılı mart ya da nisan ayında aradı. Ankara Sheraton Otel’e gelmemi istedi. .. Orada Korkut Eken ile kendisinin bulunduğu ortamda Kıbrıs’a Korkut Eken ile birlikte gitmem gerektiğini polis ve askerlerimizi şehit eden terörist kişilerin bulunduğunu ve bu kişilerin öldürülmesi gerektiğini söylediler.” 

 

Sonrasını aktarmama gerek yok.

 

Kutlu Adalı’nın öldürülmesine giden olaylar silsilesi..

 

Bu ülkede Cemil abimiz bakanlık koltuğunda otururken, bakın neler olmuş?

 

Bir gazetecinin öldürülmesi için, Türkiye’de devlette görevli birileri. 

 

Mafyadan birileri ile Ankara Sheraton otelinde buluşup, Kıbrıs’a gitmişler..

 

Cemil abimiz ve diğer bakanlar kurulu üyeleri de uyumuşlar..

 

Şimdi Cemil abi, DW Türkçe’ye konuşup,  diyor ki: “Savcılar araştırmalı.”

 

Bence de Cemil abi gönüllü olduğuna göre.

 

Savcılar araştırmalı.

 

Bakalım altından neler çıkacak, görelim..

 

Hani iddia edilen olayları, tek tek buraya sıralasak..

 

“Bunları savcılar soruştursun” desek..

 

Kim bilir belki de..

 

Cemil abinin görevi ihmalden alacağı ceza..

 

Yıllarca cezaevinde kalmasını gerektirebilir..

 

Söyleyeceğim şu:

 

Kimse, şunun bunun dolmuşuna gelmemeli..

 

Hıyar gösteren birisi çıktığında..

 

“Ben de tuzluk var” diye koşmamalı..

 

Bir açıklama yapacaksanız..

 

Önce oturduğunuz koltuklardaki tecrübenizi konuşturarak, olaylara kendi yorumlarınızı yaparak izahat getirirsiniz.

 

“Şu şöyle olmuş olabilir. Ama biz şunu da önledik” dersiniz..

 

“Şu isnatlar incelenecek değerde ama, şu şu iddialar, aslında tam da bu karanlık işlere artık prim verilmediğinin kanıtı” dersiniz..

 

“Benim ülkemde darbe yapmış hainleri koruyup kollayan Almanya’nın bir medya organına, benim yapacağım bir açıklama yok” dersiniz..

 

“Daha dört yıl önce “Beni Erdoğan’a ihanet eder olarak göremeyeceksiniz” diye söz verenlerin, o günlerde kafalarının arkasında bazı tilkilikler yatıyor olmalı ki, aynı tarihlerde yayına soktukları gazetelerde kalem oynatanlar üzerinden, benim bu ülkenin sorunları hakkında söyleyecek bir sözüm yok” dersiniz..

 

Sonra Cemil abiye kulak veririz, “ Yarım asrın tecrübesi, ne diyor acaba” diye..

 

Kusura bakma Cemil abi.. Sözlerin boş..

 

Çağrıların bomboş!

Google+ WhatsApp