Amerika Rusya’yı mı kuşatıyor yoksa dünya Amerika’yı mı?

Amerika Rusya’yı mı kuşatıyor yoksa dünya Amerika’yı mı?


Ona da şükür, bizim matbuat ile TV ekranları, savaşın getirdiği rating dalgasına binebilmek için Batı’nın sözde dönüşünü kutsayan müstevli ağızları yavaşça kesmeye başladılar ve nispeten, ‘ABD’nin kayığına mı bindik acaba’ utancıyla-yine yavaşça-rota düzeltmeleri yapıyorlar. Ama ‘vasatlar’ yine ekranlarda ve dahi, ‘Diriliş NATO’ manşetleri atılabiliyor…

 

Bu yüzden…

 

Biden’ın, ‘ABD döndü’ ilanıyla başlayıp, ‘Batı ittifakının’ konsolidasyonu hedefiyle Ukrayna-Rusya savaşına evrilen süreci hep Batı’dan izliyoruz. Üzerine de yine zehirli Batı enformasyonu Türkiye’ye boca edildiğinden, ‘Rusya yeniliyor, Batı kazanıyor’ mayınına basıp, asıl, dünya ABD’yi nasıl kuşatıyor sorusunu akla bile getir(e)miyoruz.

 

Oysa bu gezegenin başka halkları, devletleri de var…

 

Dünya başkentleri, yaşanan garabetin farkında. Batı söylemlerinin dışındalar, yaptırım uygulamak bir yana Rusya’yı, ardından Çin’i şeytanlaştırmayı reddediyorlar. Çoğunluk, ABD ile Rusya arasında taraf tutmaktan kaçınıyor. Kaldı ki, Türkiye de bu geniş kümeye dâhil…

 

GIDA VE ENERJİ KITLIĞI KORKUSUNU KİM YARATIYOR?..

 

Dünyanın en büyük Batı örgütleri herkesin gözü önünde, bir günde dört zirve yaptılar. NATO, G7, ABD-AB ve AB Liderler Zirvesi…

 

Sonuç?.. Sıfır. Hiç. Siz Moskova’da oturuyor olsanız, buradan ne mesaj alırdınız?..

 

NATO aile fotoğrafına Alman Şansölyesi Scholz katılmadı. Resmî açıklamaya bakarsanız, ‘geç kalmış’! Garip bir durum ama anlamlandırabiliyoruz. Bu tür toplantıların aile fotoğrafları hep sembolizm içerir. Alfabetik sıraya göre ülke liderlerinin dizildiği biline biline, nerede durduklarına, kim kiminle nasıl iletişim kurduya, hep bakılır. ‘Yetişemedim’ diye mazeret mi olur? Tabii ki öyle değil…

 

Zirve sonrası basın toplantısı yapan ABD Başkanı, gıda güvenliğinden, yani kıtlıktan ve bağlı olarak ‘tedarik zincirinden’ bahsetti. Ürperme hissettiniz mi? Bu açıklamadan sadece saatler önce Ukrayna Tarım Bakanı istifa ediyor. Nasıl, niye diye sormayacak mıyız?..

 

Başkan Biden konuşmasında, ‘enerji ve gıda güvenliği üzerinde çalışıyoruz’ demedi mi? Enerji, Almanya ile konuşuldu bir gün önce, gıda konuşmalarının biri de Ukrayna ile yapıldı. Bu işte…

 

Aynı zirveler içinde, AB, ‘stratejik pusulasını’ ilan ediyor ve kendisine ait güvenlik mimarisi arayışını liderlerinin imzasına açıyor. Kendilerine sorarsanız, yeni ordu veya NATO’ya alternatif inşa etmiyorlar. Ama bir şey söylüyorlar işte! O şey, kimin sağladığı güvenlikten mutsuz ki, arayış içine giriyor…

 

Bunların sebep-sonuç ilişkilerini kurabiliyoruz ve ortaya çıkan aile dışı resim, gayet tehlikeli işaretler olarak önümüze geliyor. Ama daha açık, elle tutulur reaksiyonlar var yerküre üzerinde…

 

BATI’NIN NE DEDİĞİNİ BİLİYORUZ, DÜNYA NE ANLADI?..

 

Buyrun; tam 57 ülkeli İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları toplantısı yapıldı Pakistan’da. Ve yayınlanan İslamabad Deklerasyonu, Rusya’ya yönelik yaptırımları onaylamayı reddetti!..

 

Bu kadar ülkenin duruşunun nedeni, anlamı, değeri yok mu?..

 

Kilit çözer altın anahtar ilişkilerden biri de Çin ve Hindistan arasında yaşanıyor. Çin Dışişleri Bakanı Pakistan’daki İİT Zirvesi’ne katıldı, şaşırtıcı ve takip edilmesi muhakkak gerekiyor, tamam.. Ama Yeni Delhi’de Hindistan-Çin Dışişleri Bakanları’nın buluşacağı haberi herhalde, aklımızı, gözümüzü Washington ve Brüksel’den biraz olsun ayırmamızı hak etmiyor mu? Bu kadar mı rehin alındık?..

 

Bir tane Afrika ülkesi bile Batı’nın yanında yer almadı. Orta Asya’da kimse kımıldamadı. Güney Asya? Yine yok. Ne Malezya’dan bir ses var ne Vietnam’dan. ASEAN ülkelerinden de ABD’ye yakın tık yok…

 

Bugüne kadar ABD’nin kuklası sayılan Suudi Arabistan ve kimi Körfez ülkelerinde de durum aynı. Katar, İran, BEA, son 10 gün içinde Moskova’ya gitti. İsrail’in pozisyonu dahi tartışılıyor.

 

Sık ve erken yazdık, bir evvel de tekrarladık, Çin’i tahlil eden analizlere kulak asmayın. Çin-ABD ilişkileri, Pekin’in de Washington’un üzerine gittiğini gösteriyor.

 

Nihayet.. Herkes yaşananların, sadece Amerika’nın çıkarları için Avrupa ve dünyayı arkasından sürüklemek olduğunu görüyor. Hepsi bu…

 

SESSİZLERİN KARŞILIĞI…

 

Ukrayna’da savaş ne kadar daha sürer göreceğiz. Fakat bu aşamada artık, bizzat ABD’nin, ABD politikalarını nasıl gördüğü merakını da masaya getirmeliyiz…

 

Çünkü olası kırılma anı yaklaşıyor; Amerikan ara seçimleri, Senato ve Temsilciler Meclisi’nden oluşan Amerikan Kongresi’ndeki sandalye dağılımını tazeleyecek ve Beyaz Saray’ın iktidarını değilse bile muktedirliğini belirleyecek…

 

Bizzat Amerikan kaynaklarına, medya ve anketlere, siyasi uzmanlar ile kanaat önderlerine bakarsanız Biden kaybedecek. Bu, onların fikri. Öyle görünüyor. Bu halde, Ukrayna savaşının sürmesi, Rusya’nın durdurulamaması, transatlantik konsolidasyonun-tüm aksi söylemlere rağmen-sağlanamaması, iç politikada Washington yönetiminin önüne nasıl bir kısa vadeli senaryo getiriyor? İşe yarıyor mu yoksa zarar mı veriyor?..

 

Sonuç; Perşembe günü yaşanan ‘tarihi’ zirveler silsilesinden hiçbir şey çıkmadı. Batı’yı bir arada gördük. Ama bir olmadıklarını biliyoruz. Kendileri de biliyor. Üstelik izleyenler, yani dünyanın geri kalan çoğunluğu da toplantılardan çıkanların hayatın akışında karşılığı olmadığını biliyorlar…

 

Bu bir kuşatma. Doları, orduları, ittifakları yok. Ama kuşatma…

Google+ WhatsApp