Ayşenur Arslan: Mahallenin orospusu ben miyim?

Ayşenur Arslan: Mahallenin orospusu ben miyim?


Halk TV’de, Ayşenur Arslan, “Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) illegal bir oluşumdu!” demiş..

 

Bizim mahalle çalkalanmış..

 

Ancak CHP sessizlikle karşılamış..

 

Çünkü, ne kadar konuşurlarsa, o kadar batacaklarını biliyorlar..

 

İyi Parti’den Aytun Çıray, bir ara CHP’de siyaset yapmasının etkisi ile olsa gerek..

 

Ayşenur Arslan’a kefil olmuş..

 

İyi Parti’den de, görünürde yüksek sesli bir itiraz yok.

 

“N’olur, n’olmaz.. İttifak her an bozulabilir. Bu da tuzu biberi olmasın” korkusu ile..

 

Sessizliklerini koruyorlar..

 

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu mu?

 

Aynı sözü, AK Partili birisinin söylediğini iddia ederek sorun..

 

Size iki saat, AK Parti’nin aleyhine nutuk atarlar.. Ama konuşan Ayşenur Arslan olunca, konuştuğu kanal CHP’nin resmi televizyonu Halk TV olunca.. Suspus olmuş, gündemin değişmesini bekliyorlar..

 

Diyeceksiniz ki, “Bu konuda sen ne düşünüyorsun?”

 

Düşüncemi açıklamakta biraz geciktiğimin farkındayım..

 

Hemen herkes, o sözlerin ne kadar lüzumsuz olduğunu, yanlış olduğunu, Türk toplumuna düşmanca, Rum’dan yana sözler olduğunu yazdı, açıkladı..

 

Aslında o sözleri ilk duyduğumda, benim hemen Ayşenur Arslan’ın eski yıllarda anlatılan bir hatırası aklıma geldi.. Onu aktararak eleştirilerimi yazıya dökecektim ama.. 

 

İçerik biraz nahoş kelimelerle dolu olduğu için, elim varmadı..

 

Bir sebep de, “Bu konuda esas konuşması gerekenler, milliyetçi geçinen İyi Partililer.. Onlardan rol çalmayalım.. Bırakalım Ayşenur Arslan’a hakettiği cevabı onlar versin..” bakış açımdı..

 

Ama İyi Partililer ortalıkta yok..

 

Milliyetçiliklerini askıya almışlar..

 

Kendilerini, Tayyip Erdoğan’ı devirmeye odaklamışlar..

 

 Onun için de, CHP yönetimini kızdırmamak amacıyla, her türlü hakareti sineye çekmeyi, vazife edinmişler..

 

Böyle bir tablo karşısında..

 

İçeriğinde biraz nahoş kelimeler bulunsa da..

 

Okurlarımızdan özür dileyerek, Ayşenur Arslan’ın Kıbrıs’ta Rumlara karşı mücadele veren insanları “illegal yapı kurmak”la suçladığı o sözlere, kendi ekip arkadaşının anlatımlarından yola çıkarak, mercek tutalım..

 

Bakalım, bunlar gazeteci mi..

 

Yoksa..

 

Embedded elemanlar mı..

 

Ayşenur Arslan, 28 Şubat döneminde Dinç Bilgin’in Atv’sinden, ana haber bültenini hazırlayıp sunan ekip olarak Cem Uzan’ın Star TV’sine transfer olduğunda yaşanılanları, çalışma arkadaşı Tarık Demirkan’dan aktarayım:

 

“ATV’den Star’a gidişimizin üzerinden henüz birkaç ay geçti. Akşam bülteninde editörlük yapıyorum, muhabir arkadaşların kaleme aldıkları haber metinlerine göz atıyor, gerekirse düzeltiyorum.

 

Birden, masamın üzerine bir belge bırakıldığını fark ediyorum. Yanımda, ATV’den Star’a geçtikten sonra bülten sorumluluğuna getirilen genç arkadaşımız duruyor.

 

- Ayşenur Hanım bundan haber yapmanızı istiyor.”

 

Anlatıma bir ara verip, kısa bir not ekleyeyim. 

 

O tarihte Dinç Bilgin, Etibank’ın içini boşaltmakla meşgul..

 

Ayşenur Arslan ve Ali Kırca’nın ekibi ise, Dinç Bilgin’in ne dürüst bir medya patronu olduğunu Atv ekranlarından halka yedirdikten sonra.. Star’a transfer oluyorlar.

 

Star ise, o tarihte İmarbank’ın içini boşaltmakla meşgul olan Cem Uzan’ın elinde..

 

Star’a transfer olan ekip, orada da, Cem Uzan’ın hırsızlıklarının üstünü örtecek, örtecek de.. Cem Uzan’ın, Aydın Doğan ile medya kavgası var..

 

İster istemez.. Kavgada, bunlar da sahneye çıkmak zorunda kalıyorlar.

 

Tarık Demirkan’ın anlatımına, kaldığımız yerden devam ediyorum:

 

“Masamın üzerine bırakılıveren kağıtta neler olduğunu bilmesem de hissediyorum. Çünkü Star haber merkezi birkaç gündür artık Aydın Doğan’a karşı haberler hazırlamaya başladı. Metinler ‘yukarıdan’ geliyor.(..) Ve bu ‘haberlerin’ haber değerinin olmadığını, tek amacının karşı tarafa saldırmak olduğunu herkes biliyor.

 

Ayşenur Arslan cumartesi ve pazarları çalışmıyor. Gerekli olduğunda telefonlaşıyor, kritik kararlarda onayını istiyoruz. Ya da Ayşenur Arslan gerekli gördüğünde bizleri arıyor.

 

Ama bu kez aramamıştı, haber yapmamı istediği ‘belge’, bülten sorumlusu aracılığıyla gelmişti.

 

Masanın üzerindeki ‘belgeye’ bir göz atıyorum. Aydın Doğan’ın aldığı krediler. Şirketler arasındaki hesaplarda para transferleri. Rakamlar, rakamlar. İstenen belli. Bu metinden yararlanılıp Doğan grubuna karşı ‘haber’ yapılacak.”

 

Aslında bana sorarsanız, ben Tarık Demirkan gibi de düşünmüyorum..

 

Kendi patronun aleyhine de.. Patronun rakibi olan patron aleyhine de haberi yaparsan, yapabilirsen gazeteci olursun..

 

“Ben o kavgaya girmek istemiyorum” bakış açısı.. Aslında “Ne olur ne olmaz, yarın o patronun TV’sine geçebilirim, bir kapıyı, şimdiden kapatmayayım” bakış açısıdır..

 

Bu notu da verdikten sonra. Ayşenur Arslan’ın ekip arkadaşı Demirkan’ın açıklamalarını aktarmaya devam ediyorum:

 

“- Ben böyle bir haber yapmam!

 

- Ama Ayşenur Arslan sizin yapmanız gerektiğini söyledi.

 

- Hayır, beni arasın, bana söylesin o halde!

 

ATV’den geldiğimizden beri korktuğumuz şeydi bu. Uzan grubunun hırçın ve saldırgan üslubuna alet olmak, piyasadaki holdingler arasındaki kavgalarda haberlerimizle ‘taraf’ konumuna düşmek. Bu nedenle de biz bir grup arkadaş, ‘büyük kavga’ başladığında kendi aramızda prensip kararı almış ve bu kavgada asla taraf olmayacağımız konusunda anlaşmıştık. Kararımız kesindi: ‘tetikçilik’ yapmayacaktık.

 

Pazartesi, Ayşenur Arslan’ın odası. Haber koordinatörü odasına çağırdığında, benimle ne konuşacağını iyi biliyorum. Ama genellikle soğukkanlı olmama rağmen o konuşmanın beni ne kadar etkileyeceğinin henüz farkında değilim. Aramızda aşağıdaki konuşma geçiyor. Neredeyse kelimesi kelimesine.

 

- O haberi neden yapmadın?

 

- Çünkü o tür haberler yapmanın bizim işimiz olmadığını düşünüyorum! Metnin haber değeri yok ve ben bir haberi sadece patron istiyor diye karşı tarafa saldırmak için yapmayı kendime yakıştıramıyorum!

 

- Ama kavgayı karşı taraf başlattı ve bu taraf bu noktada artık haklı!

 

- Olabilir, ama bu neyi değiştirir? Biz yine de bu kavgada araç olacağız! Ayşenur, biz bunun için gelmedik buraya! Ben yapamam!

 

Ayşenur çok kızgın. Sert hareketlerle sigarasını arıyor masasının üzerindeki kağıt yığının altında.

 

- Peki şekerim kim yapacak o zaman? Kiminiz ekrana çıkmamak için Amerikalara kaçıyor (Ali Kırca’yı kasdediyor) kiminiz ‘Kirli haber yapmam’ deyip elini çekiyor! Ben mi yapacağım! Siz temiz prenslersiniz de ben mahallenin orospusu muyum!”

 

Evet.. 

 

Kimden maaş alıyorsa, onun doğru-yanlış emirlerini dillendiren ve “kirli-temiz” demeden, patronun her verdiği haberi yapmayı kabul eden Ayşenur Arslan..

 

Şimdi de..

 

“Yukardan” birileri, söyleyeceğini önüne koymuş olmalı ki..

 

Önüne konulanı tekrarlıyor. TMT'yi illegal yapı olmakla suçluyor.. 

 

Eli kanlı çetelere tek laf etmeden.

 

Şimdi soru şu: “Ayşenur'a bu suçlamayı yaptırtan yukarısı kim?”

Google+ WhatsApp