Ağzı bozuklar ve terörist seviciler değil, makuliyet ve efendilik kazanacak!

Ağzı bozuklar ve terörist seviciler değil, makuliyet ve efendilik kazanacak!


Günlerdir, sansürlemeden paylaşamadığımız bir görüntüyü konuşuyoruz. Başrolde İyi Partili Milletvekili Lütfü Türkkan'ın oynadığı video.

 

Umarız siyasi hayatının kısa filmi olur.

 

Bingöl'de kendisine tepki veren bir şehit yakınını kıskıvrak, boynundan yakalamış, ümüğüne çökmüş halde tutarken ettiği küfürden bahsediyorum.

 

Nasıl oldu da Gazi Meclisimiz bu hale geldi?

 

Hayretler içindeyiz.

 

Siyasetçilerin Türkiyeli olmaktan bu kadar uzaklaştığı ve şuursuzlaştığı bir dönem daha olmuş muydu acaba?

 

"Bu hanıma haddini bildiriniz" diyerek Meclis'i başörtülülerin yuhalandığı, kovalandığı bir kolezyuma çeviren Bülent Ecevit'i, neredeyse bir asırdır dindarlığı bu topraklardan silip atmak isteyen katı laikçiliği bile anlayabiliriz, bugün yaşadıklarımız, şahit olduklarımız karşısında. Sonuçta hayallerindeki Türkiye'de bizim yerimiz yok deriz. Batılı, modern, tek tip bir Türkiye hayal ediyorlardı. Okudukları Robert Kolejdeki gibi zannediyorlardı Anadolu'yu. Mücadelemizi veririz, verdik de nitekim.

 

Ama kin tutmayız ve günün sonunda bu toplumu bir ve bütün tutabilmenin yolunun, her kesimle barışmak ve farklılıkları içermek olduğunu kabul ettiklerini varsayarak el sıkışırız.

 

Etmeseler bile sorun etmeyiz biz bunu.

 

Biz kim miyiz? Toplumu oluşturan makul çoğunluk. Farklılıkların, yeni toplumsal hareketlerin, madunların, ötekileştirilenlerin, marjinallerin eninde sonunda kendine yer bulabildiği o büyük çınarın altı yani.

 

Ama bir şeye tahammül edemeyiz. Bu ülkenin birliğini ve bağımsızlığını borçlu olduğumuz şehitlerimize küfür edilince iş değişir.

 

Aklımız almaz, yüreğimiz dayanmaz, kanımız donar.

 

Kardeşinin PKK tarafından parçalanan bedenini toplayarak toprağa vermiş bir kişiye, bacısı üzerinden en aşağılık küfrü eden Lütfü Türkkan hakkında, ben sizin bacınızım diyerek siyaset yapan genel başkanının nasıl bir tasarrufta bulunacağını milletçe merak ediyoruz.

 

Grup Başkan Vekilliğinden alınıp "Bir süre gözden uzak dur" tembihiyle mi yetinilecek yoksa partiden ihraç mı edilecek?

 

En ufak bir terslikte, çoğu zaman gerçek dahi olmayan duyumlarla hatta iftiralarla oluşturulan algılar neticesinde, istifa çağrısı yapan ve kamuoyuna ha babam "Bu ülkede neden istifa mekanizması kullanılmaz?" diyerek kamuoyu oluşturan muhalefet partileri bakalım şimdi ne yapacak? Bir kadını ağza alarak bir şehit yakınına yapılan bu küfür karşısında "Lütfü Türkkan istifa" diyebilecek mi?

 

Bekleyip göreceğiz.

 

Kadın siyasetçilerimiz var bir de; 7-8 Ekim'de ülkenin kanını emen teröristlere "serhildan" çağrısı yapan Selahattin Demirtaş'ın karısı üzerinden duygu sömürüsü yapan, CHP'lisi, HDP'lisi, İyi Partilisi, birbirine kahvaltıya giden, birlikte fidan diken, siyasette kadın dayanışması fotoğrafı veren, eş ve eş başkan kontenjanından boy gösteren.

 

PKK tarafından şehit edilen bir Kürt vatandaşımızın bacısına, Kürtçe lisanla PKK'yı lanetleyen ve "Oğlumun ayaklarına kapanıp özür dilemedikçe onu affetmeyiz" diyen anasına söyleyecek bir cümleleri var mı acaba?

 

Siyasetin ağzı hiç bu kadar bozulmamıştı, terörün gölgesi siyaseti hiç bu kadar karartmamıştı. Milletin kutsalları hiç bu kadar ayağa düşürülmemişti.

 

Ancak günün sonunda makuliyet kazanacak. Efendilik kazanacak.

 

Ağzı bozuklar, terör seviciler, işbirlikçiler, toprağın altında yatan şühedanın yaşayan bacılarına küfredenler değil elbette.

 

Hiç şüpheniz olmasın.

 

Makuliyet ve efendilik kazanacak.

Google+ WhatsApp