Aynı geminin yolcuları değil miyiz?

Aynı geminin yolcuları değil miyiz?


Ait olduğu kapalı ortama karşın hoca efendi yazılı ve görsel medyada boy gösteriyor, espriler patlatıyor, mezhepsel çatışmayı tetikleyecek açıklamalar yapıyor, siyasilere nasihat ediyor ve her nasıl oluyorsa peşinde sürüklediği kitleler üzerinde tesir bırakıyor. Kimse onu ciddiye almıyormuş gibi görünse de, söylediği her şey gündeme oturuyor ve uzun süre tartışılıyor, nitekim geçtiğimiz gün bir televizyon kanalında imam hatiplere yönelik açıklamaları ile yine gündemi işgal etti ve ayrıştırıcı ifadeleri epey tartışıldı.

 

Hoca efendi mezhepsel çatışmayı tetikleyecek ifadeler sarf ederek, İslam toplumlarının kaynakları üzerinde hesaplar yapan güruhlara ne yazık ki farkında olmadan destek sağlıyor ve küresel saldırı ile mücadele eden Müslümanları ağır şekilde itham ediyor. Ona göre mazlum halkların topraklarını işgal eden, değerlerini yozlaştıran ve kadınları, erkekleri, çocukları katleden büyük katiller, öteki mezhepler ya da mezhepsizler diye itham ettiği Müslümanlar kadar tehlike arz etmiyor. Ne ilginç değil mi? Hoca efendi eleştirilerinin kapsamını o kadar genişletiyor ki, “İmam hatip liselerinde öğrenciler mezhepsizliğin yayılmasına neden oluyor, o nedenle burayı tercih edeceklerine klasik liseleri tercih etsinler” diyor ve ilmin güvenilir adresinin sadece medreseler olduğunu ifade ediyor. Bu ifadeleri tepkilere neden olunca da sarf ettiği sözleri tevil ederek ortamı yumuşatmaya çalışıyor ve belli ki sahip olduğu imkânları kaybetmekten endişe duyuyor.

 

Çocuklarımız kökleri ile bağ kurabilsinler ve değerlerini öğrensinler de kimden ya da hangi eğitim kurumundan öğrenirlerse öğrensinler… Nitekim ülkemizin hemen her şehrinde aktif olarak eğitim veren imam hatip liseleri, çocuklarımızı bu noktada destekleyen ve hayata hazırlayan özel kurumlar olarak bilinir ve tercih edilir. Bu kurumların beklentilerimize tam olarak cevap verebildiğini söyleyemeyiz elbette ancak mevcut şartlar dâhilinde önemli bir boşluğu doldurduğunu kabul etmek zorundayız.

 

Dünyanın küçük bir köye dönüşmesi, eğitimin kapitalist sisteme entegre olması ve seküler kültürün hızla yayılması ister istemez bu kurumları da etkiledi ve çocuklar okulda öğrendikleri ile sosyal çevrenin dayattıkları arasında bocaladılar ve hesapta olmayan sorunlar ortaya çıktı. Dolayısıyla mevcut sorunlar dâhilinde okullarımızın ve imam hatip liselerinin durumunu tartışabilir ve daha iyiye taşıyabilmek için öneriler sunabilirsiniz ancak bu kurumları itham ederek gözden düşürmeye yeltenemezsiniz, bu büyük bir vebaldir. Fakat maksat üzüm değil de bağcıyı dövmek olunca hoca efendi yapıcı bir tavır sergileyemiyor, bütün dikkatini mezhepsel farklılıklara çeviriyor ve çatışmayı tetikleyecek açıklamalar yaparak ateşe körükle gidiyor… Koskoca hoca bilmiyor da siz mi biliyorsunuz diyenler olabilir ancak hamdolsun ki bizim önümüzde merhameti, hakkaniyeti ve kucaklayıcı yaklaşımı ile bütün insanlığa yol gösteren bir Peygamberimiz var ve onun metoduyla çelişen hiçbir ifadeye hayatımızda yer veremeyiz, vermemeliyiz.

 

Dünyanın neresinde olursa olsun Müslümanlar mevcut imkânlarını kullanarak okullara, resmi ve gönüllü kuruluşlara ulaşıyor ve ihtiyaç hissettikleri bilgileri alıp içselleştiriyorlar.  Ülkemizde bu boşluğu hemen her şehirde bulunan Kur’an kursları ve imam hatip liseleri dolduruyor ve birçok aile çocuklarını bu kurumlara teslim ediyorlar. Ağırlıklı olarak İstanbul’da ve Anadolu’nun bazı şehirlerinde gönüllü şahısların oluşturduğu medreseler ise kendi sistemleri içinde çalışmalarını sürdürüyor. Maksadımız dini kaynağından öğrenmek ve hayatımızı güzelleştirmek ise imkânlarımız neye elveriyorsa, elimiz hangi kuruma ulaşabiliyorsa gider ve ihtiyacımız olan bilgiye ulaşabiliriz. Neticede ilmin yayılması için oluşturulan bütün kurum ve kuruluşlar kendi sistemleri ve imkânları doğrultusunda hizmet veriyor ve aynı hedefe koşan nesiller yetiştiriyor. O nedenle bu kurumların sorunlarını samimi bir ifade ile dile getirebilir, tartışabilirsiniz fakat çamur atamaz, dışlayıcı ifadelerle toplumun zihnini bulandıramazsınız, bu her şeyden önce inandığınız değerlerin ilkelerine aykırıdır ve büyük bir vebaldir.

 

Bugün İslam coğrafyası maddi ve manevi saldırılara maruz kalmış ve hürriyetini kaybetmiştir. Bizim topraklarımız, kaynaklarımız işgal altında, kadınlarımız, oğullarımız, çocuklarımız katlediliyor, bugün bizim küresel tehdide karşı acilen bir araya gelip güç birliği oluşturmaya ihtiyacımız var. Fakat ne yazık ki İslam toplumlarının başlarına geçen yöneticiler, öncü şahsiyetler ve kitleleri peşlerinde sürükleyen sözde hocalar ayrıştırıcı bir dil kullanarak küresel zorbaların ekmeğine yağ sürüyorlar. O yüzden bir araya gelip sorunlarımızı konuşamıyoruz.

Google+ WhatsApp