“Ananı da al git” derken haksız mıymış?

“Ananı da al git” derken haksız mıymış?


Yıllardır dinliyoruz..

 

“Çiftçi şöyle zor durumda, böyle zor durumda..”

 

“Çiftçi battı, traktörü haczedildi..”

 

“Tarım bitti, artık her şeyi ithal eder olduk..”

 

“Buğday ihraç eden ülke idik, şimdi ithal eden ülke olduk..”

 

“Çiftçinin elektrik borcu yüzünden, ürünü tarlada kaldı..”

 

Daha ne mavalllar, ne mavallar..

 

Ve süreç içinde..

 

Başbakan olduğu dönemde, Tayyip Erdoğan’a, topluluk içinde saygısızca çıkışmaya kalkışan, bu ülkede gece-gündüz demeden çalışan bir siyasi iktidara ideolojik gerekçelerle muhalefetini, “Bu çiftçinin hali ne olacak? Anamız ağladı” diyerek dillendiren tiplemeye, verilen cevap şöyle idi: “Ananı da al git!”

 

Yıl 2006 idi.

 

Üzerinden 15 yıl geçmiş.

 

“Ananı da al git” diyen Tayyip Erdoğan, iktidara geldiği 2002’den 2006’ya kadar ve sonrasındaki 15 yıl boyunca..

 

Haftanın 7 günü..

 

Yaz demeden, kış demeden, hafta tatili bilmeden..

 

Geceli gündüzlü çalışmıyor olsa..

 

Ben de itiraz ederim, “Bu nasıl bir söz” derim..

 

Ama karşımızdaki kişi, asgari üç mesai harcadığı halde, çiftçi görüntülü bir kişinin “Bu çiftçinin hali ne olacak, anamız ağladı” lafına muhatap olan bir siyasetçi ise..

 

Kimsenin dolduruşuna da gelmemiz lazım..

 

İşte o dolduruşa gelmeme gerekliliğinin somut verileri..

 

Dün, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli “Mezopotamya Tarım ve Hayvancılık Fuarı”nın açılışında açıkladı..

 

“Son 3 yılda tarımsal destekleri yüzde 65 artışla 24 milyar liraya çıkardık.”

 

Bizim mahallenin mensuplarının bile, kafayı çıkarıp, “Yandaşlara dağıttıysan bize ne? Çiftçiye verileni anlat sen” diyeceğini tahmin edebiliyorum..

 

Bu açıklamayı önemsiyorum..

 

Her şeye itiraz edenlerin memnuniyetsizliklerini atlayıp, tarımsal desteklerden alınan sonuçların verilerine geçiyorum..

 

Bakalım, destek verilmiş de.. O desteğin karşılığı alınmış mı?

 

Pakdemirli açıklıyor:

 

“Tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ilk 10 ülke içindeyiz.”

 

“Tarım bitti” diyenler..

 

“Türkiye’de ekili alan şu kadar daraldı, bu kadar azaldı” diye ter ter tepinenler..

 

Bakın, bu konunun bir numarası, diyor ki:

 

“Avrupa’da birinciyiz.”

 

Haydi siz de çıkın, “Hayır, yalan söylüyorsunuz. Birinci değiliz. Sekizinciyiz, dokuzuncuyuz” deyin..

 

Çiftçinin aidat borcu varmış da..

 

Kooperatif haciz uygulamış da..

 

Bırakın mavalı..

 

Bırakın bireysel olayları..

 

“Tarımsal hasılada, Avrupa’da birinciyiz” deniliyor..

 

Var mı bir itirazınız, söyleyin..

 

Tek veri bu değil..

 

Pakdemirli, Erdoğan’ın 15 yıl önce istismarcılara söylediği “Ananı da al git” sözünde ne kadar haklı olduğunu ispatlayan açıklamasını sürdürüyor:

 

“Toplam bitkisel üretimi 9 milyon ton artışla 126 milyon tona yükselerek Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık.”

 

Bu rakamı açıklarken, Sayın Bakan şu girişi de yapıyor:

 

“Bakanlık olarak verdiğimiz destek ve yaptığımız altyapı yatırımları ile çiftçiyi desteklemeyi sürdürmemiz sayesinde, geçen yıl meteorolojik kuraklık ve küresel ısınmanın etkilerine rağmen sulama alanında hizmete aldıkları yatırımlar sayesinde (..)”

 

Eğer rekor kırılmamış olsa idi.. Ben de itiraz eder, “Destek verdin de.. Hani nerede karşılığı” derdim.

 

“Yatırım yaptınız da, hani nerede üretim” derdim.

 

“Meteorolojik kuraklık var da, sadece Türkiye’ye mi var, diğer ülkeler niye artış sağlıyor da, biz sağlayamıyoruz” derdim.

 

Ama, Bakan Pakdemirli, “Cumhuriyet tarihini rekorunu kırdık” deyince..

 

Benim de gözlerim, tarlada patatesle fotoğraf çektirip, “Patates tarlada kaldı” diyen CHP milletvekillerini arıyor..

 

Patates 7 TL’ye çıkınca, davul zurna çalan, patates 1 TL’ye inince, “Patates tarlada kaldı” diyen, çiftçilerin üzerinden ideolojik militanlıklarını sergileyenleri arıyor..

 

Biz yine Bakan’a dönelim..

 

Birileri ironi malzemesi yapsa da..

 

Ben de meşhur ifadeyi tekrarlayayım:

 

“Bakın burası çok önemli” diyerek Pakdemirli’nin sözlerini aktarayım:

 

“Büyükbaş hayvan varlığı 2020 yılında 18,2 milyon başa yükselerek Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.”

 

Hani tam bu noktada, araya girip sorasım geldi:

 

“Bu büyükbaş varlığımızda, her şeye itiraz eden, her konuda rakamları çarpıtarak yalanlar üretenler de var mı?”

 

“Hayvancılık bitti.. İflas etti.. Eti bile ithal ettikten sonra, bu ülke bitmiştir artık” diyenlerin aksine..

 

Bakın Bakan Pakdemirli, büyükbaş hayvan varlığımızın yanı sıra, küçükbaş hayvan varlığında da, kırılan rekoru nasıl açıklamış:

 

“Küçükbaş hayvan varlığı, son bir yılda yüzde 12 artışla 54,1 milyon başa yükselerek son 30 yılın en yüksek rakamına ulaştı.”

 

Ben iddialı değilim..

 

İtiraz eden var ise, Bakan orada..

 

Hayvanlar da çiftliklerde, meralarda, ahırlarda..

 

Nasreddin Hoca’nın, “Dünyanın merkezi işte tam ayağımın altındaki bu nokta” dediğinde..

 

İtiraz edenlere, “İsterseniz metreyi getirin ölçelim” dediği gibi..

 

Ben de 72,3 milyonluk büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımızı tek tek sayarak ispatlayacak değilim..

 

Varsa itiraz eden, “Bakan yalan söylüyor.. Tavukları da, küçükbaşa ekliyor..” desin..

 

Biz de Bakan’a soralım, “Böyle bir şey yaptınız mı, Bakan Bey?”

 

Birkaç rakam daha vereyim, Türkiye düşmanları çatlasın:

 

“2020 yılında tarım yüzde 4,8 büyüdü.  Tarımsal hasılamız, bir önceki yıla göre yüzde 20 artarak 333,3 milyar liraya yükseldi. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız, 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5 artışla 20,7 milyar dolara ulaştı. Dış ticaret fazlası ise yüzde 9 artışla 5,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.”

 

Şimdi söyleyin, bu rekorları kırdıran Tayyip Erdoğan, “Anamız ağladı” diyen ideolojik kafaya, “Ananı da al git” derken haksız mıymış?

Google+ WhatsApp