Anne gittikten sonra

Anne gittikten sonra


Anneye veda ederken ölümün geri dönüşü olmayan bir yolculuk olduğunu anlayamadı çocuk. Bir araya gelen aile fertlerinin neden bu kadar hüzünlendiklerine bir anlam veremedi ve babaanneye dönüp, “Annemi nereye götürdüler?” diye sordu. Çocuğun sorduğu soru karşısında babaannenin acısı bir kat daha arttı ve “Üzülme sakın, annen gelecek” dedi. Çocuğun içi ferahladı ve zihni bulansa da bozuntuya vermedi, oyuna kaldığı yerden devam etti.

 

Çocuk geleceği günü heyecanla bekledi annenin. Kapı her çaldığında kalp atışları hızlandı, yüreği umutla doldu ve olduğu yerden fırlayıp koşturdu. Fakat her seferinde umutları yeniden söndü ve hayallerinde tutundu anneye. Kulaklarında annenin sesini duydu, rüyalarında sarıldı ona ve en sevdiği bebeğine rolünü verdi annenin.

 

Zaman, Nisan yağmuru gibi akıp gitti ve aradan bir yıl geçti fakat anneden hiçbir haber yoktu. Annenin benliğinde kaybolmuş gibiydi çocuk, ona ait bir ses, bir haber, bir kıpırtı duyabilmek için pencere diplerine oturdu. Büyükler konuşurken anneye ait küçük bir ize rastlayabilirim ümidiyle yanlarına sokuldu ve konuşulanları titizlikle dinledi. Fakat umutlarını yeşertecek hiçbir işarete rastlayamadı. İçinde garip bir his oluştu çocuğun ve umutları söndü, anneyi sadece rüyalarında görebileceğine inandı.

 

 

Büyüklere sorduğunda, “Annen bir gün mutlaka gelir” demişlerdi ama belli ki bu kimseler kendisinden bir şeyleri gizlemişlerdi ve anne geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmıştı. Çocuk bir akşam dedesinin yanına sokuldu ve annenin geleceği günü sordu. Dede torununun bu sorusu karşısında duraksadı, sonra gözlerini ondan kaçırarak, “Ölenler gelmez, onlar başka bir dünyada hayat sürüyorlar, annen cennettedir ama geri dönmeyecek” dedi. Çocuk, dedesinin bu ifadeleri karşısında başını eğdi ve hiç konuşmadı sonra olduğu yerden kalktı odasına geçip hıçkırarak ağladı. Yüreği acıdı çocuğun, kanatları kırıldı ve yaslandığı duvarın yıkıldığını o anda anladı. Anneyle yaşadığı hatıralar gözlerinin önünde canlandı ve onun ruhunu okşayan sesini duyar gibi oldu. Çocuk özlem, acı, yalnızlık ve çaresizliği aynı anda yaşadı ve ölümün aynı zamanda bir kavuşmak olduğunu düşünüp ferahladı.

 

Çocuk ölümü anlamaya çalıştı. Neydi ölüm? Ölüm sonrası neler beklerdi insanı? Kulaklarına çarpan sorulardan kurtulmak istedi, olduğu yerden doğruldu ve dedesinin yanına doğru koşturdu.

 

Oturdu yanına dedesinin, başını eğdi ve sordu: “Annem nerede şimdi?”

 

Dedesi cevap verdi: “Cennette… Allah iyilik yapan insanlar için cennette bir bahçe oluşturuyor ve bu bahçede istenilen her şey var.”

 

Çocuk tekrar sordu: “Cennette güzel bahçeler varmış, neden ölmüyoruz?”

 

Dedesi tekrar cevap verdi: “Allah iyilik yapmamızı istiyor, biz yaşadığımız sürece iyilik yapmaya devam edeceğiz ve Allah bizim bahçemizi zenginleştirecek…”

 

Çocuk, dedesiyle arasında geçen bu konuşmanın ardından yatağına geçti ve derin düşüncelere daldı. Çocuk dünyaya gelen her insanın iyilik biriktirmek gibi bir görevinin olduğuna inanmıştı fakat anneye olan özlemi gittikçe büyüyor ve acıya dönüşüyordu. Ama çocuk artık acıyla başa çıkabileceğine inanıyordu.

Google+ WhatsApp