Affetmek özgürleştirir

Affetmek özgürleştirir


“Annemi on yaşındayken kaybettim aradan bir yıl geçtikten sonra babam evlendi ve annemin bıraktığı huzurdan hiçbir eser kalmadı. Üvey annemden çok şiddet gördüm, cezalandırıldım, aç bırakıldım. Üvey annemin şiddeti yatılı liseyi kazanıncaya kadar sürdü, liseden sonra üniversite ve iş hayatı derken vakit çok çabuk geçti. Üvey annem ben üniversitedeyken hatasını anlamıştı ve defalarca özür diledi ama affetmedim. Bayramlarda babamın hatırı için giderdim, mahcup bir şekilde yanıma oturur ve ‘o zamanlar cahildim, hakkını helal et’ derdi ama tarafına bakmazdım. Üvey annem iki sene önce vefat etti ama ona olan öfkem hiç bitmedi…” (B.K.)

 

Bir okurumun paylaştığı bu ifadeler şiddetin geride bıraktığı hasarın sadece mağduru değil, mağdur edeni ve buna tanık olanı da etkilediğini gösteriyor. Anneyi kaybeden bir çocuğun ondan kalan hatıralarla avunmaya çalışması ve beklenmedik bir anda kendini şiddet sarmalının içinde bulması ikinci bir travma sebebidir. Çocuk annenin enerjisi ile bütünleşen evinde kendisini dışlayan, darp eden, cezalandıran bir anne figürü ile yaşamak zorunda kalıyor ve evden ayrılacağı günü iple çekiyor. Çocuk öfkeyi biriktiriyor ve üvey anne hatasını ikrar edip özür dilese de onu affedemiyor. Üvey anne vefat ediyor, öfkeyi sırtında taşımaya karar veren genç ise esareti tercih ediyor. Genç affedip özgürleşmek yerine öfkesinin tutsağı haline geliyor ve kendini dar bir alana hapsediyor.

 

Şiddet travma nedenidir dolayısıyla kişinin bedenini ve ruhunu acıtan kimseyi affetmesi kolay olmayacaktır. Ancak muhatabına kucak açıp sevgiyi tercih ettiğinde sırtındaki yükten kurtulduğunu fark edip özgürleşecektir. Bir insanın hatasının farkına varıp özür dilemesi erdemdendir ve bu kişi kim olursa olsun affedilmeyi hak eder. Kişinin hatasıyla yüzleşmesi ve incittiği kişiden helallik istemesi kıymetlidir ki; birçok kişi hatayı telafi etmeyi bir zayıflık olarak görür ve kendini haklı çıkaracak gerekçeler ileri sürerek şiddeti sürdürür.

 

Kişinin sorunlarını makul şekilde çözüme götürmek yerine şiddeti tercih etmesi bir hak ihlalidir dolayısıyla hem tövbeyi hem de özrü gerekli kılar. Ancak burada inciten ilk adımı atıp özür dilediğinde incinen özrü kabul edip muhatabını affetmelidir. Yüce dinimiz affedici olmayı tavsiye ediyor ve bunun her iki taraf için de kazanca dönüşeceğini haber veriyor.

 

Öfke bir yüktür kişi affederek bu yükten kurtulur ve ruhen kendini daha rahat hisseder. Peki, o halde neden affetmeyi tercih etmeyelim? Neden bu yükü sırtımızda taşımaya devam edelim? Unutmayalım öfke esarettir, affetmek ise özgürleşmektir.

Google+ WhatsApp