Altılı…

Altılı…


Azerbaycan’ın büyük kahramanlıklar ve fedakârlıklarla taçlandırılmış zaferini kutlamak için Bakü’ye giden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın coğrafi konumu, Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nde Türkiye’ye yaptırımların konuşulduğu eş zamanlı toplantıya mesaj içeriyordu. Sadece AB’ye değil ABD’ye de…

Çünkü yine aynı saatlerde Washington’da Türkiye’ye getirilecek yaptırımlar üzerine karar alınıyordu. Perşembe akşam saatlerinde bu yaptırımların ‘hazır olduğu, her an duyurabileceği’ haberleri yayılıyordu.

Türkiye Cumhurbaşkanı ise ‘kardeşim’ diye hitap ettiği İlham Aliyev’le birlikte şu cümleleri kuruyordu…

“Rusya Devlet Başkanı Putin’in de kabul ettiği bir altılı platform vardı. Neydi o platform? Rusya-Türkiye-Azerbaycan-İran-Gürcistan ve uyarlarsa Ermenistan da bu platformun içerisinde yer alabilir. Böylece altılı platformda bir bölgesel barış tesis edelim dendi. Şimdi bölgesel barışın bu bölgedeki ülkelere getireceği yükler vardı. Bu ülkelerin altyapı, üstyapı, siyasi, bunun yanın da diplomatik birçok yüklediği görevler vardı. Bugün de yine kardeşime söyledim. Eğer bu konuda olumlu adım atıldığı taktirde biz de kapalı olan kapılarımızı açarız. Yeter ki bu olumlu adımlar atılmış olsun. ‘Kapılarımızı Ermenistan’a kapatalım’ diye bir derdimiz yok. Çünkü biz barışın adımlarını atmak istiyoruz. Bizim Ermenistan halkına bir kinimiz yok. Sıkıntı Ermenistan’ın yönetimiyledir”…

Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev de konuşmasında bu davet ve perspektife destek verdi…

Bu bir davet. Ama ondan önce yeni bir jeopolitika sunumu…

***

Dünyanın herhangi bir yerinde ama özellikle bu bölgede böylesi platform inşası için teklifte/girişimde bulunduğunuzda, ‘dışarıdakiler’ refleks olarak bazı soruların yanıtlarını merak ederler…

“Bu platform kime karşı ya da bu platform kime yakın”?..

Batı, ABD ve Avrupa, bu platformu kendi menfaatlerine/hedeflerine uygun mu yoksa karşıt mı görür? Çin bu platformu kendisine yakın mı yoksa uzak mı görür?..

Kabul etmek lazım ki, Azerbaycan halkı ve ordusunun 44 günlük zafer koşusu, yeni jeopolitik fırsatlar ve riskler sahnesi kurdu. Kuşbakışı zaviyeden baktığınızda Hazar/Kafkasya’da ortaya çıkan zemin, ABD ve Batı’nın bir kısmının bölgeden iteklenmesi, temizlenmesi olarak da okunabilir…

Bu platformun hayata geçirilmesinde kimi zorluklar görenlerin ilk itiraz noktası, Rusya’nın Ermenistan başta, bölgedeki geleneksel ve yerleşik pozisyonunun buna izin vermeyeceği iddiasıdır…

Buna kolay cevap, Rusya’nın da bu platforma-Bakü-Erivan çatışmasının öncesinden başlayarak sıcak baktığına ilişkin açıklamalardır. Zorlayıcı cevap ise, Rusya’nın arka bahçe politikasının değişmez olduğu ve her türlü stratejik şart değişikliğinde dahi sabit kalacağı kabulünü düşünmeye çağrıdır.

***

Biden’lı ABD ve dünyada, Washington’un tehdit sıralamasında Çin ve Rusya’nın oluşturduğu bir ve iki numaralı sıranın yer değiştirdiğini, ‘sırası’ geldiğinde Çin ama önce Rusya olduğunu işaret ediyor. BM Genel Kurulu’nun geçtiğimiz hafta içinde aldığı, ‘Rusya Kırım’dan çekilsin’ kararından NATO’nun bu rotaya doğru tazeleneceğine ilişkin kimi reform paketlerine kadar seri gelişmeler, bu politikanın yaklaşmakta olduğunu işaret ediyor.

Putin’in ülkesinin küresel siyasetteki yerini belirlerken aklından hiç çıkarmadığı travmayı hatırlamamız gerekiyor; 1989’dan başlayarak 90’lı yılların tamamında ve 2000’li yıllara da sirayet ederek gelişen, ön ve arka bahçesini oluşturan ülkelerin, ABD ile Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla sıkıştığı el hilafına tek tek kaybedildiği gerçeğidir bu. Şimdi Kremlin, Biden’lı dönemde tarihin tekerrür edeceğinden şiddetle kaygı duyuyor. Kafkasya/Hazar coğrafyasının da bu planın ana cephelerinden biri olarak sistematik ataklara uğrayacağını düşünüyor…

Çin’in yol ve kuşaklarının ana güzergahını da oluşturan bu hattın hem Washington’un hem Pekin’in müdahalelerine ‘karşı ya da katkı’ için ‘check point’ olduğunu da herkes görüyor…

Yani bölgesel stratejik şartlar değişiyor! Bu konjonktür içinde ve dahi kendi kontrolünde olsun için bölgesel denklemlerin inşası adına adım atmak Rusya’ya bu kadar uzak mı? Ermenistan liderliğinin Batı’ya hatta NATO’ya katılma ihtimaline karşı cezalandırılması adına, Türkiye ve Azerbaycan’ın haklı davasına destek çıkması ne demekti ki zaten?..

Rusya-Türkiye-Azerbaycan arasında bir ittifak var mıdır yok mudur bilinmez ama öyle ise, bölgede hangi güç bu ağırlığa dayanabilir?..

Kaldı ki, Çin, İran, Pakistan hatta bölgede büyük yatırımları bulunan İngiltere’nin nerede duracağı da belli değilken. Orta Asya’yı tutan ve ucu Çin’e açılan konumlarıyla bağımsızlığını kazanmış, Rusya ve Türkiye ilişkileri gelişkin Cumhuriyetler’in meseleye tam nasıl baktıklarının ortaya çıkmadığı da unutulmamalı…

Gürcistan da bu platforma uyumlu mudur, itiraz etmez mi belli değildir ve ‘zorluklar listesine’ ekleseniz de, asıl mesele bu altılı elin bölgesel/mikro okumalarla izah edilemeyeceğidir. İş, ortaya çıkan bu yeni zemini “küresel güç rekabetindeki” yeriyle tahlil etmektir.

Çin-ABD ilişkileri bağlamında yeni platform nereye oturuyor? Rusya-ABD ilişkileri kapsamında yeni platform nereye oturuyor?.. Şimdiden İsrail gölgesinin izlendiği platformda, Ortadoğu, Körfez, Hindistan-Pakistan-Afganistan nereye oturuyor?..

Zor sorular bunlar ama Türkiye çözümlerine gönüllüdür…

Google+ WhatsApp