Batı “daha uygar” mı dediniz!

Batı “daha uygar” mı dediniz!


2021 yılı fuhuş istatistikleri geldi. Fuhuş da fahişelik de hızla yayılıyor. Sadece batıda değil, doğuda da, buna İslam ülkeleri de dahil. Artık Saudia’da bile Sexy show’lar, Casino’lar olduktan sonra, iş Bekri Mustafa’nın Ayasofya’ya imam olması noktasına geldi. Artık İsrail’i savunun Kâbe imamı var Bekri Mustafa örneğinden daha beter. 

 

Dünyada en fazla fuhuş bir Asya ülkesi olan Tayland’da ve burası aynı zamanda Sex Turizminin merkezi. En fazla müşterileri de batılılar. Eski adı Siyam! İlk 10’daki diğer ülkelerin tamamı Batı Avrupalı. Sırası ile ilk sex fuarının yapıldığı ülke olan Danimarka, İtalya, Almanya, Fransa, Norveç, Belçika, İspanya, İngiltere, Finlandiya. Bu ülkelerden 3’ü İskandinav ülkesi. Peki hırsızlıkta durum ne? Tabii hırsızlık deyince, ekmek mi çalıyor, elmas mı, ona da bakmak gerek. Sanırsınız ki, en fazla hırsızlık herhalde Afrikada’dır. Sıkı durun 1. sırayı Danimarka ve Finlandiya paylaşıyor. 2. sırada Zimbabve var o da aslında Hristiyan bir ülke. Listede tek bir İslam ülkesi yok, Afrika dahil. Ardından Avustralya, Kanada geliyor. Onları Yeni Zelanda takip ediyor. Sonra Hindistan, Hindistan’ı İngiltere ve Galler takip ediyor. ABD 8. sırada, 9. sırada İsveç ve 10. sırada Güney Afrika. Bu listede de bir tek İslam ülkesi yok. Hatta yoksul ülkeler değil, zengin ülkeler başı çekiyor. 

 

“Bütün kötülüklerin anası olan”, aklı zail eden uyuşturucu ve alkol bağımlılığında durum ne derseniz; Rus coğrafyası, eski komünist ülkeler lider. Moldova birinci, Beyaz Rusya 2., Litvanya 3., Rusya 4., Çekya 5., Ukrayna 6. sırada, 7. sırada Andorra, 8. sırada Romanya var... Onu Sırbistan ve Avustralya takip ediyor. Uyuşturucuda Latin Amerika lider. İşte uyuşturucu baronları ve ülkeleri, sırası ile Pablo Escobar-Kolombiya, Amado Carrıllo-Kolombiya, Carlos lideri Germain, griseldaplanco-Kolombiya, Joaquin Guzman Meksika , Rafael Caro-Meksika. Hepsi de Hristiyan bir toplum için de hayat bulmuş. En fazla cinayet de Latin Amerika’da. İlk 10’daki ülkeler şöyle: Honduras, Venezuela, Belize, Salvador, Guatemala, Güney Afrika, Saint Kitts, Bahamalar, Lesotho, Jamaika. Tamamı Hristiyan gelenekten gelen insanlar.

 

Dünyanın en tehlikeli yeraltı örgütleri, tarikatlarının büyük çoğunluğu batı kökenlidir. Popüler 6 global çetenin hiç biri İslam ülkelerinden birinden çıkmadı. Yakuza Japon, Agberos ya da Area boys Nijerya, Wah Sing (Chung Ching Yee) Amerikalı Çinliler, Jamaika patronu Christopher Coke çetesi, Primero, Aryan Kardeşliği hepsi ötekilerin. Derin devlet, darbeciler, Masonlar, Tapınakçılar, İlluminati’ye girmiyoruz. Alın size en ünlü “baba”lar, hepsi onlardan: Salvatore Lucania, Vito Cascio Ferro, Al Capone, Michele Navarra, Salvatore Greco (Küçük Kuş), Angelo La Barbera, Gaetano Badalamenti, Luciano Leggio.

 

Ya hu bunlar değil mi, Kızılderilileri yok eden, kara derilileri köleleştiren, sarı ırkı sömürgeleştirip mallarına, mülklerine el koyanlar, bu sömürü mirasını paylaşamadıkları için kendi aralarında 100 yıl savaşanlar. Ulus devlet ve uluslararası düzeni, bu sömürü mirasını bölüşmek için inşa ettiler. Vestfalya antlaşması ile derebeyleri Vatikan’la anlaştı, arkasından Vatikan’a “Tanrı’nın hakkı” diye pay vermemek adına kimi kendi yerli ve milli kilisesini kurdu, kimi de kilise vergisinden kurtulmak için laik oldu!

 

1. Dünya Savaşı’ndaki ölümlerin 6.6 milyonunu sivil savaşta yaklaşık 10 milyon asker de hayatını kaybetti. Günde ortalama 6 bin kişi. 1. Dünya Savaşı’nda cepheye sürülen 65 milyon askerin %10’u öldü, iki katı yaralı, sakat, onun 2 katı da kayıp. Esir mi edildiler, hastalanıp ya da aç kalıp öldüler mi bilinmiyor. 2. Dünya savaşında müttefikler ve mihver 30’dan fazla ülkeden gelen 100 milyondan fazla askerin katıldığı savaşta toplamda asker ve sivil 70 ila 85 milyon kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Bu savaş, insanlık tarihindeki en ölümcül savaşıydı. Sivil kayıp sayısı askerden fazlaydı. Sivillerin üzerine 2 de atom bombası atıldı ve iki şehir halkı yakılarak evleri ile birlikte yok edildi. Teknoloji ölüm kustu şehirlerin ve insanların üzerine. Ben doğduğumda savaş yeni bitmişti. Bugün doğu Akdeniz’deki savaş gemilerindeki nükleer başlıkların toplam infilak gücü bu iki savaşın toplamından daha fazla. Bu da yetmedi, bir dünya savaşı daha çıkardılar, adına “soğuk savaş” dedikleri. Bu kez sağ-sol diye aynı ülkenin çocuklarını birbirine kırdırdılar. 40 yıl süren soğuk savaşta 11 milyon insan daha öldürüldü! Şimdi yeni bir dünya savaşı için “Tanrıyı kıyamete zorluyorlar”. Bu arada Grib19 kod adı ile bir biyolojik savaş başlattılar. Şu ana kadar can kaybı yaklaşık 6 milyon.

 

Einstein’ın dediği gibi “dünyayı 3 büyük güç yönetiyor. Aptallık, korku ve aç gözlülük.” 3’ünü de kendileri üretiyor. Cehaletin bu kadarı ancak eğitimle mümkün, gözleri paraya doymuyor bunların ve sürekli korku pompalıyorlar, Pandemide de gördük bunu. Kapitalizmi, komünizmi, faşizmi kimler kurguladılar. Bu savaşlar bunların eseri değil mi, hatta terör, darbeler, ayaklanmalar.. İnsanların kanları ve gözyaşları, çalınan alın terleri üzerine kendilerine servet ve iktidar üreten bu haydutlar kim! Darbelerin arkasında kim varsa onlar. Ve darbeciler bunların yerli işbirlikçileri.

 

Birilerine göre “Hangi Müslüman ülkesine baksan fakirlik, kaos, işkence, zulüm, kin, nefret ve cahillik almış başını gidiyor. Ve liderleri de saraylarda yaşıyor”. Bakın o ülkeler ya sömürge ülkeleri, ya da sürekli darbe yapılan, işbirlikçi rejimlerle yönetilen, ülkesinin sınır, rejim ve iktidarları başkaları tarafından tayin edilen ülkelerdir. Fr. Sömürge Bakanı Albert Sarraut diyor ki, “Gerçeği gizlemeye ne gerek var. Sömürgecilik ilk uygarlık hareketi değildi. Çıkarların dürttüğü bir zor hareketi idi.” Hintli düşünür Marsel Parnaya da diyor ki, “Kalküta’dan bakınca etrafta pislik yığınları arasında nasıl çalışabildiğine hayret edeceğiniz fakir, yoksul, pis insanlar göreceksiniz. Bunlar batı uygarlığının refah ve mutluluğunun harcını karıştırıyorlar. “Medeniyet denilen maskara mahluk”, o “tek dişi kalmış canavar”, Kızılderilileri yok ettikten, kara derilileri köleleştirdikten ve sarı ırkı sömürdükten sonra, daha 1962’ye kadar hayvanat bahçelerinin yanında bir de insanat bahçesi kuranlar bu kez insan hakları, hukuk devleti, demokrasi, çevre maskesi ile sömürdükleri ülkelere insanlık dersi vermeye başladılar.

 

Bu konuya yine döneriz de, yazımıza Montaigne’den bir alıntı ile son verelim: “Bunca şehir temelinden yıkılıyor, bunca milletin kökü kurutuluyor, milyonlarca insan kılıçtan geçiriliyor, dünyanın en zengini, en güzel ülkesinin altı üstüne getiriliyor. Niçin? İnciler. Biberler alıp satacağız diye. Aşağılık makine zaferleri bunlar”. Bizim aydınlarımız bu kadar da dürüst değiller batı konusunda. Batılılaşma, çağdaşlaşmam, medenileşme sandıkları dünya bugün de 8 milyara yaklaşan insanlık alemini 500 milyona çekmek için yeni katliam senaryoları yazıyor. Kurşun pahalı, silah ve asker lazım. Oysa, “Tanrıyı da eşzamanlı tedavülden kaldırmak” isteyenler için, ilaç, gıda, mama diye, aşı diye biyolojik insan neslini tüketmek onlar için daha ekonomik. Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp