Biden’ı alamet saymak tam bir ‘iç ezikler’ kafası…

Biden’ı alamet saymak tam bir ‘iç ezikler’ kafası…


Başkanlık dönemini ağır, pis ve organize saldırılar altında tamamlayarak, 70 milyon oyla sonraki Cumhuriyetçi aday için de yüklü politik miras bırakan Trump için ‘kazanarak gitti’ denmesinin sebebini anlıyoruz…

Trump siyasetini destekleyen politik kitle tam da seçimi kaybettiği zamanda elle tutulur, gözle görülür hale geldi!..

Geride yırtıcı ayrışmaların kaldığı bir ABD var. Biden, bu derin bölünmeleri teğelleyebilir ama kırıklar kaynamayacak. Kongre alt kanatları Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki muhtemel dengesizlikler de icraatlarını zorlaştıracak.

Trump savaş çıkarmadı. Selefleri çıkardı. Halefi de çıkaracak. Bizim için ne kötü ne iyiydi. Kötünün iyisiydi. Bilerek veya bilmeyerek ‘çok kutupluluğu’ destekledi ve besledi. Zamanın ruhu ile ritim tutturdu ama bu ahenk Amerikan yerleşik nizamına uymadı…

Sonuçta dünyadaki ‘seçilmiş güçlü liderler’ portresi eksildi. Güçte dalgalanma yaşanmaması artık mümkün değil. Yani, Amerika direnirken, ‘dünyanın doğal döngüsü’ devam edecek. Bu da kırılma demek…

KARTLAR YENİDEN DAĞITILMIYOR, HERKES ELİNDE KALANLA OYNAYACAK…

Biden seçilirse tüm hesap-kitapların baştan yapılacağını hep söyledik. Bir dış politika klişesi olan “kartların yeniden dağıtılması” ile karıştırmayalım yalnız durumu. Herkes elindeki kartlarla oynamaya devam edecek. Sadece Amerika sandalyesinde yeni oyuncu var. Üslup değişecek. Eli zayıflayan oyuncular “pas” geçip, yeni kartlar isteyebilir. O da destede ne kaldıysa…

Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin İzmir depremine yardım edilmesi talimatı, İsrail’in, “Amerika’daki Yahudiler Trump’a ihanet etti” açıklaması, hele hele İngiltere’deki, “Putin parkinson” haberleri ile Genelkurmay Başkanı’nın “III. Dünya Savaşı”na ilişkin açıklamasını bu bağlama giriş sayabilirsiniz; “Ekonomik kriz yeni güvenlik tehlikelerini beraberinde getirdi. Yeni dünya savaşı riski gerçek oldu. Tarih belki tekrar etmez ama yaşanan olumsuz koşullarla geçmiş felaket dönemleri arasında bir ‘ritim’ vardır”…

(Bu ‘işaretler’ zamanla daha belirgin ve yönlendirici hale gelecek. Öyle ki, Papa’nın ‘eşcinsel evlilikleri onayan’ kararını anlamlandıramayanlar, aynı papanın ‘robotlara dikkat’ uyarısı ile İngiltere Genelkurmay Başkanı’nın, “10 yıl içinde 30 bin robot asker İngiliz ordusunda yer alacak” eş anlı açıklamasını bakalım nasıl birleştirecekler!)

İÇ EZİKLER UMUTLANIRKEN…

Seçilmiş liderler çağının sonu için Biden’ın kazanmasını alamet saymak tam da iç politika ‘loser’larının kafası. Dünyadaki değişimi bu liderler hazırlamadı. Küresel ‘talep ve şikayetleri’ bu liderler yaratmadı. İhtiyaçları ve küresel dalgayı gördüler, kendi ülkelerinin dinamikleri ile birleştirip, ‘doğal şikayete’ eklemlendiler.

‘Çok kutupluluk’ denilen şey esasında başta ABD, genel olarak Batı dünyasının ‘adaletsizliğine’ itiraza dönüşmüş durumda. Tabiatı gereği meydan okuma barındırıyor. Bu herhangi bir ülkenin liderliği ile bağlantılı değil. Haliyle Biden’la birlikte durmayacak ya da yok olmayacak…

Biden’ın veya bir başkasının, çok kutupluluğu veya adalet arayışını körelterek, üzerine Atlantik kapitalizminin en güçlü silahı ‘dolarizasyonu’ köpürterek, II. Dünya Savaşı’ndan sonraki düzene hiçbir şey olmamış/olmayacak gibi inatla devam etmesi, aynen dayatması çılgınlık olur…

‘UYGUN POLİTİKA ARAÇLARI’NA SAHİP ÜLKE…

Cumhuriyetçi iktidar döneminde ABD, Çin ve Rusya’yı birbirine rakip, Moskova’yı Washington’a yakın, yönlendirilebilir sayıyordu. Seçim yılı içinde Pekin ve Kremlin’in “samimi müttefiklik” yolunda daha belirgin adımlarına şahit olduk. Bir çok gözlemci bu gelişmeyi makyaj/mesaj olarak yorumladı. Ancak bugünden bakıldığında her iki süper gücün Biden ihtimalini sezdiği görülebiliyor…

Biden iktidarının da Çin’i cepheye koyacağından kimsenin şüphesi yok. Pekin de aksini düşünmüyor. Biden’a ilk mesajı, Huawei ve 5G liderliği üzerinden yürüyen ticaret savaşını 6G’ye taşıyarak verdi. Dünyanın ilk 6G uydusunu uzaya gönderip, ‘hızı’ artırdı. Biden’ın ‘üslubu’ farklı olacak dedik ama Rusya ile de ‘Kissingeryan” bir yakınlaşma –başta yumuşama izlenecek olsa da– mümkün görünmüyor…

Paris alenen, Berlin daha gölgeden Biden’a yatırım yapmıştı. Sandık sonrası duruşları belirgin hale geldi. İngiltere’nin de canlandığı izlenebiliyor. Brexit sonrası ABD ile bir ticaret işbirliği kurma arzusu çok kuvvetli. Ancak hepsinin, dünyanın yeni sarkacının doğuya daha sık sallandığını gördükleri ve onunla daha fazla işbirliği yapma arzuları aşikâr. Kesip atmaları beklenmiyor…

AB, NATO, BM, iklim tartışmaları, küresel sağlık yönetimi, vb., konularda ne tür rehabilitasyon girişimleri yapılacağını izleyeceğiz.

İsrail ve Arap dünyası için de durum karışık. ‘Yüzyılın Planı’ ve Küre Koalisyonu’nun tutunup tutunamayacağını göreceğiz. Yaşasa bile fonksiyonları yavaşlayacak…

İran, Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Mısır, Orta Asya’yı, nihayet Türk dış politikasının önündeki yolları tek tek, birbirleriyle ilintilendirerek temize çekmek gerekecek. Ankara alet çantasını değiştirmeyecek. Çünkü ‘uygun politika araçları’ bu çantada mevcut…

  • ‘ACI’ VE ZAFER!..

  • Salı sabaha karşı Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Karabağ’da savaşın bitmesi için Azerbaycan ve Rusya liderleriyle ‘çok acı verici’ bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Kardeş Azerbaycan’ın zaferini kutlarız, teslim anlaşmasını da inceleriz. Ama önce ‘acı’ üzerine düşünelim; Paşinyan ve yıllardır bu işi süründürenler, acının ne olduğu hakkında en ufak fikre sahip değiller. Hocalı ve bir çok benzer yerde neler yaşandığını ayrıntısıyla yazmaya kalem utanır. ‘Acı’ üzerine ne Paşinyan ne de bu tayfadan kimsenin tek kelime etme hakkı yok. Kardeş Azerbaycan’ı gururla kucaklıyoruz. Devamında da yanlarındayız!..

Google+ WhatsApp