Anahtar sizdeyken deliğinden bakar mısınız?..

Anahtar sizdeyken deliğinden bakar mısınız?..


‘Dedikleri kadar var’ diyebiliriz. Özellikle ‘İpek Yolu’ üzerinde en çok atıf yapılan limanlar, Gwadar-Pakistan ve Chabahar-İran arasında özel bir kapının açılmış olmasından daha stratejik pek az şey olabilir. Tam da Biden’lı ABD oyuna girmeye hazırlanırken…

Yeni ‘Rimdan-Gabd’ sınır kapısı, İran’ın güneydoğusundaki Sistan-Belucistan bölgesinde, kritik Chabar limanına sadece 130 km uzaklıkta. Açılmasına İran Dışişleri Bakanı Zarif’in Kasım ayındaki Pakistan ziyaretinde kararı verilmişti.

Trump sonrası bu coğrafyanın ilk domino taşı sayabiliriz. Bu geçidin ardından, İran-Afganistan arasında bir demiryolu inşasına başlanacak. ABD’nin Afganistan’dan çekilmek üzere olduğunu söyleyen haberlerle birleştirildiğinde, Tahran’ın Doğu yönünde damar açma girişimi denebilir. Ancak fazlası var. Türkiye’nin yüklerini Çin’e yeni boşaltan tren de anımsanmalı…

Pakistan’a ilişkin kıymetli haberlerden biri de, yazmıştık, S. Arabistan’a ödemesi gereken 2,5 milyar dolarlık borcun hallice bölümünü Çin’in çıkarıp vermesiydi. Riyad’ın suratına çarpılan bir başka kapı diyebiliriz…

***

Riyad demişken…

Aynı parlaklıkta göz almasa da, Rusya-S. Arabistan ilişkilerinde de hareketlilik var…

İki ülke ortak bir yol haritası çıkarmaya çalışıyorlar. Bunun bir nedeni, Biden yönetiminin S. Arabistan’la arasının Trump dönemindeki sıcaklığı kaybedeceği kabulüne yaslanıyor. Yanlış değil. Riyad, sadece bölgesel denklemdeki yerinin erimesinden değil, tahtın sallanmasından da kaygılı. Türkiye ile ilişkilerini toparlama gayretlerinden biri olarak da bu gösterilmişti.

İkinci neden petrol. Geçtiğimiz Cumartesi, iki ülke üst düzey yöneticileri bir araya geldiler ve ticari-ekonomik işbirliği konusunda plan yaptılar. Hazır, bir kaç ay içinde imzalanacak. Moskova-Riyad ticareti son yıl zaten yüzde 60 büyümüştü!

İlişkilerin hareketlenmesinde ABD-Arabistan yeni dönem ilişkilerinin enerji/petrol boyutuyla bağlantısı açık. Biden’ın petrolle ilgili planları belli ki bu ilişkiyi besliyor!..

Oysa iki ülke arasında petrol fiyatları yüzünden yaşanan çatışma daha bu yılın başında devam ediyordu. Salgın talepleri düşürdü ve fiyatları inceltti. Uluslararası Enerji Ajansı da 2021 için talep tahminini düşürdü. İkisinin de ekmek kapısı petrol üzerinde uzlaşı arayışları normal. Şüphe yok ki, ana tüketici Çin de bu toplantılarda masaya yatırılmış olmalı.

Yani hem siyasi hem ekonomik ve dahi enerjik sonuçları olacak bir yakınlaşma bu. Üstelik kısa süre içinde. Veliaht prensin, ABD’den gelecek bir iç darbeyi önlemede Ruslardan koruma isteyip istemeyeceği de ayrı konu.

***

ABD’nin Ortadoğu politikalarında kimi taşları oynatacağı gerçeği, bunların başında İran ve Arabistan özelinde atacağı veya duracağı adımlar, Azerbaycan-Ermenistan savaşının finaliyle birleştiğinde, Körfez Bölgesi ve Irak özelinde farklı etkiler yaratacak. Bunlardan biri, Körfez Ülkeleri-Katar ilişkisi. Huzursuzluğun sona erdirilmesi hatta resmî anlaşma/ilan üzerinde çalışıldığı biliniyor. Bu işten mutsuz ülkeler ise İsrail ve BAE.

Katar krizinin sona erdirilmesi için kimi körfez ülkelerinin girişimleri, hatta ABD’nin desteği, İsrail ve BAE tarafından sabote edilmeye çalışılıyor. (BAE, Suudi Kralı’nın korkusundan artık sessiz kalacak.)

Somut olay, bir İsrail istihbarat şirketinin ürettiği casus yazılımın, S. Arabistan ve BAE tarafından, Katar’ın neredeyse stratejik bir güce sahip El Cezire’ye, buradaki üç düzine gazeteciye saldırı için kullanılması.

Anımsayalım, Riyad ve BAE’nin, Katar’a yönelik ablukanın kalkması için öne sürdükleri 13 şarttan biri El Cezire’nin faaliyetlerine son verilmesiydi. Belli ki bu şartları yutabilecekleri lokmalara küçültmeye çalışıyorlar. Bir tanesi de Türkiye’nin Katar’daki üssünün kapatılmasıydı. Tabii bu olmayacak!..

Körfez-Katar ilişkilerinin de görüşüleceği Körfez İşbirliği Konseyi öncesinde kriz masaya nasıl yansıyacak göreceğiz.

***

Bölgenin ve küresel kümelerin ortak elemanı olup, aklı karışık ülkelerden biri de Hindistan. İki sebepten; bir, ABD’nin tehdit sıralamasında Rusya’yı öne alıp Çin’i ertelemesinin değerini düşüreceğini kestiriyor. İki, Afganistan-Pakistan-İran-Körfez’de politika yürütmenin boy aşacağını düşünüyor. Bir yandan da buna mecbur…

S. Arabistan ve BAE ile ilişki kurmayı başardı Hindistan. Donanması Körfez güvenliğine katkıda bulunuyor. Ancak Yeni Delhi’de bunu yanlış anlayanlar mevcut. Körfez ülkelerine güvenlik sunmaya aday olabileceğini düşünmek başa iş getirebilir. Sadece iki ülke değil, Körfez’in tüm ülkelerinin sahibi var. Hele İngiltere’nin iki taraftaki derinliği düşünüldüğünde!

Hindistan’ın aklını karıştıran S. Arabistan’ın ezeli rakibi Pakistan karşısındaki yeni pozisyonu. Buradan iş çıkmaz. Eğer Hindistan Amerika’yı Çin sahnesine döndürmek istiyorsa, belki yukarıda bahsettiğimiz Rusya-Arabistan ilişkisine bakmalı!

***

Hindistan o cüsseye rağmen hâlâ ‘süper lig’e yükselemiyor. Esasında oyun kalitesi de o kalibrede değil. Oysa Biden dönemi, ülkeyi tüm sınırlarında tercihler yapmak zorunda bırakacak ve hepsi bir tarafa yatmakla kurtarılacak gibi değil…

İran-Afganistan-Pakistan hattı ve Ortadoğu-Körfez bölgesi bir “geçiş” döneminin eşliğinde. Hindistan burayla ilişkilerini stratejik boyuta taşımayı hedeflerse yanlış yapar.

Peki hedefliyor mu?

Rusya’nın ardından Hindistan Genelkurmay Başkanı geçtiğimiz hafta S. Arabistan’daydı. Hindistan ordusu komutanının bu ülkeye ilk ziyaretiydi. Riyad misafirini ağırladı ama Savunma Bakanı hatta yardımcısını bile görüşmeye sokmadı. İki kuvvet komutanını yeterli gördü.

Dış politika Batı mahreçli haberlere yaslandığından Doğu’dan gelişmelere pek yüz/yer verilmez bizde. Anahtar deliğinden de olsa bir bakış atalım istedik…

Google+ WhatsApp