Anladık kıskanıyorsunuz, aptallığınızı ele vermeyin bari!

Anladık kıskanıyorsunuz, aptallığınızı ele vermeyin bari!


Bodoslamadan konuya gireyim..

 

Çanakkale Köprüsü bugün, inşaallah açılıyor..

 

“Gereksiz” dediler..

 

“Türkiye iflasın eşiğinde, bunu yapamaz, bitirilemez” dediler..

 

Yapıldı, bitirildi.

 

Hem de salgın döneminde..

 

Hem de zamanından önce..

 

İflas eden bir ülkede, hangi iş olursa olsun, zamanından önce nasıl bitebilir?

 

Demek ki iflas iddiaları yalan..

 

Yalan ki, bir de zamanından önce bitirildi..

 

Şimdi hazır olun..

 

Önümüzdeki 10 yılın kavgası şu:

 

“Müteahhit şirketler, süresinden önce bitirdikleri ve işletmeye alınan köprü geçişlerinden, şu kadar fazla kazanç sağladılar!”

 

Hay topunuzun, Allah müstehakını versin e mi!

 

O köprüyü, sizin gibi kıskançlara rağmen, yaptıran devlet aklı..

 

Köprüyü zamanından önce bitirdi diye..

 

O sürenin tamamını, müteahhitlere kazanç olarak ekletecek, öyle mi?

 

O kadar aptal mı, gece gündüz çalışan bir cumhurbaşkanın öncülüğündeki devlet aklı?

 

Aynı şeyi, Osmangazi Köprüsü’nde söylediler..

 

Çatladılar, patladılar..

 

Zamanından önce bitirilmesini sindiremediler..

 

Osmangazi’yi sindirememiş iken..

 

Şimdi üstüne bir de Çanakkale geldi..

 

Artık bugün çatlamazlarsa..

 

Kıskançlıktan delirmezlerse..

 

Hepsine koca koca ödüller vermek lazım..

 

“Kıskançlığı anladık da.. Aptallık ne ola ki?” diyeceksiniz..

 

Karar gazetesinin manşetinde var..

 

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamaları, “Beş şirkete siyaset sigortası” başlığı ile verilmiş.

 

Haksızlık etmemek için, bire bir alıntılıyorum..

 

Aptallık derecelerini görün..

 

Bunların ülkeyi yönetmeye talip olmalarındaki cehaletlerini tespit edin..

 

Bu ülkede 25 yıl önce İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturtulan Meral Akşener’in sözleri, bire bir şöyle:

 

“Dünya Bankası’ndan yatırımları için siyasi risk sigortası yaptırmışlar. Tarif edilen risklerden biri de kamulaştırma. Yani AK Parti’den sonra yeni hükümet kamulaştırmaya gitmesin diye bu yola başvurmuşlar.”

 

Türkiye’de köprüler, yollar, havalimanları, şehir hastaneleri yapılıyor ya..

 

Dikkat buyrun.

 

Yürüyen Köşk..  Çankaya Köşkü.. Florya Köşkü..  Pembe Köşk gibi onlarca köşkün yapımından/restorasyonundan bahsetmiyoruz..

 

Milletin birebir kullandığı hizmet alanlarından bahsediyoruz..

 

Devletin üst yetkililerinin bireysel kullanımına tahsis edilmiş alanlardan değil..

 

Devletin üst yetkililerinin belki de yılda bir defa kullandığı, ama milletin yüzlerce, binlerce defa kullandığı/kullanacağı hizmet alanlarından bahsediyoruz...

 

Bu köprüleri, yolları, şehir hastanelerini yapan müteahhitler..

 

Bu ülkede bakanlık yapmış.

 

Şimdi de başbakan olma hülyasına kapılan Meral Akşener tarafından bakın nasıl suçlanıyor:

 

“Rantın 5 atlısı utanmadan Dünya Bankası’nın, yatırım sigortası birimi MIGA’ya yatırımları için siyasi risk sigortası yaptırmış!”

 

20 yıldır bu ülkeyi geceli gündüzlü çalışma ile yöneten Tayyip Erdoğan’a rakip olma sevdasındaki Akşener devam ediyor:

 

“Bu vesileyle yolsuzluğu sigortalamanın mümkün olduğunu öğrenmiş olduk. Tarif edilen siyasi risklerden biri kamulaştırma. Yani iktidar gittiğinde ve usulsüzlükleri açığa çıktığında yeni hükümet kamulaştırmaya başvurmasın diye bu yolu seçmişler!”

 

Bakanlık yapmanıza gerek yok..

 

Siyasetçi olmanıza.. Parti genel başkanı olmanıza.

 

Başbakanlığa aday olmanıza..

 

Ülkeyi yönetmeye talip olduğunuzu açıklamaya..

 

Hatta bir şirkette yönetici falan olmaya..

 

Hatta vergi mükellefi olmaya..

 

Hiçbir şeye ihtiyaç yok..

 

Minnacık akıl yürütmeniz var ise..

 

Çözersiniz konuyu..

 

Türkiye’de ihale kazanan müteahhitler..

 

10 TL’ye bitirilecek yap-işlet-devret işini, siyasi iktidar ile muvazaalı işlem sonucu 12  TL’ye üstlenecekler..

 

Olur ya, siyasi iktidar süreç içinde değişebilir diye..

 

Siyasi iktidar değiştiğinde, aldıkları iş kamulaştırılırsa, yolsuzlukları ortaya çıkarsa..

 

Yine de o yolsuzluk miktarı parayı kasalarına koymak için..

 

Gidip, “siyasi risk sigortası” yaptırmak isteyecekler..

 

O sigorta şirketi de.. Aptal ya..

 

Meral Akşener’in partisinde bol miktarda mevcut olan okuduğunu anlayamayan adamlardan oldukları için..

 

“Ver primini, hemen sigorlatayalım” diyecekler..

 

Uluslararası bir toplantıda bu iddiayı dillendirin..

 

Adamı sopa ile kovalarlar..

 

Bir adam yolsuzluk yapacak..

 

Bir de onu gidip, dünyaya ifşa eder gibi..

 

“Beni sigortalayın” diyecek..

 

Onlar da..

 

“Tabii.. Sigortalayalım” diyecekler..

 

Aracınızı sigorta ettirmek istediğinizde bile..

 

“Geçmiş yıllarda kaza yaptınız mı?”dan başlıyorlar..

 

“Aracı kendiniz mi kullanıyorsunuz” ile devam ediyorlar..

 

Bin bir tane araştırma konusu ile sigorta ediyorlar.. Risk durumuna göre de, primleri yükseltiyorlar..

 

Ama Meral Hanım, araç sigortalatmaktan bile haberi yok ki..

 

“Dünya genelinde bir sigorta şirketine gidip, primi bastırınca, istediğiniz şeyi sigorlatabiliyormuşsunuz” gibi..

 

Ahkam kesiyor..

 

Ben Meral Hanım’a hatırlatayım..

 

O bahsettiğiniz sigorta yapılmış mı, yapılmamış mı bilmem..

 

Benim kanaatim, o ihalelerin hiçbirisinde küçücük bir yolsuzluk kesinlikle yok ama..

 

Aklıma küçük bir ihtimal ile “Acaba” sorusu gelse..

 

Şimdi o işlerin siyasi risk sigortasının yapıldığını öğrendikten sonra..

 

O yolsuzluk ihtimalinin de artık mümkün olmadığına kanaat getiririm..

 

Aptal mı sigorta şirketi, yolsuzluk olan bir işi sigortalasın? Sonra da zarar ödemesi yapsın?

 

Bir başka açıdan da şöyle yaklaşabiliriz:

 

Sigorta şirketi, Türkiye’de Cumhur İttifakı’nın seçim kaybetmeyeceğinin sigortasını yapmış..

 

Ve bunu, dört tane koyun verseniz güdemeyecek Meral Hanım, Türkiye’ye ilan ediyor..

 

Diyor ki: “Duyun ey halkım.. Bizim kazanamayacağımızı, sigorta şirketi bile görmüş, garanti altına almış!”

 

Allah, hiç kimseyi, hırsının esiri durumuna düşürüp, gözlerini kör etmesin!

 

Amin.

Google+ WhatsApp