Basiret neyi gerektiriyor?

Basiret neyi gerektiriyor?


Batılı devletlerin İsrail’in yaptıkları karşısında başlarını kuma gömmeleri hayretle karşılanıyor. Hayret edecek bir şey yok, herkes tabiatına uygun davranıyor. Hak nedir bilmeyenin, tanımayanın hakkaniyetli davranmasını beklememek icap eder. Nasıl İsrail zalime, zalimliğine yakışanı yapıyorsa, onunla iş tutanlar da ahlaksızlıklarına uygun bir ikiyüzlülük içinde hareket ediyorlar. Onların dillerinden düşürmedikleri birtakım evrensel kavramların, güya insani değerlerin her şeyi kendilerinin menfaatine yontmak üzere geliştirdikleri bir laf kalabalığından ibaret olduğunu bugüne kadar öğrenemediysek, hâlâ anlayamadıysak, hepimize geçmiş olsun!

Batılı devletler şöyle insafa aykırı davranıyor, zulmü böyle görmezden geliyor, İsrail’e şöyle destek atıyor gibi görünüşte afili, pratikte etkisiz laflara ümit bağlamayı bırakalım artık. Bu laflar resmi ağızlardan, medyadan edilsin ama sokaktaki insanın o tıyneti belli o egemen Batılı zihinlerden, zihniyetlerden insaf, ahlak, adalet, insanlık gibi şeyler beklemesinde ve bunu yıllar yıllar boyunca sürdürmesinde esaslı sıkıntılar var. Egemen Batı budur, Srebrenica’da da, Halep’te de, Gazze’de de, Myanmar’da da hep aynı portreyle bize aynı çirkinlik sırıtmaktadır. Üniformaları, bayrakları, bahaneleri değişir ama temel karakterleri değişmez. Sadece bize karşı değil, bütün insanlığa, hatta kendi mazlum vatandaşlarına karşı da herhangi bir ahlak ve insaf takıntısı olmayan bu zorba karakter değişmez.

Bu can yakıcı tabloda bir şey değişecekse onu bizim değiştirmemiz gerekiyor. İsrail’e karşı gösterilen diplomatik çabalar üretebileceği devletler arası sonuçlar bakımından elbette çok değerli. Bir de bu acıyla içi dağlanan, bu zulme isyan eden sıradan insanların yapabilecekleri var ki, bu da çok önemli. Üzülmek, öfkelenmek, buğzetmek, dua etmek, eldeki bütün araçları seferber ederek protestolarda bulunmak, yardım kampanyalarına destek olmak asla küçümsenmemesi gereken gayretler...

İsrail zulüm devleti her saldırıya geçtiğinde gündeme gelen İsrail’le bağlantılı malları boykot kampanyaları bugünlerde yine gündemde... Bu kampanyaların, sözü edilen markaların bağlantıları iyi kontrol edilerek, ticari rekabetin vahşi kurgularına kurban edilmeden gerçekleştirilmeleri gerekiyor. İsrail’in devlet politikalarıyla, siyonist tezgahlarıyla ilgisi olmayan, bu kötülükle arasına mesafe koymuş markaların hassasiyetle ayrıştırılması hakkaniyet gereğidir. İsrail’in zulmüne en ufak maddi, sözlü, medyatik desteği olanların ürettikleri malların evlerimize girmemesi gerekir elbette. Hatta belki milli sınırlarımızın içine de...

Öte yandan, bütün bu boykot kampanyalarının sosyal medya üzerinden yürümesinde de büyük sıkıntı var. O sosyal medyanın ya doğrudan İsrail’i destekleyen ya da egemen Batılı zihinsel refleksler göstererek İsrail zulmünün önünü açan sermaye gruplarıyla bağlantısını görmezden gelmek basiretsizliği bize yakışmıyor. İsrail’in son insanlık dışı saldırılarını, tıpkı daha öncekiler gibi perdeleyen, İsrail’in Filistin’de, Gazze’de çoluk çocuk demeden yaşattığı o vahşeti sansürleyen o yanlı sosyal medyayı terk edemiyor, kirli tezgahlarından yüz çeviremiyor, bunu kendi hayatımız bakımından imkansız görüyorsak her şeyi boşuna yapıyor olabiliriz.

Buraya bir kere daha not düşelim: Facebook’un açıklanan 2020 yılı geliri yaklaşık 86 milyar dolar... İnstagram’ın 2019 yılı geliri 20 milyar dolar... Twitter’ın 2020 yılı geliri 3,72 milyar dolar... Youtube’un 2019 yılı için sadece reklam geliri 15,5 milyar dolar... Bu dev ekonominin yakıtı biziz, bu dev sermaye makineyi işleten, vaktimizle, enerjimizle, ilgimizle, merakımızla, paramızla bu çarkı döndüren biziz. Ve bu devasa mekanizma, zalim İsrail’i ve üstlerine bomba yağdırdığı masum çocukların cesetlerini görmüyor, görmek istemiyor ve perdeliyor. Sonra da pişkince “Pardon, bir hata olmuş!” diyebiliyor. Bunu “Ha öyle mi, peki o zaman” deyip böylece geçiyor muyuz, geçecek miyiz? Ekranlara dokunmaya, klavyeleri tuşlamaya devam edecek miyiz?

Boykot edilen markalar arasında sosyal medyanın meşhur adresleri de var mıydı, belki vardı da ben göremedim!

Sözü burada kesmek en iyisi, Allah mazlumlara yardım etsin, ümmete tevhid şuuru ve bizlere basiret versin.

Google+ WhatsApp