Bahreyn’den katillere ödül

Bahreyn’den katillere ödül


Suudi Arabistan’ın arka bahçesi durumundaki bir uydu rejim niteliği taşımakla birlikte kendini Bahreyn Krallığı diye isimlendiren rejim İslam ümmetine, Arap halklarına ve Filistin davasına ihanette tam gaz ilerlemeye devam ediyor. Üstelik bu yönde attığı adımlarda adeta siyonist işgalcilerin cinayetlerini ödüllendirir gibi bir tutum içinde. Tabii ihanetçilerin bu tutumları da işgalci siyonistleri cesaretlendiriyor ve onlar da saldırgan tutumlarında daha cüretkâr olabiliyorlar. 

 

İşgal rejiminin Dışişleri Bakanı Yair Lapid, 30 Eylül Perşembe günü Bahreyn’i ziyaret etti. Ziyaretin birinci amacı bu ülkenin başkenti Manama’da İsrail Büyükelçiliği’ni açmaktı. Ancak bu arada Bahreyn’le değişik alanlardaki işbirliğini geliştirmek için yeni anlaşmalar da yapma planları vardı. Bu aynı zamanda, bir siyonist işgalci dışişleri bakanının Bahreyn’e yaptığı ilk ziyaret niteliği taşıyordu. 

 

İşgalci, bu ziyaretten dört gün önce yani 26 Eylül Pazar günü, Batı Yaka’nın Cenin vilayetinde yaptığı baskınlarda iki, Kudüs’ün Biddu kasabasında da üç olmak üzere toplam beş Filistinliyi katlederek tam bir katliam gerçekleştirmişti. Onlarca Filistinliyi de yaralamıştı. 

 

Lapid’in Bahreyn’i ziyaret ettiği 30 Eylül Perşembe günü sabah şafak öncesi baskınlarından birinde yine Cenin’in Burkin kasabasında Ala Nasır Ez-Zeyud isimli bir genç, Musta’rabin olarak isimlendirilen işgalci birliğine mensup askerler tarafından yakın mesafeden atılan mermiyle kasten öldürülmüştü. İşgalci rejimin Musta’rabin adı verilen ve Filistin kıyafetleri giyerek kendilerini kamufle eden, onların dillerini de çok iyi öğrenen bir birliği var. Bu birliğe mensup askerler, Filistinlilerin arasına karışarak onları yakın mesafeden saldırılarla öldürmek suretiyle cinayet işliyor veya kaçırıyorlar. Bunlar işgal ordusu içinde özel bir birlik. 

 

Aynı gün kuşluk vaktinde de işgalci askerler, Kudüs’te Mescidi Aksa’nın Silsile Kapısı’nda İsra Huzeymiye Ebu Va’r isimli 30 yaşlarındaki bir genç bayanı, bıçaklı eylem teşebbüsünde bulunduğu iddiasıyla şehit ettiler. Netanyahu’nun çıkardığı bir kararnameye göre bir işgalci polis veya asker, herhangi bir Filistinlinin “bıçaklı eylem” teşebbüsünde bulunacağından şüphe ederse ona silahlı saldırıda bulunma ve cinayet işleme yetkisi var. Örneğin böyle bir gerekçeyle bir Filistinliyi katlettiğinde; “Bana ters ters bakıyordu ve birden elini cebine götürdü; ben de bıçak çekeceğinden şüphelendim” diye savunma yapması yeterli oluyor. İşgalciler 10 Eylül 2021 Cuma akşamı da Kudüs’teki Babu’l-Meclis mıntıkasında Hazim El-Culani adında 51 yaşında bir uzman doktoru yine bıçaklı eylem teşebbüsünde bulunduğu iddiasıyla öldürmüşlerdi. Oysa bu zat Kudüs’ün tanınmış ve seçkin tabiplerinden, alternatif tıp alanında uzman doktorlar yetiştirilmesi için tıp fakültesi açılmasına öncülük etmiş ve mesleğiyle ilgili hizmetini önemseyen, dolayısıyla iddia edildiği gibi bir eyleme teşebbüs edeceğini kimsenin düşünmeyeceği biriydi. Ama siyonist işgal rejiminde katiller sorgulanmıyor. 

 

İşgal rejimi Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in Bahreyn’de ağırlandığı 30 Eylül Perşembe günü işgalciler üçüncü büyük cinayetlerini de öğle saatlerinde Gazze’nin orta bölgesinde, Bureyc mülteci kampının doğusunda gerçekleştirdiler. Burada sınır tellerine yakın bir yerde kuş avına çıkan Muhammed Ammar isimli 41 yaşında bir Filistinliyi hiçbir sebep ve şüphe söz konusu olmaksızın, tamamen keyfi bir şekilde katlettiler. Burada işgalcilerin “bıçaklı eylem” şüphesinden söz etme imkanları da yoktu; çünkü arada sınır telleri var ve Muhammed Ammar’ın bu telleri zorladığını iddia edebilecekleri bir faaliyet gerçekleşmemişti. Ama adamların kan dökme, cinayet işleme şehvetleri harekete geçince artık hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Çünkü başlarındaki yönetim bu cinayetlerden dolayı onları hesaba çekmiyor, aksine ödüllendiriyor. 

 

Arap dünyasındaki ihanet rejimleri de silahlı çetelerini cinayete teşvik için kararnameler çıkaran katil siyonist yöneticileri ödüllendiriyor. 

Google+ WhatsApp