Afrika Birliği Zirvesi

Afrika Birliği Zirvesi


Bilindiği üzere Afrika dünyanın en çok sömürülen kıtasıdır. Sömürgeci güçler hâlâ buradan ellerini çekmediklerinden beşeri ve doğal kaynaklarını çok basit karşılıklarla kullanmaya devam ediyorlar. Onlar, Afrika’daki çıkar kaynaklarının kurutulmaması ve ucuz iş gücü imkânlarının ellerinden alınmaması için bu kıtadaki siyasi mekanizmaları da kontrol altında tutmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla kıta ülkeleri arasında güçlü bir ittifak oluşmasını, bu yüzden de Afrika Birliği’nin bir güç birliğine dönüşmesini istemiyorlar.

 

Afrika’da bir çatı örgüt oluşturulması için ilk adım 1961’de Libya’nın Sirte şehrinde atıldı. Bundan iki yıl sonra yani 1963’te Etiyopya’nın başkenti Adis Ababa’da Afrika Birliği Teşkilatı adıyla bir ittifak oluşturulması kararlaştırıldı. 8-10 Temmuz 2002 tarihinde Güney Afrika’nın Durban şehrinde gerçekleştirilen zirvede ise isim Afrika Birliği olarak değiştirildi. 

 

Afrika, diyebiliriz ki dünyanın en çok ihtilaflar, sorunlar ve çekişmeler yaşayan kıtasıdır. Son elli yılda yaşanan çekişmeler yüzünden milyonlarca insanı katledildi veya yaralandı, milyonlarcası da evlerini terk edip başka topraklara göç etmek zorunda kaldı. Göç edenlerin önemli bir kısmı hâlâ evlerine dönemedi, mülteci kamplarında hayatını sürdürüyor. Afrika denince genellikle açlık ve yoksulluk akla gelir. Bu kıtadaki toplu ölümlerin en önemli sebebinin de açlık ve salgın hastalıklar olduğu düşünülür. Oysa çatışmalar, ihtilaflar ve savaşlar yüzünden de çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir.

 

Afrika’daki ihtilaflar ve çekişmeler iki kategoriye ayrılır: Dâhilî ve komşu ülkeler arasındaki sorunlardan kaynaklananlar. İç çatışmaların bazıları iktidar kavgalarından, bazıları da farklı etnik unsurlar ve kabileler arasındaki hak ya da yetki sorunlarından ileri gelir. Afrika, çok farklı kabileleri, aşiretleri bünyesinde barındırıyor. Yüzlerce dil konuşuluyor. Dolayısıyla ortalığı karıştırmak, fitne çıkarmak isteyenlerin rahatça istismar edebileceği bir altyapı var. Ayrıca devlet bünyesinde belli bir etnik unsurun veya kabilenin iktidarı ele alması durumunda kendi adamlarını kollayıp diğerlerini ikinci plana itmesi de fitne ateşini körüklüyor.

 

Bazı ülkelerdeki iç çatışmalar veya komşular arasındaki birtakım kavgalar sona ermiş olsa da kıtanın hâlâ birçok ülkesinde ve bölgesinde sorunlar, kanlı çatışmalar sürüyor. 

 

Bu kıtanın sorunlarının çözülmesi ve güçlerinin birleştirilmesi amacıyla bir çatı örgüt olarak kurulmuş olan Afrika Birliği, 35. Zirvesini geçtiğimiz hafta sonunda yani 5-6 Şubat 2022 tarihlerinde Etiyopya’nın başkenti Adis Ababa’da gerçekleştirdi. 

 

 

Zirveye ev sahipliği yapan Etiyopya’nın da, şimdilik nispeten kontrol altına alınmış olsa da kuzey bölgesindeki Tigray meselesinden dolayı yakın zamana kadar çok ateşli çatışmalara ve çalkantılara sahne olduğu biliniyor. Bu ülke, aynı zamanda Mavi Nil sularının paylaşılması meselesinden dolayı Nil havzası üzerindeki Sudan ve Mısır ile de ihtilaflı durumda. 

 

Bu seferki Afrika Birliği Zirvesi aynı zamanda kıtanın batı kesimindeki ülkelerde arka arkaya askeri darbelerin gerçekleştirildiği döneme denk geldi. Orta kesimindeki Çad’da da cumhurbaşkanı İdris Debi’nin cephede öldürülmesinden sonra yönetimi askeri konseyin devralmasından dolayı sıkıntılar var. 

 

İttifaka üye ülkeler kendi içlerinde çeşitli sorunlarla karşı karşıya olmakla birlikte son zirvenin en çok öne çıkan gündem maddesinin, Afrika Birliği Konseyi başkanının kararıyla gözlemci üyeliğe kabul edilen siyonist işgal rejiminin bu üyeliğine son verilmesi konusuydu. Bu konunun gündem maddeleri arasında yer alması için Cezayir büyük çaba harcadı. Zirvede de siyonist işgal rejiminin gözlemci üyeliğinin dondurulmasına, nihai kararın ise gelecek zirveye bırakılmasına karar verildi. Bunda diyebiliriz ki Cezayir’in çalışmalarının yanı sıra Uluslararası Af Örgütü’nün zirvenin hemen öncesinde yayınladığı ve siyonist işgal rejiminin sistematik ırk ayrımı politikası uyguladığına dair raporunun da önemli bir etkisi olmuştur. 

Google+ WhatsApp