Ah rahmetli Karakaya!

Ah rahmetli Karakaya!


Rahmetli Karakaya ile ilgili olarak vefatından hemen sonra onun hakkında yazdığım yazıda; onun ile ilgili bir hatıramı anlatmıştım: Karakaya hep mutfakta oldu, ben daha çok yazarlık yaptım. O, zor günlerde her gün gelen yüzlerce haberle boğuşurdu. Yaşadıklarına isyan ederdi. Özellikle dindarlara yönelik tehditler ve hakaretler karşısında dik durdu, meydan okudu, eğilmedi.. Öfkesi, duyduğu acıya denk bir isyandı aslında. İsyanını bastırıp çıdam olmayı seçmedi. Daha sakin olmaz mısın diye sorduğumda, bana bir şeyhin öfkeli bir adamı mürit edinmesini ve onu sakinleştirmek için ağzına bakla almasını öğütlediğini, ama bir gün yaşadığı olaylar karşısında müridine ‘çıkar artık şu ağzındaki baklayı’ dediğini anlatırdı. Geçen gün bir dostla karşılaştım. O küfreden biri değil. Ben zaten bu konuda hassasiyet gösteren biriyim.. Son zamanlarda yaşananlardan söz ederken baktım çok ağır konuşuyor, isyan ediyor, lanet ediyor, çevresinde yaşanan birtakım olaylar sebebi ile birilerine. Ne yapıyorsun dedim, “artık dayanamıyorum” dedi. Bir yandan Ramazan, bir yandan CoVID diye başımıza bela edilen bir fitne, o da yetmedi Mescid-i Aksa’da, Kudüs’te, Gazze’de yaşananlar, bir de kapanma, bayrama doğru bütün bu olanlar, hepsi üst üste gelince, insanlar çıldırma noktasına geldi.

 

Geçen gün (15.5.2021) Sabah’ta Melih Altınok’un “Ey Türk Tabipleri Birliği!” başlıklı bir yazısı vardı. Şöyle diyordu: Bugüne kadar Türkiye’de koronadan öldüğü açıklanan 44 bin kişi var. İlk vakanın açıklandığı günden bu yana 14 ay geçtiğine göre, hastalığa bağlı aylık ortalama 3100 kişi hayatını kaybetmiş. Bu da günde 104 kişi demek. İl başına 1.3 ölü düşüyor. Hesap ortada. Peki bu işlemden çıkan tek kelimelik sonucun ‘pandemi’ olması garip değil mi? 84 milyonluk Türkiye’de her ilden günde bir kişinin öldüğü bir sürece salgın denir mi? Denirse, pandeminin olmadığı 2019 yılında niçin ülkeyi kapatmayı teklif etmemişler mesela? Zira TÜİK verilerine göre o yıl grip vb. üst solunum yolu hastalıklarına bağlı ölümlerin sayısı 56 binmiş. Bir de şahsi sorum var tabiplerimize. Yılda 100 bine yakın vatandaşımızı kanserden kaybediyoruz. Günde her ilimizde yaklaşık dört kişi kanserden ölüyor. Madem hastalıkları sıfırlamak gibi nafile bir çabanın içine girdiler. O halde insanların kirli şehir havasıyla, lokantalardaki, marketlerdeki kanserojen gıdalarla vs. temasını kesmek için de bir tam kapanma önerileri var mı?” Evet biz bunu işin başından beri söylüyoruz. Bunu ne TTB’ye, ne mediamıza, ne Sağlık Bakanlığına, ne İçişleri Bakanlığımıza, ne Beştepe’ye anlatamadık. Şu 4 işlemle çözülecek problemi bilim kurulu dahil iktidar ve muhalefet partileri ile politikacılar, bürokratlar, akademi, STK, media çözemedi. Yazıklar olsun. Melih meslektaşım teşekkür ederim.

 

Dünyada bugün 851.816.925 kişi aç. İnsanlar açlıktan ölüyor, kimin umurunda. CoVID bahanesi ile aşı, ilaç, hastahane gideri olarak harcanan bir aylık para ile acından ölen insanların bir yıllık ihtiyacı karşılanabilirdi. Ölüm sebebi ortadan kaldırılacak aç insanların sayısı CoVID yalanı ile hakkında ölüm istatistiği yapılanlardan 40 kat fazla olurdu.

 

Dünyada 1.710.236.651 kişi aşırı kilolu. Bunların aşırı tüketimi ve israf ettikleri gıda, dünyadaki tüm açları doyurmaya yeterdi. Bugün dünyada 782.848.961 obez insan var. Dünya sağlık örgütü onlar için ne yapıyor. Margarin, ya da şeker, ya da sağlıksız gıdalara karşı bir kampanyası var mı! Bill’in adamları niye suspuslar bu konuda. Bugün açlıktan ölen insan sayısı 29.858 kişi. Bu yıl kanserin sebep olduğu ölüm sayısını biliyor musunuz, tam 3.036.776 kişi. 42.765.000 kişi HIV virüsü taşıyor ve bu yıl AIDS’ten ölen insan sayısı ise 621.586 kişi. Bakın bu yıl bütün bulaşıcı hastalıklardan ölen insan sayısı 4.792.640. Bu yıl 5 yaşından küçük çocuk ölümü 2.806.186 kişi. Sıkı durun bu yıl düşük yapan çocuk sayısı 15.733.898 kişi. Bu yıl sigaranın sebep olduğu ölüm sayısı 1.845.568. Alkolden ölüm 923.366 kişi. Yıllık intihar 395.895. Trafikte can kaybı 498.363. Bir de şu rakama göz atın, 147.692.294.489 dolar. CoVID’den tüm dünyada ölen insan sayısı 3.36 milyon. USA (330 milyon):599.317, Hindistan (1.5 milyar):268.521, Brezilya (211 milyon):432.785,Fransa (65 milyon):107.423, Türkiye (84 milyon):44.301, Rusya (150 milyon):115.480, İngiltere (70 milyon): 127.675, İtalya (60 milyon): 124.063, İspanya (47 milyon):79.339, Almanya (84 milyon):86.564, 97. sırada 1.5 milyarlık Çin’in bugüne kadar açıkladığı vaka sayısı 90.829, iyileşen 85.914, vefat 4636. DSÖ onaylı yalan! CoVID ile ilgili maske, mesafe, aşı, ilaç, PCR, hepsi bu veri kadar yalan! Her işleri yalan. Çin sayısal kayıpları itibarı ile 97. Sırada. Çin ile ilgili rakamların eyaletlere göre dağılımı şöyle: Zhejiang vaka:1347. İyileşen:1324 Ölüm:1. Heilongjiang Vaka sayısı:1610. İyileşen:1597. Ölüm:13 Şanghay Vaka sayısı:2.029 İyileşen:1967. Ölüm:7. Guangdong: vaka sayısı:2387. İyileşen:2331. Ölüm:8. Hubei:Vaka sayısı:688.159. İyileşen:63 640. Ölüm:4512. 

 

Çin’de aşılanan insan sayısı %9. Ülke genelinde ne maske, ne mesafe, ne de bir kısıtlama yok! Kimi kandırıyorsunuz. Bu verilere inanan ahmaktır. Çin’de normalde bir ayda gribten ölen bu sayıdan daha fazladır. Bu yalanı görmeyen DSÖ bu yalanın suç ortağıdır. DSÖ’nün yalanları karşısında susan siyasetçi, bürokrat, akademi, STK, media, işadamı bu cinayetin suç ortağıdır! İşte bu gerçekler karşısında birileri dilinin altındaki baklayı çıkarıyor ve o küfürden Bill’in adamları da nasibini alıyor. Çünkü bize yalan söylediniz. Evet ya-lan-söy-le-di-niz! Bizi kandırdınız. Bize kaba davrandınız, bizi eve hapsettiniz. Siz, DSÖ, FDA ve Bill’in adamlarını bize tercih ettiniz. Onların yalanlarını acımasızca bize dayattınız. Sinovac’ın kutusunun üzerinde ne yazıyor baktınız mı: SARS-CoV-2 yazıyor. CoVID-19 deseler, Trump bundan Çin’i sorumlu tutuyor. Çin, CoVID aşısı diye, bize SARS bahanesi ile ürettiği aşısını kakalıyor. Bizimle daha fazla dalga geçmeyin ne olur!. Şu turizm maskesi projesinde imzası olan herkese aslında 1 ay süre ile alemi ibret olsun diye, sabahtan akşama o maskeyi takma cezası vermek gerek. Bu işin hesaplaşması ve cezası bu dünyada bitmeyecek. 

 

Haberlere bakar mısınız: “Kapanmanın olduğu İstanbul’da 130 PCR testi yapan laboratuvar, ortalama günde 483 kişiye PCR test yapmış o da bir günde toplam 62.790 kişi x 17 günde toplam 1.067.430 kişi PCR test yapmış oluyor. Dikkat çekmek istiyoruz.. Bu gerçek mi? İstanbul’un nüfusu 15 milyon. Bu arada, kapanma sürecinde toplam vaka sayısı Türkiye genelinde 260.000 civarında. Toplam vaka sayısı başından beri 5 milyon civarında. Vakaların %60’ı İstanbul’da. Yahu 17 günde 1 milyon PCR testi yaptı iseniz, tüm İstanbul nüfusunu çoluk çocuk 6-7 ayda test etmeniz gerekirdi. Bu işi araştırmak gerek. Bu mızrak çuvala sığmaz. İstanbullu evde, vaka sayısı güya hızla düşmüş, İstanbul önemli miktarda Anadolu ve tatil bölgelerine gitmiş 1 milyonu aşkın test yapılmış. Sahi şu döngü olayı ne oldu. Hani, kapatma iyi geldi demek için “vaka sayısını düşürmek” adına, semptom olmayanlara PCR testi yapılmayacaktı, ne oldu o iş! Zaten 24 döngü ile bu işin anlamı kalmayacaktı. 

 

Bu arada 1000 avukat, 10 bin tıp doktoru, Corona sorumlularını Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılatmak için harıl harıl dosya hazırlıyor. (https://youtu.be/Mc8db35yL3Y). 

 

Daha 5G’yi de konuşacağız. Önümüzdeki günlerde DSÖ kadar FAO’yu da konuşacağız. 

 

Dünya enerji konseyi FAO, DTÖ, WB IMF, DTÖ, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği IUCN, BM Çevre Programı (BMÇP -UNEP), Avrupa Çevre Ajansı APA, aynı zamanda UNEP ve WMO birlikte 1998’de IPCC: Hükümetler Arası İklim Değişikliği Panelinin adını daha sık duyacağız. 

 

Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp