AK Parti’ye oylar, haram olsun!

AK Parti’ye oylar, haram olsun!


Bu ülkeye ihanet edenlerden hesap sorulmayacak ise..

 

Alınlarının teri ile seçim kazanamayacaklarını anlayınca darbe tehdidi ile karşımıza çıkanlardan hesap sorulmayacak ise, AK Parti’ye verilen oylar haram olsun..

 

Siyasi çıkarlar uğruna, bu ülkenin insanlarının sağlığı üzerinden tedirginlikler üretip “550 ilaç bulunamıyor” açıklamaları yapan eczacıların meslek odalarından, onların bu açıklamalarını manşetlerine yerleştiren gazetecilerden hesap sorulmayacak ise, AK Parti’ye verilen oylar, haram olsun..

 

Düşünün..

 

Sıradan bir rahatsızlığınız bile olsa..

 

Doktor size ısrarla tembihlemiş: “Sakın ha sakın.. İlacınızı aksatmayın.. Çok tehlikeli..”

 

Ve siz..

 

Eczanelerde 550 ilacın bulunamadığını, yakında eczanelerin kepenk kapatacağını gazetelerden okuyorsunuz.

 

Bırakın o ilacı bizzat kullanan hastaları..

 

O hastaların yakınları bile, bu tedirginlikten dolayı, bu stresten dolayı hasta olmaz mı?

 

Bu ahlaksızlığı yaptılar, bu yalanlarla insanların sağlıklarını tehlikeyle attılar..

 

Bunlardan hesap sorulmayacak ise, AK parti niye iktidarda?

 

Gün geldi, ilaç fabrikatörlerinin sözcülüğüne soyundular..

 

“Piyasada bulunmayan ilaçların sebebi, fiyatına yapılmak istenen zammın kabul edilmemesi” dediler..

 

Dar gelirlileri düşünüyor numarasına yatan, işçi haklarını savunduğunu iddia eden, emekçiden yana olduğunu savunan gazeteler bile, bu manşetlerle çıktılar..

 

Bu emek istismarcılarından hesap sorulmayacak mı?

 

Gün geldi, ABD’nin ilaç baronlarının paralarını daha hızlı tahsil etmesi amacı ile, büyükelçileri terbiyesizce, küstahça bir açıklama yaptı; “İlaç vermekten vazgeçilme” tehdidinde bulundu..

 

O büyükelçi ile birlikte..

 

O büyükelçinin borazanlığını yapan, yerli olduğu iddiasındaki, bu ülkede çıkan gazetelerin yöneticilerinden hesap sorulmayacak mı?

 

“Siz, ABD’nin ilaç baronlarının avukatı mısınız? Onların sözcüsü müsünüz? Ticari bir konunun taraflarından birisi Türkiye iken, siz niye ABD’nin sözcülüğüne soyundunuz” diye.. 

 

84 milyona ihanet eden bu ahlaksızca tavrı sergileyen gazetelerden, televizyonlardan, internet sitelerinden hesap sorulmayacak mı?

 

İlaç yalanları ile yetinmediler..

 

Aşı konusunda da, bu ülkeye ihanet ettiler..

 

Henüz korona aşısı üretilmediği dönemde, “2 milyon grip aşısı bağlantısı hazırdı, Türkiye geç kaldı, alamadı. Bu kış toplu ölümlere hazır olun” yalanları ile karşımıza çıktılar..

 

Yanlış okumadınız..

 

Şu an 24 milyon doz korona aşısı yapmış bu ülkeyi, daha şunun şurasında 6 ay önceki açıklamaları ile, “Geç kaldınız. 2 milyon doz grip aşısını alamadınız. İlkbahara kadar yüz binlerce ölüme hazır olun” diye karaladılar..

 

Evet, uydurmuyorum..

 

Yandaşlık falan yapmıyorum..

 

Türk Tabipleri Birliği’nin yetkililerinin bire bir açıklamalarından size aktarıyorum..

 

“Bu ülkenin siyasetçilerine, bu ihaneti yaptılar” demiyorum..

 

“Siyasetçidir, katlansın” diyebilirler..

 

Ama, bu ülkenin insanlarını, “Grip aşısı bile alamadık” telaşına düşürdüler..

 

O tedirginliği yaşattılar, bu ülkenin insanlarına..

 

Dönem dönem çıkardıkları, “Yoğun bakım hasta yatakları tamamen doldu. İnsanlar hastanelerden geri çevriliyor” yalanlarını hiç hatırlatmıyorum bile..

 

Ve son olarak da..

 

Çin’den aldığımız Sinovac aşısı ile ilgili, kıldan tüyden isnatlarla, “Fiyatını açıklayın. Kaç doz geldi, söyleyin. Bağış yapılan aşı, niye gümrükte başka şekilde tanımlandı” ahlaksızca saldırıları ile, Türkiye’nin Çin ile ilişkisini bile bozmak istediler..

 

ABD ürettiği aşının milimini bile size vermiyor..

 

Almanya’dan bir miktar sonradan alındı..

 

Rusya, henüz kendisine yetecek kadar ürettiği dönemde idik..

 

En güçlü şekilde, Çin’den aşılar gelirken, CHP’li Murat Emir çıktı sahneye..

 

“1 milyon aşı bağış olarak gelmiş olması lazım. Buna para niye ödendi?” algısı yaptı..

 

“ABD’nin, parası ile bile, kimseye aşı satmadığı bir dönemde, Çin Türkiye’ye niye bedava aşı versin” dedik..

 

Dinletemedik..

 

“Çin tarafından veya Türkiye tarafından, ‘1 milyon aşıyı da bağış şeklinde aldık/yolladık’ şeklinde bir küçücük açıklama var mı, ki, bu isnatta bulunuyorsunuz” dedik.

 

Dinletemedik..

 

Sonuçta.. Çin tarafı da..

 

“Hem size ucuza aşı satacağız. Hem de sabahtan akşama kadar sizin muhalefetin savurduğu iftiraları yüzünden ticaretimiz baltalanacak” diyerek, yollayacakları aşı miktarında birazcık gecikme olunca..

 

Yine aynı ekip, “Aşıda yavaşlama.. Bu hızla aşılama 1 yılda bitmez” naraları ile karşımıza çıktılar.

 

Dün itibari ile Sağlık Bakanı, yaşanan ihaneti açıkladı..

 

Bakanlık sorumluluğu altında, mümkün olduğu nispette nezaketle anlattı ama..

 

“Başaramadılar” dedi ama..

 

Yapılan algı operasyonunun, Çin’den gelecek aşı miktarını etkilediğini de, hatırlatmış oldu..

 

Neyse ki..

 

Rus aşısı devreye girdi..

 

Yerli aşı ile ilgili tarihler verilmeye başlardı..

 

Bu ülke insanının ümidini kırmak isteyenlerin hepsi, rezil oldular..

 

Parası ile alınacak aşı ise, alternatif ülkeleri ile birlikte hepsi denendi, hepsi çalışıldı, ülke aşısız bırakılmadı..

 

Bir yandan da..

 

Esas olması gereken yapıldı.

 

Yerli aşı için tüm gayretler seferber edildi..

 

Şimdi geldiğimiz noktada..

 

Türkiye ayakta kalmak için direnirken..

 

Ayağına çelme takmaya çalışanlardan..

 

Türkiye’yi devirmek için tekme üzerine tekme atanlardan..

 

Bin bir yalan ve iftira ile gerçekleri çarpıtanlardan..

 

Bile bile yalan söyleyenlerden..

 

Belki şu korona ile yoğun mücadele günlerinde olmayabilir ama..

 

Şu günler geçtikten sonra..

 

Tüm bu ihanete imza atanlardan hesap sorulmayacak ise..

 

AK Parti’ye oylar haram olsun..

 

Bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına, o üzüntüleri yaşatanlardan hesap sorulmazsa..

 

“Biz onlara rağmen, ülkemiz insanını o tehlikelerden koruduk. Bu yetmez mi?” denilerek, bu hainlerin hesap vermesi sağlanmazsa..

 

Bu hainler cesaretlendirilmiş olacaktır..

 

Bir başka zayıf durumumuzda, yine bunların bizi arkadan hançerlememeleri için.. Hepsinden hesap sorulması, kaçınılmazdır..

Google+ WhatsApp