‘Bataklığın’ anatomisi: Kaosa iniş…

‘Bataklığın’ anatomisi: Kaosa iniş…


Bizde gazeteciler gazete okumadığı için, afacan bir editörün sayfanın dibine sakladığı, ‘yazılı turalı’, iki ayrı haberi sırt sırta yapıştırıp aralarında ilinti kurmayı okur gözüne bırakan hediyelerle oynamayı da bilmezler…

Mesela…

“Kiev ile Ankara’nın Ukrayna ordusu için iki Ada sınıfı korvetin inşa edilmesi amacıyla anlaşma imzaladığı bildirildi. Kiev, projenin finanse edilmesi için 140.7 milyon dolar bütçe ayırdı”…

Hemen altında da...

“Rusya Federal Deniz Taşımacılık Ajansı tarafından ihalesi yapılan, Kuzey Deniz Rotası’nda kullanılacak buz sınıfı ‘Ice Breaker-7’ gemisinin inşasını bir Türk tersanesi üstlendi”…

Çok mu önemlidir pul kadar bu iki haber?. Yakmaz ama albenisi şuradadır; haberin ortak ögesi Türkiye’nin iki ‘düşman’ ülkeye mal satmasının nasıl başardığını merak ile övünmek haktır ama...

Bir de.. Sattığınız/yaptığınız ürünlerin bir tanesinin Rusya’nın bağrına açılan Ukrayna’nın yanında durarak, Karadeniz gibi alevli sulara ‘yelken açacağını’ bilmek, öte yandan da, gerçek kıyametin kopacağı yer diye işaretlenen Arktik savaşlarının silahlarından buz kırıcı/kurtarma gemileri üretmek, ABD-Çin-Rusya sularına girmek demektir…

Beis yok. Güney sınırlarda artık komşuyuz zaten üçüyle birden!..

***

Niye verdik orta değerde ikiz haberleri.. Bir önceki yazıda kendi sorduklarımıza yanıt yazarken, ‘okuma gözlükleri’ni çıkarsın herkes, yakını görün gözlükleri uzağa körleştirmesin diye…

Soruların yerini biliyorsunuz. (28/07.)

Bir, Şanghay İşbirliği Örgütü’nde, kuruluşun büyük oyuncuları ve müstakbel üyeleri için Afganistan özelinde rol üstlenilebilir mi acaba diye bakılıyor. 10 gün kadar önce Tacikistan’da buluştular. Sonuç; Afganistan konusunda ‘anlamlı’ sonuç çıkmadığı gibi kendi aralarındaki çelişkiler gün yüzüne çıktı…

İki, Doha toplantılarında da oyunu kurucu ilerleme yok.

Üç, Pentagon’un Taliban’a yönelik hava saldırılarına başlaması süreç içindeki en önemli gelişme. Sahadan çekilirken havadan vurmanın anlamı olmak lazım. O da cümlenin içinde; Pentagon!

Dört, Anlıyoruz ki ABD; barış süreci mi dersiniz yoksa siyasi süreç mi size kalmış, jeopolitik çıkarlarına uygun düzenlemek için bölgede politik-askeri kapasiteyi baştan inşa ediyor. Bu anlamıyla ABD çekilmiyor!

ABD’nin askerî eksilmesi asimetrik hareket olduğu için de, sınır ve çıkarları bulunan ülkelerin dengesini-‘bir şey yapalım’ yönünde-bozuyor…

Beş, Düşünün, Rusya, yakınlaşma değil ‘kapsama’ adımları attı; üslerini ABD’nin hizmetine vermeyi teklif etti! Herkes kendi sürecini baskın hale getirmek ve ön almak istiyor. İran’ın Afgan hükümeti ile Taliban’ı ağırlaması gibi. (Bkz. Dokuz.)

Altı, Malûm, Amerika’nın plandan beklediği en büyük çıkar, Çin’in önünü kesmek. İkinci hedef ise herkesin doldurmak istediği boşluktan doğacak kaosun kuzeye sıçraması! Pandora’nın Kutusu sayın…

Yedi, Kesmek ama Çin, Afganistan-Pakistan-İran’da zaten oyunda, üzerlerinden atlayarak Şam’a kadar geldi! Neden? Çünkü bu hatta hiç bir ülke ABD ile işbirliği yaparak önünü kesemez. Türkiye hariç! Bir evvel Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, “Orta Asya büyük güçlerin rekabet alanıydı. Bu tekrar yaşanmamalı. Bölgenin birbirine bağlı bir ekosisteme ihtiyacı var” sözlerini onun için arayı sıkıştırdım!

Sekiz, Üçüncü amaç da Rusya-Çin arasında anlaşmazlık yaratmak. Sürecin mütemmim cüzü.

Dokuz, ABD’nin Afganistan özelinden ivmelenmesi uzun vadeli işçilik gerektiriyor ve bu Tahran’ı rahatsız edecek. Bu yüzden İran, ABD ile herhangi bir şekilde ortak hareket etmeyecek.

On, Afganistan varsa Pakistan vardır, Pakistan varsa Hindistan var olur! Hindistan’ın oyundaki yeri Kabil’in yanında durmak, eşittir ABD hizasında saf tutmak demek. Afgan Genelkurmay Başkanı’nın Yeni Delhi ziyaretinin anlamı da oydu…

On bir, Rusya-Çin ilişkisi bu düzlemde ABD’yi çok ilgilendiriyor. Kuşak ve Yol’u kesmek, Orta Asya’da ‘rejim değişikliklerini’ ve radikal hareketleri beslemek için de bu ilişkinin ‘kalitesini’ sürekli kolluyor.

On iki, Pasifik stratejisinin parçası bu. Tacikistan-Duşanbe’de buluşan Rus-Çin Savunma Bakanları buluşmasında Şoygu’nun, “Terbiyeci panik içinde kaçıyor ve kafestekilerin son et parçalarını yemesini herkes beraber izliyor” açıklaması planın farkında olduklarını gösteriyor…

On üç, şöyle kurabiliriz; ABD-Özbekistan-Afganistan-Pakistan platformu, Hint-Pasifik’te ABD liderliğindeki QUAD’ın (Avustralya, Japonya, Hindistan) kardeşi! Taliban öne geçerse ‘fiilen’ hayata/sahaya iner! Pakistan çok önemli ABD için. Pekin’in kucağına bırakmamak için ne varsa yapacak Washington!

On dört, İngiltere’yi takibe başlayacağımız yeri de işaretleyelim; Haziran ayı ortasında İngiltere’de yapılan ‘Yediler Grubu’ zirvesinde konuşulan ’Küresel Altyapı’ fikri, Kuşak-Yol’un rakibi/alternatifi olarak tasarlandı ve bu dörtlüyü ikna edecek ana planın parçasını oluşturuyor. Pentagon-Londra aklı bu ve hükümetlerini de peşinden sürükleme kapasitesine sahip. İngiliz yaklaşımı, Taliban’ın yaşayabilmek için ‘barışa ortak olma’ zorunluluğundan kaynaklanıyor. Aksi halde varlıklarını sürdürseler bile ‘varlık’ denmeyecek hale getirme komplosundan besleniyor.

On beş, ABD, Taliban’ın artık ABD’ye tehdit oluşturmadığını kabul ediyor. Taliban’ın Afgan siyasetine adaylıktan dışlanamayacağını da görüyor. Fakat Kabil’in göçmesine de izin vermeyecek. İşte kaos da burada başlayacak. Kaos, Çin Seddi’ni yıkacak tek silah…

Yer dar. Eksik kaldı. Ama Türkiye ana parça, ayrı yazı istiyor. Öyle devam edeceğiz…

Google+ WhatsApp