Bir adamın duası

Bir adamın duası


Mescid-i Aksa Vakfı Müdürü Ömer El Kisvani minareden, “Nerede Selahaddin, Allah’ım bize Selahaddin’ler gönder” diye haykırıyordu. Yaşlı gözleri şiddetin her türlüsüne şahit olmuş ve yaşanan zulmün ancak Selahaddin kadar imanlı ve şuurlu mücahitlerin cesareti ile ortadan kalkabileceğine kuvvetle inanmış bir Filistinlinin yüreğinden dökülüyordu bu ifadeler. Düşündüm… Dünyevileşen ve şaşaalı hayatlar peşinde sürüklenen seküler ebeveynlerin gölgesinde Selahaddin’lerin yetişmesi mümkün olabilir miydi? Umudunu hiç yitirmemişti yaşlı adam, hatalarımızı suratımıza çarparcasına sesleniyor ve “nerede Selahaddin’ler” diyordu.

 

Tarihi köklerinden koparılan ve özlerine yabancılaşan çocuklardan Selahaddin gibi davranmalarını bekleyebilir miydik peki? Bu elbette mümkün değildi ancak bir gün mutlaka bu topraklardan hakkı haykırıp, şuurlu ve kararlı adımlarla ilerleyecek Selahaddin’lerin doğacağına inancı vardı Kisvani’nin ve yaşlı bedeni bu umutla direnç kazanıyor, zulmün karşısında zırh gibi duruyordu. Anne-babalar daldıkları gafletten uyanıp Selahaddin gibi Ömer gibi çocuklar yetiştirmeye karar verip adım attıklarında Filistin ve Mescid-i Aksa esaretten kurtulacaktı, buna yürekten inanıyordu o.

 

Hiç kuşkusuz Selahaddin’e Kudüs fatihi unvanını kazandıran iksir, onun imanından, bilgi ve bilincinden, şuur ve azminden beslenen cesaretiydi. Selahaddin Kudüs’ü fethedinceye kadar gülmeyi kendisine yasaklamış ve ölümü öldürerek çıkmıştı yola… Ya zafer ya şahadet demiş ve ömrünün önemli bir kısmını Haçlılarla mücadele ederek geçirmişti. 1187 tarihinde Hıttin denilen yerde Haçlılara karşı büyük bir zafer elde etmişti fakat asıl hedefi Kudüs’tü ve hayallerini bunun üzerine kurmuştu.

 

Kudüs Hz. Ömer döneminde 637 tarihinde İslam topraklarına katılmış ancak 1099’da 1. Haçlı Seferi ile şehir Hıristiyanların eline geçmiş ve Haçlı krallığı olan Kudüs Krallığı kurulmuştu.

 

Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü esaretten kurtarmaya karar vermiş ve zaferin ayak seslerini işiterek çıkmıştı yola… Zaferin gerçekleşeceğine kuvvetle inanmıştı, orduları ile birlikte şehrin surlarına dayanmış ve surları ateş altına almıştı. Şehri 60 bin kişiyle müdafaa eden Haçlılar direnmeye çalışmışlar ancak 12 günün sonunda dirençleri kırılmış ve 583 (1187) tarihinde Kudüs Müslümanların eliyle özgürlüğüne kavuşmuştu. 88 yıllık süren Hıristiyan egemenliğine son verilmiş, Kudüs Müslümanların maiyetine geçmişti. Bu durum Hıristiyan âlemi için büyük bir yıkım olmuş, Haçlı orduları yeniden hazırlanıp saldırıya geçmişler ancak muvaffak olamamış ve yenilgiyi kabullenmek zorunda kalmışlardı.

 

Kudüs’ün fethi Müslümanlar için büyük bir moral kaynağı olmuştu. Selahaddin Eyyubi ise asıl görevin bundan sonra başlayacağının farkındaydı, Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı yeniden onarıma açmış ve Yahudilerin şehre dönmelerine izin vermiş, bir ferman yayınlayıp Hıristiyanların ibadet haklarını resmileştirmişti. Bölgeye Selahaddin’in eliyle huzur, sükûnet ve adil bir düzen gelmişti. Allah ondan razı olsun…

 

Mehmet Akif’in, “Şarkın en sevgili sultanı” olarak tanımladığı Selahaddin Eyyubi, güçlü bir iradeye ve kararlı bir mizaca sahipti. Düşmana karşı ne kadar sert ve haşin ise Müslümanlara karşı o kadar şefkatli ve merhametliydi. Verdiği sözde durur ve affetmeyi severdi. Vaktin çoğunu ilmi çalışmalarla ve devletin idari işleri ile geçirirdi. Selahaddin Eyyubi cömertti, sahip olduğu bütün imkânları yoksullara ikram ederdi. Öldüğünde hazinesinden sadece bir mısır dinarı ile 47 nasıri dinarı çıktığı rivayet edilir.

 

Selahaddin Eyyubi halkın dertleri ile dertlenir, memurlarıyla arkadaş gibi konuşur ve herkesin fikrini ifade etmesine imkân sağlardı. Selahaddin Eyyubi’yi yakından tanıyan İmamüddin el Kâtip onun bu yönünü şöyle ifade eder: “Sultan ile oturan kişi onun bu özelliğinin farkına varmaz, arkadaşıyla sohbet ettiğini zannederdi.”

 

Aradan kaç ay, kaç yıl, kaç asır geçti Kudüs ve Mescid-i Aksa yine esaret altında. Filistin toprakları şehit kanlarıyla sulanırken minareden yeri ve göğü inleten bir ses yükseliyor ve  “Nerede Selahaddin’ler, Allah’ım bize Selahaddin’ler gönder” diyor. Asırlar önce Selahaddin’i gönderen Rabbim, bu çağrıya icabet edecek ve Kudüs’ü Selahaddin’lerin eliyle kurtaracaktır, buna tereddütsüz inanıyoruz.

Google+ WhatsApp