Batılıların Savaş Oyunları ve Oyuncakları

Batılıların Savaş Oyunları ve Oyuncakları


Savaşlar başladığında insan yüreğini titreten, uzun zaman kendine getirmeyen sahneler gözlerimizin önüne geldikçe derin ve ağır bir süreç yaşanıyor. Medyayı izlemek, ekranlara bakmak insana ağır geliyor. Kendimizi bildiğimizden beri Ortadoğu’daki savaşların sürgit olması, bitmemesi ve giderek artık savaşların bu bölgelerin bir gerçeği olacağı yadsınamıyor. Üstüne üstlük artık bu bir oyuna dönüşüveriyor. Haz ve keyif alınan bir oyun oluyor.

 

Savaşları isteyen, koşullarını hazırlayan ve başlatanların bir plânıdır savaşlar. Savaşsız yapamıyor onlar. Çünkü ekonomik yapıları bir anlamda buna da bağlı. İnsanlığı sömürmenin bir yoludur savaşlar veya savaş ortamları. İnsanların en küçük kitlelerini bile birbirine düşüren bir oyun.

 

Savaşlar şeytanların da bir dansıdır. İnsanlığın aleyhine, ölümlerine, tükenişlerine neden olan şeytanların dansı. Hile, çıkar ve hatta oyuna dayalı bir eğlence.

 

Bir savaş başladığında diplomasi ilişkileriyle bir anda bitirilebilecek savaşlar var. Fakat şeytanların amacı savaşları bitirmek değil, bahane ve gerekçelerle savaşların uzaması için özel önemler oluşturuluyor. Bitmemesi için de çaba gösteriliyor. Katliamların oluşması için de özellikle bekleniyor. Filistin ve Suriye’de bu oyun on yıllardır sürüyor. Afganistan, Irak savaşları bitmiş değil. Bosna savaşında bile bile ölümlere göz yumuldu. Ukrayna savaşında da benzer bir durum var. Fakat Batılılar kendi kültürlerine ve hatta ırklarına ait olanların ölümlerine çok da tahammül edemiyorlar. Edemiyorlar çünkü kimi durumlar bunun göstergesi. Yunanistan’a bundan birkaç ay evvel giden göçmenlere kapılarını kapatan, donarak ölümlerine göz yumanlar kendi dindaşları olunca merhamet yürekleri gevşiyor. Uzun yıllardır Akdeniz tam anlamıyla bir insanlar mezarlığı. Göçmenlerin sürekli oralarda ölümleri de onlar için görmezlikten gelinen hâlleri.

 

Şeytanlarla dans zordur. Nasıl dans edileceği bilinemez. Onlar oyunlarının kurallarını da kendileri belirler. Oyun içinde oyun oynarlar. Muhatapları olan insanlık ne yapacağını da bilemez.

 

İnsanlığın kurtarılışı amaç olmayınca savaşların hiçbir zaman bir mantığı da olmaz. İnsanlar bu oyunun sadece birer oyuncağıdırlar. Hani sanal oyunlar var, bilgisayarlarda oynanan, oyuncakların ölümleri nasıl bir oyun ve eğlence işiyse yaşanmakta olan bu savaşlar da birer oyundur sadece.

 

Belki de en ilginç olanı insanların, yani bizim insanlarımızın bu oyunların mantığını kavrayamayışları. Kimi zaman ideolojik ya da hayat anlayışları bakımından görmezlikten gelmeyişleri. Anlayışları, inanışları sarsılmasın diye yüzlerini o yönden çeviriyorlar, arkalarını dönüyorlar, görmüyor, işitmiyor ve duyumsamıyorlar.

 

Deyimlerimizdendir: “bıçak kemiğe dayanınca” canlar acıyınca birden bir silkeleniyorlar gibi oluyorlar. Bu da geçici oluyor.

 

Batılıların genel anlamda Filistinlilere karşı duyarsızlığı ortada. Ne söylense boş. Kadınların, çocukların öldürülüşleri onların ruhlarını titretmiyor. Nasırlaşmış ruhlu olduklarından, orada yaşananlar sadece birer oyun oluyor sıradan. Topraklarımızdaki ölümler farksız mı?

 

Ukrayna savaşı da böyle. Ya da benzer durumda olanlar da. Bu savaşın çok uzun sürmeyeceğini biliyoruz. Yüzbinlerce insanın ölümüne izin verilmez. Verilmesin tabiî. Ama her savaşın ve ölümün açacağı derin yaraların öyle hemen giderilemeyeceği de biliniyor.

 

Keyif ve çıkar ehli olanların, keyifleri ne zaman gelirse ya da stoklarındaki silâhlar ne zaman azalırsa, gerekli satışlar yapılırsa o zaman hız keser. Ne yazık ki olan insanlara olur, binlercesi ölür, geride kalanlar ağır bir psikoloji ile kendi hâllerine bırakılır. Sonrası mı, nasılsa yeni bir savaş bir yerde mutlaka patlayacaktır. Ortadoğu bu oyunlar için paha biçilmez bir alan. Petrol kaynakları ve gelirlerinin devşirilmesi, Müslümanların birbirine kırdırılması süregidecektir. Bu savaşlar hem ekonomiktir, hem kültüreldir hem de psikolojiktir.

Google+ WhatsApp