Ağır roman…

Ağır roman…


Türkiye için karar toplantısı denilen AB zirvesine bir kaç gün kala, gazete-tv yorumcularının, akademisyenlerin hatta siyasilerin hâlâ klasik dönem AB-Ankara ilişkileri varmış gibi kestirmelerde/tahminlerde bulunmaları garip…

‘Türkiye meselesi’nin bu zirveye ertelenmesinin bir sebebi, ABD seçimlerinin sonucunu görmekti. Şimdi de-ne çıkar bilinmez-ağır yaptırımlarından bahsedilmiyor ama eğer Biden kazanamasaydı, bu toplantının da gündeminde Türkiye yine öncelikli olmayabilir, olsa dahi yıl içinde yapılan benzerlerindeki sonuç çıkardı; hiç!..

Biden’la yükselen transatlantik ittifakı kutsama ayinleri, ABD ve Avrupa’nın gözyaşları içinde birbirlerine koştukları intibaı yaratıyor…

Transatlantik ittifakın tazeleneceği gerçek ancak her ülkenin Washington’a kavuşmak için aynı şevkle koştuğu değil. Evvel paylaştık; Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin, Rusya veya Çin’le ilişkilerini Biden için bozmayacağını gösteren çok iz var…

Ama Türkiye’de bilinmeyen bir üst gerçek daha var; Biden, transatlantik ittifaka, Avrupa ile ilişkilere önem/öncelik vereceğini belirtti ama.. Şöyle söyleyeyim; angajman kurallarının yeniden tanımlanması gerekecek!.. NATO dahil.

Bu yüzden, “ABD-Avrupa birleşiyor, Türkiye işte şimdi zora girecek” türünden kahvehane klasında yorum yapanlar bu satırları aklında tutsun!..

TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNİ NASIL BİLİRSİNİZ?..

Önce şu konuda anlaşalım ve önümüze gelecek her fırsat ve krizde mutabakatımızı cebimizden çıkarıp hatırlayalım; ABD ve Avrupa, Türkiye’nin şu ana kadar ‘büyük Ortadoğu’ ve zaman zaman onun da sınırlarını aşarak gerçekleştirdiği müdahalelerden memnun değil. Bundan sonra tekrarlanmasını istemiyorlar. Biden da tam böyle düşünüyor. Bu yüzden genel olarak Ankara’ya özel olarak TSK’ya alerjileri var…

Türkiye’nin stratejik özerkliğini pekiştirmesi onlar için zaten dert ama büyük problem, Ankara’nın çok kutuplulukta potansiyel görüyor olması!..

Ankara, Batı ile ilişkilerinin artık eskisi olmayacağına ilişkin yapısal bir zihin tazeleme süreci geliştiriyor. Nedenleri malûm. Ardı ardınca atılan ve her biri Batı ile krize neden olan; tüm yönlerden gelen tehditleri sınırından itekleme girişimleri, ekonomiden, savunmaya ve siyasal duruşların yapılanmasına kadar tüm adımlar, Türkiye’nin arınma sürecinin kompartımanları, bağımsızlığına yapılan yatırımlardı…

Fakat…

Ukrayna, Karadeniz, Gürcistan, Libya, Doğu Akdeniz, Suriye gibi tüm ağır kriz coğrafyalarında Türkiye, ABD’yi uçurumun kenarına kadar ittiyse de, düşmesine izin vermedi! Hatta kimilerinde sessiz anlayış birliği geliştirdi.

Adı geçen ülke ve bölgelerde, var ise ABD’nin Türkiye’ye yönelik tehlikeli amaçlarına set çekti, bitiremediği yerde sendeletecek kadar itekledi. Ancak yine aynı bölgelerde varlık ve çıkarları bulunan Rusya’nın kazanmasına da izin vermedi. Hatta sıklıkla rahatsız etti. Libya, Ermenistan, Gürcistan, Ukrayna örnektir.

Bu tüm satranç tahtasına değil, “merkezine” ağırlık veren bir dış politika ayarıydı ve bu haliyle ilk kez kaleme alınıyor…

Bu incelikte, bol gambitli, geleceğe matuf tasarlanmış böylesi planlamaların sonuçları şimdiden belli olmaz. Ama şimdiye kadar iyi gitti.

YENİ JEOPOLİTİK FALAN YOK.. DAĞILIN…

‘Artık görülmemiş olamaz’ diye düşündüğümüzden, ABD ve Biden’ın şartlarının aklına her geleni yapma gücünü zayıflattığını yazıp, geçiyorduk. Ama Avrupa ve Türkiye’deki kimi ‘kutlamalar’ o kadar kör ki…

ABD’deki iç krizin çeşitliliği ve büyüklüğü, ittifaklarını, ittifaklar arasındaki/üzerindeki kontrolünü zafiyete uğratıyor. Bugünden yarına yamanacak bir sökük de değil bu.

Yerimiz yettiği kadar bir kaç örnek…

AB’nin patronu Berlin’in ABD ile ilişkilerinin nasıl olması gerektiğine yönelik duruşunu önceki yazıda örneklemiştik. Bugün Avrupa’nın Rusya’ya bağımlılığını artıracak ‘Kuzey Akım-2’ hattının -ki yüzde 95’i bitmiş durumda-tamamlanıp, tamamlanmayacağı konuyu daha netleştirecek.

Rusya ve Almanya bunun yapılmasını istiyor. Ve Almanya bir hafta önce Baltık Denizi’nde hattın geçeceği bölgelerde Navtex ilan etti. Hemen ardından ABD’nin tehdide varan tepkisi geldi…

ABD’nin Almanya Büyükelçisi Robin Quienville: “Kuzey Akım-2 boru hattı projesini durdurun. Almanya ve AB’nin boru hattının inşası için moratoryum ilan etmesi için şu an en doğru zamandır. Rusya’nın kötücül tavrını red yönünde güçlü bir işaret olacaktır”! Amerika’nın Almanya’ya yaptırım uygulayabileceği fikri Berlin’i geriyor…

Venezuela…

Amerika’nın dibindeki bu ülke direndi ve geçtiğimiz Pazar günü yapılan seçimlerin ardından Maduro yaklaşık yüzde 70 oyla kazandı. Çanak yalayıcı Guaido ise seçimleri boykot etti. ABD sonuçları tanımayacağını açıkladı. Venezuela’nın başarısında Çin, Rusya ve bir kaç ülkenin doğru duruşunun bulunduğunu anımsayalım.

Biden bu konuda ne yapacak dersiniz?

3,5 yıl önce BAE, Bahreyn ve Mısır’ın katılımıyla Katar’ı ekonomik ablukaya alan S. Arabistan’ın bugün durumu nasıl kurtarmaya çalıştığını görüyoruz. ‘İbrahim Anlaşması’ndan uzak duruyorlar, BAE’nin emrinde görünmek istemiyorlar, İsrail’e yakınlaşmayı sınırlıyorlar, Türkiye temaslarını artırdılar. Korkuyorlar. Veliaht efendinin Ankara’ya bakacak yüzü zaten yok ama müstakbel krallığının, ABD’nin ‘Suud ailesi içindeki’ muhalefetle bir araya gelip sabote edileceğinden ödü patlıyor.

Ortadoğu’da İsrail merkezli yeni jeopolitikten hâlâ söz edebilir miyiz? Ölmediyse de yaralı.

İran… Biden’lı süreçte yükseleceği, bunun İsrail ve Körfez’de tedirginlik yarattığı gerçeği nasıl tezahür edecek? Kafkaslar’daki yeni duruma ve Rusya-Türkiye’ye uyumlu mu, Çin ve Pakistan’la yakın mı? Bu da ABD için eskisi kadar kolay olmayacak…

Biden ve Avrupa, Türkiye ile ilişkilerinde ‘oyuna katılmayı’ tercih etmeli.

Müttefik tavsiyesidir!

Google+ WhatsApp