Batılının Vicdanı Hortladı

Batılının Vicdanı Hortladı


Böyle söylediğimize bakılmasın. Batılı vicdanı sadece kendinedir. Yakın zamanda ırki anlamdaki tanımlamalar ile kendini daha çok belli ediyor. Geçmişten beri onların ırk üstünlüğü savları zaten var. Ne yazık ki Batılıya hayranlıktan ötürü, kimi kesimler onların bu yönlerini bilmek ya da görmek istemiyorlar.

 

Yüzyıllardır bu böyledir. Değişmeyen bir bakış. Sadece Avrupa merkezci bir bakış değil bir hayat anlayışı. Zihnen teslim oluş.

 

Müslümanların açmazı ekonomik veya refah bağlamında bir hayat anlayışını tercih etmeleri. İdealsizlik.

 

Batılılar geneli bağlamında, özelde AB topluluğunu içine alanların genel bakışı ırk ve kültür merkezlidir. Türkiye’nin altmış yılı aşkın bir süredir AB üyeliği talebi askıdadır. İyi ki de askıdadır. Diğer Avrupa devletlerinin tamamı kabul edilirken Türkiye bütün çırpınmalarına karşın kabul görmüyor. Bunun birçok nedeni var. Halkı Müslüman olan, ırkları farklı olan bir milleti neden kabul etsinler?

 

Biz buradan bakarken, Ortadoğu üzerinde bitmeyen savaşların oluşturduğu travma, insanlık dramı asla görülmedi. İnsanların katledilmeleri, evlerinden yurtlarından edilmeleri onları hiç de ırgalamadı. Gelir kaynaklarına el konuldu, sanayileşme, kalkınma gibi kimi hamleleri engellendi. İşin tuhafı bu engellemelere yerli işbirlikçilerin eşlik etmeleri. Bir diğer sorun da evlerinden barklarından edilen insanlara kapılarını kapatmaları.

 

Her savaş ve sonrasındaki göçlerden kaynaklanan dramlar, ölümler onları hiç de ırgalamadığı gibi kıllarını bir kıpırdatmadı.

 

Ukrayna- Rusya savaşında ilginç görüntüler yaşanıyor. Batılıların vicdanı birden hortladı. Bir vicdanlarının olduğu kendini gösterir gibi oldu. Ama bu vicdan sarı tenliler ve kendi ırklarından olanlar için.

 

Basketbol koçu Zeljko Obradovic, Ukrayna savaşı süreci içinde vicdanlı bir sesleniş ile sesini yükseltiyor. Anlamlı bir çıkış. “Bu konu hakkında herhangi bir açıklama yapmak istemiyorum. Hayatta böyle şeylerin olduğunu ilk kez görmüyoruz. Altmış iki yaşındayım ve olan birçok şeyi hatırlıyorum. 1999 yılında benim ülkem bombalandığında insanların bu şekilde reaksiyon gösterdiklerini ve konuştuklarını hatırlamıyorum. Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da da durum aynıydı… O zaman insanlar konuştu mu? Bir insan olarak tabii ki her zaman savaşa karşıyım. Eğer bir insan bile savaşta hayatını kaybederse korkunç bir şeydir, bu açık bir şey.”

 

Bu vicdanlı sesler yükselse insanlık adına bir hamle olabilir. Ancak, bu gibi seslerin bastırılması çok da zor değildir.

 

Günümüz mantığı, olayların gelişimiyle birlikte bir yerde bir gürültü koparılıyor, gerçekler ve acılı durumların üstü örtülüyor. Sanki oralarda hiçbir şey yokmuş gibi bir sessizlik oluşturuluyor.

 

Ulusların kendi içindeki dönemler ve oluşlar için de geçerli bir durum. Kritik zamanlarda, gelişen alaylara dikkat çekmeme anlamında, dikkatler başka yönlere kaydırılır.

 

Savaşların da genel durumu budur.

 

Bir diğeri de savaşların gerekçesi bile basit olgulara yönlendirilerek ya hafifletiliyor ya da çarpıtılıyor.

 

Bu savaş insanlığın gözünü açar mı?! Gülünesi bir soru değil mi?

 

Batılının vicdanı kendine ve kendileri için. Çıkarlarına dokunulmadıkça bir sorun yok. Ya da kendilerine zarar vermeyecek olan her durum onlar için geçerlidir.

 

Şimdilik insanlık akıllarına gelir gibi oldu. Bu, biraz da savaşın sıcaklığı. Savaş bitince ortalık durulunca eski hâllerini bürünürler.

 

İnsanlık adına olan seslenişimiz ve vicdanımız süreklidir. Vicdanımız vicdanımızdır.

Google+ WhatsApp