Adis Ababa hükümeti zorda

Adis Ababa hükümeti zorda


Uzun süre Diriliş Barajı meselesinden dolayı gündemde kalan Etiyopya hükümetiyle ilgili gündem şimdi tamamen değişmiş durumda. Artık bu ülkeyle ilgili olarak öne çıkan konu Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’nin (TPLF) ısrarla sürdürdüğü savaştan dolayı yaşanan kriz. 

 

Nil Irmağı’nın sularının paylaşılması konusunda Mısır ile Sudan arasında geçmişte imzalanmış anlaşmaların kendisini bağlamayacağını, bu konuda sınır aşan sularla ilgili uluslararası hukukun uygulanması gerektiğini söyleyerek Mısır ve Sudan’ın çözüm önerilerini kabul etmemekte ısrar eden Etiyopya hükümeti bu meselede biraz da, özellikle Çin gibi bir küresel gücü arkasına almanın verdiği cesaretle bileğini daha güçlü hissediyordu. 

 

Ama başlangıçta çok ciddiye almadığı TPLF’nin tahmin ettiğinden daha çetin çıkması karşısında zorlanmaya başladı. 

 

Şu anki Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed iktidarı ele geçirmesinden sonra, ülke nüfusunun sadece %6’lık kesimini oluşturan Tigraylıların bir siyasi ve askeri hareketi niteliğindeki TPLF’nin devlet kurumlarında önemli mevkileri ele geçirmiş olmasını içine sindiremediği için bu örgütün birçok ileri geleninin görevine son vermişti. Bu politika örgütün tepkisine neden olmuştu. Ancak bardağı taşıran hadise Abiy Ahmed’in Eylül 2020’de yapılması planlanan genel seçimleri koronavirüs bahanesiyle ertelemesi oldu. 

 

TPLF erteleme kararını kabul etmeyerek kendi bölgesinde seçim yapmış, merkezi hükümet de bu seçimleri resmen geçersiz sayarak tanımamıştı. Bunun üzerine TPLF adamlarıyla meydanlara çıkarak hükümeti protesto etti. Hükümet güçlerinin bu örgütü kolay sindirebileceğini düşünerek gösterilere müdahale etmesi ise çatışmalara ve gerilimin cepheye taşınmasına neden oldu. 

 

Bazı dış müdahalelere ve arabuluculuk girişimlerine rağmen çatışmalarda TPLF’nin ilerleme kaydettiği, Adis Ababa hükümetinin ise sürekli mevzi kaybettiği haberlerde belirtiliyor. 

 

Son günlerde ise TPLF hedefi büyüterek taraftarlarına başkent Adis Ababa’yı ele geçirmeyi amaçladıkları mesajı verdi. 

 

Bu çatışmada her ne kadar hükümet cephesinde savaşanlar devletin ordusunun ve güvenlik teşkilatlarının elemanlarından oluşuyor olsa da bu cephe savunma, TPLF saldırı konumundadır. Saldırı konumunda olanlar ise stratejik olarak her zaman daha baskın ve etkin durumdadır. 

 

Bu arada cephede sıkışan Adis Ababa hükümetinin, başkentte ve kontrolündeki diğer bölgelerde Tigray halkına mensup bazı önemli şahsiyetleri gözaltına aldığı haberlerde dile getirildi. Gerçi emniyet teşkilatı adına yapılan açıklamada, polislerin Tigray halkına mensup olanları değil TPLF’ye destek veren ve birtakım terör olaylarına girişmelerinden endişe edilen şahısları gözaltına aldıkları ileri sürülse de bu uygulama, söz konusu örgütü cephe gerisinden sıkıştırmaya çalışma ihtiyacından doğmaktadır ve bu da cephede sıkışmış olmaya işaret eder. Çünkü eğer ki böyle bir sıkışmışlık söz konusu olmasaydı hükümet güçleri böyle siyasi irtibatlardan dolayı ve niyet okumadan yola çıkarak etkin şahsiyetleri gözaltına alma yoluna gitmenin stratejik açıdan kendilerine olumsuz bir yansımasının olacağını hesaba katar ve böyle bir yola girişmekten kaçınırlardı. Böyle bir olumsuz yansımayı göze alarak bu yola başvurma ihtiyacı duymaları, kendilerine karşı savaşan örgütü sıkıştırma konusunda ellerindeki diğer araçların etkisini kaybetmeye başladığını gösterir. 

 

Bu arada Adis Ababa yönetimi, meselenin çözüme kavuşturulması ve bir uzlaşma sağlanması için Afrika Birliği’nin yaptığı arabuluculuk teklifini kabul ettiğini açıkladı. Devlet Bakanı Rıdvan Hüseyin, Etiyopya’daki iç savaşın son bulması için Afrika Birliği’nin girişimini kabul ettiklerini duyurdu. Bu arada uzlaşmaya yanaşması durumunda TPLF hakkındaki “terör örgütü” tanımlamasını kaldırmayı da gündemlerine alabileceklerini ama bu örgütün şiddet suçlarını işlemeye devam etmesinin bu konuda engel teşkil ettiğini dile getirdi. 

 

Ama gidişat Afrika Birliği’nin girişiminin meseleyi kısa sürede çözüme kavuşturmasının da çok kolay olmayacağını gösteriyor. 

Google+ WhatsApp