Anlat Kemal, anlat, heyecanlı oluyor!

Anlat Kemal, anlat, heyecanlı oluyor!


Ne kadar rahatlar. 

 

Çekinmeden, ne kadar büyük laflar edebiliyorlar..

 

Gözümüzün içine baka baka, hasıl yalanlar söyleyebiliyorlar..

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “öğrenci andı”nın kaldırıldığı 2013’de, tek bir eleştiri cümlesi kurmadığı halde.

 

Pusuda bekleyip, çözüm süreci eğer tam bir başarı ile sonuçlansaydı, “Bizim sayemizde öğrenci andı kaldırıldı. Bu ve benzeri adımlar sayesinde PKK terörü bitirildi” diyecek iken..

 

Ve onun rantını toplamak için, fırsat kollar iken..

 

PKK’nın ihaneti sebebi ile çözüm süreci başarıyla sonuçlanamadığı için..

 

O tarihlerde hemen mahkemeye koşan, ilerde ittifak ortağı olacak İyi Parti’nin İsmail Koncuk’ları ile “öğrenci andı”nın kaldırılmasının iptalini isteyerek, B planını da hazırda tutarak..

 

Kendi partisinden Mahmut Tanal’lara da, “Ne olur ne olmaz.. Biz açmış gibi olmayalım ama.. Bizim partiden de birisi, öğrenci andının kaldırılmasının iptali için davası açsın” diyerek..

 

Plan içinde planlar yaptı..

 

İyi Partili İsmail Koncuk’ların açtığı davada öğrenci andının kaldırılması iptal edilince, pek bir sevindiler..

 

Ama Kemal bey yine, bu sevincini belli etmedi.. Edemedi..

 

Ne de olsa, HDP ile gizli gizli ittifak görüşmeleri yapıyorlardı..

 

Şimdi artık HDP yönetimini tümü ile kafakola aldığı için.

 

HDP’lilerin de artık, “öğrenci andı” diye bir dertleri kalmadığı için..

 

Belki de hiçbir zaman yoktu, o da ayrı bir mesele...

 

Kemal bey de böylesi bir süreçte şimdi çıkıp, rahat rahat, “öğrenci andı”na sahip çıkıyor..

 

Oysa.. Başörtü yasağı kaldırıldığında.

 

Yine kendisi sessiz kalmış, çevreyi kolaçan edip.. 

 

“Ne olur ne olmaz” diye düşünerek, Mahmut Tanal’a avukatlar için başörtü yasağının kaldırılmasının iptaline yönelik davalar açtırıp, laikçileri de memnun ederek..

 

Sonrasında başörtü yasağının kaldırılması tüm toplum tarafından benimsenince, “Başörtü yasağını ben kaldırdım” demesindeki gibi..

 

“Öğrenci andının kaldırılması”nda da, Mahmut Tanal’a iptal davası açtırıp..

 

Kendisi de sessiz kalarak, gelişmeleri takip etti..

 

Konjonktür, öğrenci andına destek veren iki milliyetçi partiyi, iki ayrı ittifakta konumlandırınca..

 

“Nasıl olsa HDP’nin gidebileceği başka yer yok, Bize mahkumlar” düşüncesi ile..

 

CHP şimdi, “Öğrenci andı”nın savunmasını yapıyor..

 

Önceki gün yüksek perdeden Faik Öztrak..

 

 Dün de grup toplantısında, kısık sesle de olsa Kemal Kılıçdaroğlu, “öğrenci andı”nın yeniden okutulması gerektiğine yönelik açıklamalar yaptı..

 

Şimdi buyursun Faruk Gergerlioğlu’lar.. Hüda Kaya’lar.. Ayhan Bilgen’ler.. Selahattin Demirtaş’lar..

 

CHP’nin öğrenci andı dayatması hakkında bir çift laf etsinler.. Edemezler.

 

Çünkü boğazlarına kadar, kirli bir ittifakın çamuruna batmışlar..

 

Her itirazlarında, her çırpınışlarında daha fazla çamura batacaklarını biliyorlar.

 

Nitekim, dün HDP’nin de grup toplantısı vardı..

 

Gara operasyonu için bile, TSK’yı suçlayıp, “Rehineleri bombalama sırasında Türk devleti öldürdü” imasında bulunan HDP Genel Başkanı Mithat Sancar, şimdi öğrenci andının tekrar okutulmak istenmesine itiraz etmiyor..

 

“Kürtler eziliyor, ilkokullarda bile, küçücük Kürt çocuklarına zorla ‘Ne mutlu Türküm diyene’ şeklinde antlar okutuluyor” diyerek, düne kadar terör örgütünün silahlı saldırılarına malzeme üreten HDP, şimdi suspus olmuş, tek kelime edemiyor.

 

İşte kirli politika bu..

 

İşte bunların dertlerinin Kürt vatandaşlarımız olmadığının ispatı bu..

 

Kendi menfaatleri için, Kürt kardeşlerimizin mağduriyetlerini istismar ettiklerinin delili bu..

 

Ve dünkü grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 2019 mahalli seçimleri öncesinde söylediğinde belki bir miktar inandırıcılığı olan.

 

Fakat birçok ilde belediye başkanlığını kazandıktan sonra, 2 yıllık CHP’li belediyelerin rezaletleri sonrasında, artık hiçbir inandırıcılığı kalmayan söylemlerle karşımıza çıkması, gerçekten skandal ötesi bir olay..

 

Manşetimizde var.

 

CHP’li belediyelerin, yandaşlarına nasıl ihaleler verdiğini.

 

Alınmamış hizmetleri alınmış gibi gösteren CHP’li başkanlar..

 

200 bin TL’yi aşkın ihalenin, nasıl yapıldığı, teknik şartnamesine bir gazetecinin isminin nasıl yazıldığı, o ismin bu gelişmeden haberi olmaksızın, 90 bin TL’yi cebine indirme hazırlığı yaparak, nasıl bir tezgahın içinde gönüllü rol üstlendiği. 110 bin TL’nin hangi şirkete, ne karşılığında verileceğinin bile belli olmadığı, rezillik üstü rezilliklerin yaşandığı CHP’li İzmir belediyesinin konuya ilişkin tatmin edici bir açıklaması henüz gelmemiş iken..

 

Kemal bey dün grup toplantısında meydan okuyor:

 

“Vatandaş bize, ‘Kılıçdaroğlu, sen neleri düşünüyorsun, Türkiye ekonomik buhrandan nasıl çıkar?’ diye sorabilir; şimdi bunu anlatacağım!”

 

Buhrandan nasıl çıkarız, biliyor musun Kemal bey?

 

Tunç Soyer, 230 bin TL’lik ihalede ne numaralar döndürüldüğünü açıklarsa çıkarız.

 

Kendisi açıklamıyorsa, parti olarak siz bunu araştırıp, açıklarsanız çıkar..

 

Ekrem İmamoğlu’nun, 20 bin gıda kolisini koyduğu depolarda nasıl kurtlandırdığını açıklarsanız Türkiye, CHP’li belediyelerde yaşadığı buhrandan çıkar..

 

Ama nerde?

 

Sabahtan akşama kadar, CHP’li belediyelerle ilgili, tam da 1989’de birçok ilde kazandıkları başkanlıklarda sergiledikleri rezaletlerin tekrarlandığı bilgileri geliyor..

 

Ama bakın Kemal bey, bunlarla ilgili tek kelime açıklama yapmadan, dünkü grup toplantısında neden bahsediyor:

 

“İsrafa son vereceğiz”..

 

Bunu 2019 seçimleri öncesinde söylediniz. Bazı vatandaşlar da, bu yalanınıza inandı, Kemal bey.

 

Ama görüyoruz işte, “temel atmama töreni” düzenleyip, buna bile harcama yapan bir Ekrem İmamoğlu örneği ile karşı karşıyayız.

 

Depreme dayanıksız belediye binasının kolonlarını gaylerin renkleri ile boyayıp, ardından 6 şiddetindeki İzmir depreminden sonra da o binayı boşaltıp, 300 bin TL’yi çöpe atan Tunç Soyer ile karşı karşıyayız..

 

Ne israfından bahsediyorsun sen, Kemal  bey..

 

 Bir de demesin mi ki, “Devlet yönetiminde kesinlikle liyakat olacak.”

 

Daha bir ay önce, videosu ile izledik ve dinledik..

 

İstanbul Belediyesinde işçi alımlarında CHP’ye % 35, İyi Parti’ye % 15 kontenjan ayrıldığı”nı..

 

Hem de belediye meclis grup başkanvekilinizin dilinden..

 

Hangi liyakat, Kemal bey? Hangi liyakat?..

 

Yoksa, “Biz devlet yönetiminde liyakat diyoruz. Belediye yönetiminde demiyoruz ki?” diyerek, bu sözünüzü de mi tevil edeceksiniz.

Google+ WhatsApp