Adanmış Ömürler

Adanmış Ömürler


Geleceğin inşasında geçmişin birikimi oldukça önemli ve hayati bir dayanak noktasıdır. Tarihsel süreç, özellikle de yakın tarih, bugünümüzü ve geleceğimizi doğrudan etkileyen bir sürekliliğe sahiptir. Bu bağlamda tarihin, özellikle yakın tarihin canlı tanıkları ve be-tahsis davaya adanmış ömürler, bugünü ve yarını şekillendirme çabası içinde olanlar için paha biçilmez bir kıymet ifade ederler.

Bugün İslâm’ı yüceltme davası güdenler, geçmişin İslami mücadele geleneğine sahip çıkmalı, bu mirası bir dayanak ve hareket noktası almalı ve öncü nesle vefa göstermelidir. Zira onların fikri birikimlerinden, eserlerinden istifade etmek, bizim için bir kadirşinaslık olmanın ötesinde bir mecburiyet, hatta görevdir. 

Tek Parti döneminde İslami eğitime ve İslâm’ın bizatihi kendisine getirilen engel ve yasaklamaların, insanımızın İslam›la ilişkisini ne denli olumsuz etkilediği açıktır. Ama bu durumun aynı zamanda uzun soluklu bir direniş bilincine vücut verdiği de bilinmelidir. Ellili yıllarda başlayan İmam Hatip OkuluKur’ân Kursu ve cami inşa çabaları ile altmışlı yıllardan itibaren başlayan yayın ve tercüme faaliyetlerinin yetmişlerde semere vermesi ciddi bir İslâmî hareketliliğe zemin hazırlamıştır. Her on yılda bir tekrarlanan askeri darbelerle bu hareketlilik önemli oranda eylem planından düşünce planına kaymış, böylece İslamlaşma belirgin bir ivme kazanmıştır. İşte bu süreçlerde oldukça zor ve kısıtlı şartlarda, farklı alanlarda ve çeşitli biçimlerde İslâm davasına katkılarda bulunan öncülerimizin hakları teslim edilmelidir. 

İmdi, bu mülahazalarla 2000’lerin başlarında Umran dergisinde yayınlayıp 2010’da Geçmişten Geleceğe Ko(nu)şanlar / Davaya Adanmış Ömürler” ismiyle hacimli bir kitap olarak Araştırma ve Kültür Vakfı Yayınları arasında çıkardığımız çalışmadan seçtiğimiz çarpıcı bölümleri yeniden gözden geçirip, adını da “Adanmış Ömürler” diye kısaltarak Pınar Yayınları’ndan istifadelerinize sunduk (pinaryayinlari.com).

Yirminci yüzyılın Türkiye’sindeki Müslümanların hâli pür-melâlini bir bütün olarak resmetmeye yarayan parça görüntüler niteliğindeki hatıraları, şimdi birçoğu aramızda olmayan üstatlarımızla, hocalarımızla, ağabeylerimizle kısaca davaya ömürlerini adamış büyüklerimizle görüşüp konuşarak derlemiş, onların engin ve zengin tecrübelerini, bizzat yaşadıklarını ya da tanık olduklarını sonraki nesillere aktarmanın üzerimize bir borç olduğu bilinci ve sorumluluğu ile hareket etmiştik. Merhum Mehmet Said Çekmegil ağabeyle Malatya’da hasta yatağında iken yaptığımız ilk konuşmaya, daha sonra Şule Yüksel Şenler, Ahmed Yüksel Özemre, Ahmet Muhtar Büyükçınar, Hayrettin Karaman, Sabahaddin Zaim, Tahir Büyükkörükçü, Hekimoğlu İsmail, Mehmet Şevket Eygi, Ali Özek, Ali Rıza Demircan, Süleyman Arif Emre, Mahmut Toptaş, İsmail Lütfi Çakan ve diğer öncülerimizle devam etmiştik… 

Türkiye’de İslâmî varlığın oluşumu ve gelişimi için taşın altına ellerini koymakla kalmayıp bütün imkânları ile hayatlarını bu davaya adayan kahramanlarımızdan otuz ikisinin ibret ve ders yüklü mücadele serüvenlerinden bir kısmını sizlerle paylaşabildik. Hiç şüphe yok ki, bu kutlu davaya omuz veren, dava uğrunda olağanüstü emekler sarf eden, çileler çeken nice öncülerimizüstatlarımız ve isimsiz kahramanlarımız vardı ve elbette şimdi de var. 

Şairin güzel ifadesiyle: “O güzel insanların çoğu güzel atlara binip gittiler.” Geride kalanlarsa “Kaf Dağı büyüklüğündeki dava yükünü” bütün tazeliği ve zindeliğiyle omuzlamak zorundalar.

Bu arada, kitapta yer alan yaşanmışlıkların, bir yandan bize “nereden nereye geldiğimizi”, diğer yandan da günümüz Müslümanlarının ihtilaf ettikleri detayların son derece az ve ihmal edilebilir, ittifak ettikleri esasların ve sabitelerinse sayılamayacak kadar çok olduğunu öğrettiğini hatırlatmalıyım. 

Kitabı eline alan okuyucunun ilk bakışta tanıyıp hatırlayacağı isimlerin yanında, unutulmuş ya da ihmal edilmiş değerli büyüklerimizin anlatımlarına ve pek az bilinen ve hatta hiç bilinmeyen tecrübelerine yer vermeye özel bir gayret sarf ettiğimizi söyleyebilirim. Umuyorum ki, yakın tarihin canlı tanıkları olan Adanmış Ömürler”in bizzat yaşadıkları ve ilk ağızdan anlattıkları tecrübeler gençlerimizin dünü, bugünü ve yarını bir bütün hâlinde değerlendirip geleceğe emin adımlarla ilerlemelerinde kendilerine önemli ipuçları sunacaktır. Kitapta hatıralarına yer verdiğimiz büyüklerimizden vefat edenlerin cümlesine Fatihalarla Cenâb-ı Hak’tan gani gani rahmet, berhayat olanlara da sağlık, sıhhat ve hayırlı ömür dilerim.

Google+ WhatsApp