Baba Tahir: Bir dervişin not defteri

Baba Tahir: Bir dervişin not defteri


Hatıra yazmak geleneğimizde pek yok. Tanzimat’tan sonra yazı ve düşünce hayatımıza giren bir yazı türü. Kişiye özel. Bir kişi, yazar veya sıradan biri hayatında yaşadığı, tanık olduğu, gözlemlediklerini belli bir zaman sonra kayda geçer. Düzenli günlük tutanlar da var.

 

Yazı hayatımda yok denecek kadar çok az günlük tuttum. Birkaç sayfa. Zaman zaman hatıralarımı yazmamı isteyen dostlarım oldu. Kimi durumlarda gelişmeler olduğunda sıcağı sıcağına günlük olmasa da kesitler hâlinde yazdıklarım ve yayımladıklarım oldu.

 

Hatıralar genelde kişinin kendi ben merkezinden doğdukları için ister istemez özel oluyor.

 

Baba Tahir’in Bir Dervişin Not Defteri, bir günlük değil. Hatırlarından kesitler. Kendileriyle Kahramanmaraş’ta AGD’nin bir toplantısında tanıştık. Daha önce ismini duymuştuk, bürokrasideki başarılarını biliyorduk. Yüz yüze ilk tanışmamız o zaman oldu. Yaşadıklarından kimi kesitleri kısa da olsa dinledik. Kendisini sevdim bir gönül bağı oluştu.

 

Yılmaz Bayat Bey, selâm getirdi yakın zamanda. Hatıralarını toparladıklarını, özel ve sayısı oldukça az dijital imkânlarla bastıklarını, birini de bana vermelerini söylemiş. Kitap elime ulaştı. Toplam yanılmıyorsam yirmi ila otuz adet bir baskı yapılmış. Matbaadan çıkmış kitaplardan hiç farkı yok. Yoğun ve planlı okuma sıralamama aldım. Kısa sürede neredeyse bitirmek üzereyim. Doğrusu bitmesini beklemeden burada okurlarımla bu eseri paylaşıyorum.

 

5 Temmuz 1942 doğumlu. Asıl adı Tahir’dir. Öğrencilik yıllarında bulunduğu ortam manevî eğilimli arkadaşlar ediniyor. Necati Güneş adında bir arkadaşı Halveti Şeyhi Maraşlı Memiş-i Tahir Efendi’ye bağlı. Onu ziyarete gittiklerinde ikisinin adının Tahir olması -bir de Halveti geleneğinde mürşid-i kâmil olanlar “Baba” unvanıyla anılırlar- nedeniyle çevresinde, arkadaşları tarafından “Baba Tahir” olarak anılır. Bu, Mehmet Zahid Efendi’nin pekiştirmesiyle kalıcı oluyor.

 

Baba Tahir, öğrenciliğinde öne çıkanlardan biri. Dönemin koşullarında, öğrenci olayları, işçi yürüyüşleri, grevler, lokavtlar alabildiğine yoğun. Bir gün, Cağaloğlu yokuşunu çıkarken M.T.T.B’de üstad Necip Fazıl’ın konferans pankartını görür ve onu kaçırmaz. Bir daha da çevreden kopmaz, iyice bağlanır. O çevrede olunca gerek tasavvufî ve manevî bir ortamda kendini iyice bulur. Üstad Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören ve daha birçok kişi ile tanışır.

 

Üstad Necip Fazıl’a, bir manevi mürşide bağlanma düşüncesini açar, ona yol gösterir. Kendisini Mehmet Zahid Efendi’nin kapısında bulur. Erbakan Hoca, Millî Görüş siyaseti, Büyük Doğu, Diriliş düşüncesinin adeta tam anlamıyla içindedir. Büyük Doğu ve Diriliş dergilerini sıkı takip eder. 1966 yılındaki Diriliş dergilerinin ayrıntılarını da bu hatıralarında anlatır.

 

Oldukça önemli bulduğu kesitleri bölümler ve ara başlıklar hâlinde anlatıyor. Zamana ve döneme tanıklıkta bulunuyor. Dönemin atmosferini, yaşananları, iç dünyaları bu notlardan öğrenebiliyoruz. Kendisi bu dünyanın içine girdiği andan itibaren asla kopmuyor ve hatta çocukları ve sevenleri için bu notları kayda geçirdiğini ifade ediyor Baba Tahir. Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu bir mühendis ama kültür ve düşünce dünyasının tam içinde. Başta üstad Necip Fazıl’ın, üstad Sezai Bey’in, Nuri Pakdil’in etkisi çok fazla. Siyasal düşünce ve manevi bağlılıkta Erbakan Hoca’ya yakın. Çünkü aynı mürşide bağlıdırlar.

 

İlginç ve çarpıcı anekdotları var bu notların.

 

1967 Şubat Diriliş dergisinde üstad Sezai Karakoç’un “Yaz” şiiri ile ilgili hoş bir anısı var Baba Tahir’in.

 

“O sırada Maraş’taydık ve Yürükselim Mahallesi’nde kiralık bir evde oturuyorduk.

 

“Kara incir ve nar

 

Piran ülkesinde bir pınar

 

Suyunun derin sülüklerinden

 

Örülmüş saçları var.”

 

“Okuyorum, tahlil etmeye çalışıyorum, bir türlü tahlil edemiyordum. İki üç kere okuyunca, içeriden rahmetli anam seslendi:

 

—O ne güzel şiir kim yazmış?

 

—Sezai Karakoç yazmış! Sen ne anladın anne?

 

—Oğlum bak kara incir ve nar cennet taamıdır. Piransa= Pirler ülkesi demek, öyle bir ülkede incir ve nar ağacı varmış, bir de bu pınar içinde sülükler bulunmuş dedi.

 

Baktım bana mantıklı geldi. Sonra İstanbul’a gelince hemen üstada koştum ve bu yoruma ne dediğini sordum. Üstad:

 

—Senin anan ne mezunu?

 

—İlkokul 3 terk!

 

—Senin anan bizim şiirimizi Mehmet Kaplan’dan daha iyi anlamış.”

 

Baba Tahir siyaset, düşünce hareketi içindeki birçok önemli kesitlere tanıklık ediyor. Bugün yazımızın sınırlarını aştık. Aktarılacak çok konu var. Kitabı ne yazık ki tavsiye edemiyoruz çok az sayıda basılmış. Umarım yayınevlerimizden biri bir an önce okura kazandırır.

Google+ WhatsApp